En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

TÜSİAD'ın yıldızı kayıyor mı?



Tartışmalarda en tehlikeli yön, tartışan tarafların birbirini –veya taraflardan birinin diğerini– anlamamasıdır. Anayasa değişikliği halkoylamasına dair tartışmada, TÜSİAD, ne dendiğini anlamayan taraf olarak göze çarpıyor.

Hepimiz, bu topraklarda yaşayan herkes, TÜSİAD'ın gücünün sayıyla ilgisi olmadığını biliyoruz. Nereden bakarsanız bakın sonuçta 500 kişilik bir dernek TÜSİAD; herbir mensubunun arkasında genişçe bir ailenin bulunduğunu varsaysak bile, sayısal gücünü birkaç binin üzerine çıkartamayız. Bu sebeple, kendilerine dönük eleştirileri, TÜSİAD'çıların, 12 Eylül günü kullanacakları oyun mahiyetiyle ilgili görmeleri kadar büyük yanlışlık olamaz.

Kimse ülkemizin zengin işadamları ve işkadınlarını, halkoylamasında 'Hayır' oyu kullanarak veya kullandırarak anayasa değişikliği paketinin önünü keseceklerini düşündüğünden eleştirmiyor.

Yöneltilen eleştirilerin sebebi, TÜSİAD'ın geçmişte savundukları ile çelişme pahasına bağnaz bir partizanlığı yöntem olarak benimsemesidir. Daha doğru bir ifadeyle, TÜSİAD, kendisini bir siyasi parti gibi konuşlandırma çabasında görülüyor ve bu çaba da ülke açısından içinde sayısız belirsizliği barındırıyor.

En başta da Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini çıkmaza sokabilecek bir belirsizliği...

Derneğin yapısına bakıldığında, TÜSİAD çatısı altında buluşmuş işadamlarının büyük çoğunluğunun, iş hayatında Batı ile sürekli etkileşim içerisinde oldukları görülecektir. Ya Batılı şirketleri ülkemizde temsil ederek para kazanıyor TÜSİAD'çı işadamları, ya da –daha az sayıda da olsa– ürettiklerini Batı'ya satarak...

Ak Parti hükümeti, Batı'da son zamanlarda daha fazla dillendirilen "Türkiye'nin ekseninin kaydığı" ve 'sivil vesayet' türü iddiaların arkasında TÜSİAD'çıların ortak çabasını görüyor. Bu iddiaları, gerçeklerle çeliştiğini bile bile, TÜSİAD yöneticileri ile TÜSİAD'tan maaş alan danışmanların Batılı forumlara taşıdıklarına inanılıyor...

Yeniden yayımlanmaya başlanan derneğin 'Görüş' dergisinde yer alan bazı makaleler ile TÜSİAD'la danışmanlık ilişkisi bulunduğu bilinen kişilerin medyada yer alan yazı ve yorumları da bu inancı pekiştiriyor.

Aksi halde kimsenin TÜSİAD'ın 500 kadar üyesiyle o üyelerin mensup olduğu ailelerin fertlerinin oyları 'Hayır' cephesine giderse anayasa paketi geçmez diye bir derdi yok. Ancak TÜSİAD gibi çıkarlarını her şeyden önde tutan insanları buluşturan bir dernek, izlenen politikaların kârlarını en tepe noktalara çıkardığını kendi ağızlarından itiraf ettikleri kayıtlara geçmişken, bir siyasi iktidara karşı yıpratma kampanyası yürütüyor veya yürütülen bir yıpratma kampanyasında yer ayırtıyorsa... İşte o zaman "Neden?" sorusunu sormak kaçınılmaz oluyor...

Üstelik, anayasa değişikliği paketi içerisinde yer alan maddelerin neredeyse bütünü yakın geçmişte TÜSİAD tarafından "Mutlaka yapılmalı" diye her zeminde savunulmuş 'reform' unsurları ise, şimdiki karşıt tavır temel kuşkuları daha da büyütüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da hatırlattığı gibi, yanına aldığı başka iş dünyası kuruluşlarıyla birlikte, TÜSİAD, 2001 yılında, anayasa değişikliği talep eden bir metni gazetelerde ilân olarak yayımlatmıştı. Şimdi aynı TÜSİAD derneğin pek çok raporunda da savunulan değişikliklere karşı çıkabiliyor.

Hükümetten gelen eleştirilerin kökeninde yatan kuşkuları, Başbakan Erdoğan'ın uyarılarını yanlış değerlendiriyor TÜSİAD ve verdiği cevaplarda kendisini daha da partizan bir köşeye yerleştiriyor. Yanlış bir köşe o ve çıkışı da bu yolla kendi kendine kapatmış oluyor TÜSİAD.

Geçmişte isimleri çok duyulduğu halde şimdilerde esamisi okunmayan pek çok 'güç odağı' var; TÜSİAD da yeni dönemin kayan yıldızlarından biri olabilir.
 
yenişafak



Bu yazı 496 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,241 µs