En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bayram olmasaydı sorardım!



Kenan Evren darbe yapıp anayasayı ortadan kaldırdığında, “anayasayı korumakla” görevli kurumun üyeleri “darbeci paşaya teşekkür” kuyruğuna girmişlerdi.

Pakistan’daki yargıçlar kadar bile olamamışlardı...

İsmini “anayasa”dan alan kurum böyleydi de, diğerleri farklı mıydı?

Değildi...

Bütün üst yargı kurumu yetkilileri, 12 Eylül sabahı, “yeni hal”i onayladıklarını bildiren açıklamalar yapmış, Silahlı Kuvvetlerimizin bu şahane girişimini desteklemişlerdi...

Hadi diyelim ki her darbe kendi hukukunu dayatır ve “iş üzerinde” hiçbir darbenin meşruiyeti sorgulanmaz...

Fakat, darbe destekleme alışkanlığı sonraki yıllarda da sürdü.

Üst yargı kurumlarından birine başkanlık eden değerli bir zat, önceki gün çıktı, “12 Eylül anayasasının değiştirilmesine karşı olduklarını” söyledi; bu tasarruf çok yanlış olurmuş, hukuku zedelermiş, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırırmış, filan.

Hayır, bu sözleri anlamlandırmaya çalışmayacağım...

Konumuz bu değil...

Her şey kabak gibi ortada... Neresini anlamlandıracaksın ki?

Üst yargı kurumlarına vaziyet eden yargıçlarımız özetle şunu demek istiyorlar: “Kemalist sistemi yaşatan ve güncelleştiren darbelerdir. Biz bu yüzden darbelerin karşısında olmayız. Hatta, referanslarını Kemalizm’den alan her türlü darbeyi destekleriz, her türlü muhtıraya alkış tutarız...”

Diyeceksiniz ki, “Bu tavrın hukukla, hukukun üstünlüğüyle, hukuk devleti ilkeleriyle alakası yok...”

Doğru, yok...

Kimse de bu tavrı “hukuk”la telif etmeye kalkışmıyor zaten. Tavır sahiplerinin de böyle bir iddiası yok... “Hukuk”la maskelenen şey, sadece güç ilişkileri...

Neyse, dağıtmayalım... 12 Eylül anayasasını değiştirmenin çok yanlış olacağını söyleyen yargıç konuşmasını bitirdiğinde, gözler o yargıcı o makama atayan kurulun başkanına çevrildi.

Mutlu ve mütebessim bir çehreyle bakıyordu.

Çıkışta mikrofon uzatıldı kendisine... Referanduma sunulmuş anayasa değişikliği paketi soruldu.

Ne desin?

Mücadelelerinin sonuna kadar süreceğini söyledi.

Kimse de, “Ne mücadelesi? Parlamentodan çıkmış, halkoyuna sunulmuş bir anayasa değişikliğine karşı ne mücadelesi veriyorsunuz? Bu yetkiyi kimden aldınız? Yargının ayrıca, parlamentodan çıkan kararlarla savaşmak gibi özel bir görevi mi var?” diye sormadı.

Devam etti kurul başkanı:

Bazı siyasetçilerin “tavassut” için kendisine geldiklerini, gelenlerden birinin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olduğunu, böyle böyle elinde tam dört adet tavassut notu biriktiğini söyledi ve “iktidarın ne kadar da müdahaleci bir iktidar olduğunu” örneklendirmiş oldu.

Kimse de, “Tavassuttan yakınıyorsunuz ama oturup atama listeleri hazırladığınız eski bakandan hiç söz etmiyorsunuz? Elinizde Seyfi Oktay’a ait kaç adet tavassut notu var? Bunları da saklıyor musunuz? Atamalardan önce hangi kıramayacağınız siyasetçilerden telefonlar aldınız? Bir gün bunları da açıklayacak mısınız?”  diye sormadı.

Bayram olmasaydı ben sorardım...

Hayırlısıyla bayram bitsin, 12 Eylül’e ulaşabilelim, oyumuzu kullanalım...

Daha çok konuşacağız...

Bu hamur daha çok su kaldırır...



Bu yazı 505 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,490 µs