En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Sizden her şey beklenir!



Kim demiş, “CHP çözüm üretmeyen, devletin söylediklerini tekrarlamak dışında yeni hiçbir şey üretmeyen bir partidir” diye...

Bu tür lafları ben ediyordum...

Şimdi pişmanım.

Üstelik, Türkçem de giderek bozuluyor... Mesela, “üretmek” sözcüğünü aynı cümle içinde iki kez kullandım... “Giderek” fiilinde takdim tehir yapmam gerekiyordu, yapmadım... Sadece CHP yazarsam, Başbakan’ın kusurlarını görmeyip Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenirsem böyle olur. Oh olsun bana...

Konu ne?

Sencer Ayata diye bir bilim adamı var.

İyi niyetli, saf, temiz bir aydındır.

Kent sosyolojisi dalında uzmandır. Siyaset sosyolojisi konusunda da fena değildir. İyi bir hocadır. Öğrencileri tarafından sevilmektedir.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı güzelliklerden biri de, bu değerli bilim adamını siyasete kazandırmak olmuştur.

Sencer hoca, biliyorsunuz, “değişim rüzgârları”nın estiği yeni dönemde CHP’ye girdi, Parti Meclisi’ne seçildi. Sonra da, “CHP Bilim ve Kültür Platformu Başkanlığı”na atandı. Harika oldu.

Peki, hoca ne iş yapacaktı partide?

Muhtemelen şöyle demişlerdir: “Sen bilim adamısın, sosyologsun, otur şu başörtüsü sorununa bir çözüm üret...”

Hocanın çözümü belliydi aslında...

Fi tarihinde, ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde müdürlük yaparken başörtülü öğrencileri okula almamış, bu sorunu “kökünden” halletmişti... Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin de “yasak” yönünde aldığı birtakım kutsal kararlar vardı... Zaten “çözülmüş” bir meseleye çözüm üretmek de nerden çıkmıştı?

El mahkûm, oturdu, araştırdı ve kimselerin aklına gelmeyen şu müthiş çözümü buldu: “Öğrencinin saçını tamamen kapatması şart değil... Saçın bir bölümü görünebilir.”

Baş bağlama şekline göre bulunan bu çözüm, hocanın bazı sosyolojik gözlemlerine dayanıyordu.

Bu gözlemleri üç öbekte toplayabiliriz:

BİR- Anadolu’da işçi ve çiftçi kadınların saçları bazen gözükebiliyor. Saçı hiç göstermeden kapanma, örtme acaba İslam’ın bir koşulu mudur? Din adamlarının görüşleri alınabilir.

İKİ- Çözüm üretmek istenirse ara yollar bulunabilir. Geleneksel baş bağlama tarzlarımızda saçın tamamen kapatılması şart değil. Bu konuda uzlaşılabilir.

ÜÇ- Türban tarzı baş bağlama son yıllarda kentlerde çoğaldı. Bu modaya uyanların çoğunluğu doğrudan siyasi kimlik vurgusu yapmıyor. CHP mitinglerinde bile bu tarz baş bağlayanlar çoğaldı. Bunu siyasal kimliğe çevirme eğilimi daha fazla üniversitelerde görülüyor.

Hoca, çalışmasını nihai olarak Ekim ayında tamamlayıp “ilgili birimlere” sunacak.

İlgili birimler de diyecek ki, “İşte öz verdiğimiz gibi, başörtüsü sorununu biz çözüyoruz...”

Nasıl?

Harika, değil mi?

Fakat, birileri Prof. Dr. Sencer Ayata’ya, “Konu baş bağlama biçimi değil... Konu az saç göstermek, çok saç göstermek de değil... Kimin saçını ne ölçüde göstereceğinden size ne, kime ne! İnsanların saçıyla başıyla uğraşmadan bu sorunu nasıl çözeceksiniz, onu söyleyin!” demeli.

Ben diyorum işte...

Peşi sıra ekliyorum:

Bulduğunuz çok matah bir formül mü ki, bir de “çalışmalar Ekim ayına tamamlanacak” diye vade tayin edip hava atıyorsunuz?

Saçın bir kısmını göstererek başörtüsü sorununu çözebiliyorsanız, özgürlüklerin bir kısmını ketmederek özgürlük sorununu, “Kürt” ve “Alevi” sözcüklerini kullanmadan Kürt ve Alevi sorununu da çözersiniz siz...

Sizden her şey beklenir.

star



Bu yazı 498 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,380 µs