En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

12 Eylülcüler vicdanen çok zorlanacak



Bugün Washington’da başlayacak olan Filistin-İsrail arasındaki doğrudan görüşmeler öncesi Orta-Doğu’daki “savaş lobisinin” provokasyonları... Biten ama hava muhalefeti yüzünden...

...pratik olarak ilk gün işe yaramayan balık av yasağı...

Futbolda sona eren transfer dönemi...

Yunanistan’ı yenerek grup lideri olma ve dolayısıyla turnuvanın en güçlü takımı ABD ile karşılaşmama olanağını yakalayan basketçilerimiz...

Dün, Dünya Barış Günü’ne denk gelen ABD-İran Basket maçı...

Ve freni kopmuşa benzeyen referandum tartışması...

***

Akıldan...

Mantıktan...

İzandan kopmuş ve gözünü karartmış bir “siyasal iktidar” kavgası olmasa, “12 Eylül rejimi”nde sınırlı bir gedik açacak olan yetersiz, kısıtlı ve gecikmiş bir anayasa değişim paketi tartışır mıydık?

Ve bu askeri darbenin bizzat mağduru olanların bile, sırf AK Parti düşmanlığı nedeniyle “12 Eylül rejimi”ne “evet” demesi anlaşılır bir şey mi?

Ama buralarda “siyasal çıkar” aklı kör ediyor...

AK Parti düşmanlığı, insanları “12 Eylül rejimi”nin bekçisi haline getirebiliyor...

***

Bu değişikliklerle AK Parti’nin rejimi ele geçireceğini iddia edenler, “vesayet rejiminin” bekçisi olarak görüp sığındıkları Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çaldılar... Anayasa Mahkemesi, bir iki değişiklikle bu değişim paketine “vize” verdi.

Örneğin bu gelişme karşısında CHP’nin, özgürlükleri kısmen genişleten ve Anayasa Mahkemesi’nin “onayını” almış bir değişişim paketine “evet” demesi gerekmez mi?

AK Parti karşıtlığı, insanı “12 Eylül rejimi”nin savunucusu ve taraftarı yapabilir mi?

Vicdanen bu nasıl mümkün olabilir?

***

Hele hele Güneydoğu...

Bir taraftan 12 Eylül’ün cehennem işkencelerinin yaşandığı, o askeri rejimin “insanlık ayıbını” unutturmamak için Diyarbakır Cezaevi’nin müze olup olmamasını tartışırken, bir yandan da 12 Eylül rejiminde gedik açmaya bitaraf kalmak... 

Her şeyi bir yana bırakın...

Anayasanın 145. maddesindeki sırf şu değişiklik bile “evet” demek için yeterli: 

“Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir.”

Bu ne demek?

Askerler, askeri suç dışında “sivil yargıda” yargılanacak demek...

Alavere, dalavere olmayacak, askeri vesayet rejimi elini kolunu sallayarak ortalarda dolaşmayacak demek...

Buna “hayır” demek...

Bunu “boykot “ etmek...

12 Eylül rejiminin siyasi partiler yasasına göre kurulmuş partilerinin, ikbal kavgası yapayım derken, “askeri rejimin” destekçisi haline gelmeleri anlamına gelmiyor mu?

***

Tek parti rejiminin...

12 Eylül zihniyetinin keskin bir muhalifiyseniz...

Bu rejimdeki açılacak her deliğe, bu rejimi törpüleyecek her adıma destek mi verirsiniz, karşı mı çıkarsınız? “12 Eylül rejimine karşıyım ama AK Parti’den nefret ediyorum” o halde “hayır” demeli ve “12 Eylül rejimine destek vermeliyim” gibi bir mantık olabilir mi?

Üstelik...

Muhtemelen hem AK Parti’den, hem de AB’den aynı anda nefret eden “otoriter ve totaliter bir rejimin” halktan nefret eden bir fanatiği değilseniz, AB de bu değişim paketini “yetmez ama evet” kıvamında buluyor...

Hatırlayın...

Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararı ertesinde Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre ne demişti?

Flautre, Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararını “ustaca orta yol çözüm” olarak nitelendirerek, genel seçimlerin ardından tüm siyasi partilerin yeni anayasayı gündemine almalarını istemişti.

Ve “bu sınırlı reform ülkenin demokratikleşmesinin önünü açsa da 1982 Anayasası’nın antidemokratik ruhunu değiştirmemektedir” değerlendirmesinde bulunmuştu...

Zaten hepimizin yüksek oranda bir “evet” aranışının sebebi de, AK Parti dâhil hiç kimsenin geri dönemeyeceği ve erteleyemeyeceği bir anayasa ile “12 Eylül rejimi”nin havaya uçurulmasını sağlamak değil mi?

***

Evet, halk oylamasına on gün kaldı.

Aklı kör olmamış ama anayasa paketine “hayır” vermeyi düşünerek, dolaylı ya da doğrudan 12 Eylül’e destek verecek olanların “mantıken de vicdanen de” işi zor...

AK Parti’ye kızarak “12 Eylülcü” olunamaz çünkü...

star



Bu yazı 409 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,179 µs