En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Onlar budala değil sadece tutucular!



Pazar günü ne dedik: "Hayırcı siyasetçilerin, Anayasa paketine ve evetçilere ağır hakaretler etmesi yanlıştır."
Niye? Çünkü referandumda EVET çıkarsa, seçim meydanlarında nasıl oy isteyecekler?
"Ey vatanını satan halkımız, bizi destekleyin" mi diyecekler?
Ama o da ne?
Eskilerin tabiriyle, bu satırların "mürekkebi kurumadan"...
Efendi, sağduyulu, yumuşak kişiliğiyle tanıdığımız... "Yeni Dünya" görmüş, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne sokmaya çalışan Bakan Egemen Bağış'ın bir iftarda şöyle dediğini öğrendik:
"Hayır diyenlerin ya aklından zoru var ya da vatan sevgisiyle ilgili bir sıkıntısı..."
Oldu mu ya?
Diyelim ki referandumda yüzde 40 'hayır' çıktı. 70 milyonun 28 milyonu "budala" ya da "vatansevmez" mi yani? Elbette değil.
Ne diyoruz? "Bu referandumda yeni ile eski, değişim ile statüko, demokrasi ile bürokrasi çekişiyor..."
Eskiyi savunanlar, aptal ya da hain değil. Sadece tutucular. Onların çıkarlarını algılama şekli böyle...
Geçen akşamların birinde Cem TV'ye bakıyorum... Müzik grubu performansını bitirdi... Sunucu, grup liderine referandumu sordu... Genç adam aynen şöyle dedi:
"Biz Aleviler olarak... Şey, solcular olarak, yani Türkiye'nin aydınlık insanları olarak, tabii ki 'hayır' diyeceğiz."
Araştırma şirketi MetroPoll'ün çalışması, Alevilerin yüzde 72.5 oranında hayır diyeceğini göstermiş. Evet diyecekler ise yüzde 11.5 çıkmış.
Şaşırıyor muyuz? Hayır!
Cemevlerinde, Hz. Ali'nin yanına bir de Atatürk portresi asan bir inanç grubunun, "bürokrasiyi ve statükoyu" desteklemesi normal değil mi?
MetroPoll'ün verilerini, siyasetle de ilgilenen sosyal demokrat bir arkadaşıma ilettim. "Yüzde 11.5 hiç
de az değil" dedi. Umutluymuş.

Bu yıl Fenerbahçe'yi Aykut Kocaman için izliyorum
Dört yıl önceki Denizlispor maçında üzülme kapasitemin çoğunu harcadığım için, Fenerbahçe'nin yarattığı hüsran dalgalarına artık kolayca tahammül ediyorum. O kadar ki Trabzonspor beraberliğiyle şampiyonluğun kaçmasını dahi fazla önemsemedim.
Aynı şekilde, Young Boys'u geçememek de derin bir etki bırakmadı üstümde.
Velhasıl Fenerbahçe ile ilişkimiz epeydir limoni durumda. Bugünlerde tek ilgi odağım, başarılı olmasını yürekten dilediğim Aykut Kocaman...
Mesela İstanbul'daki maçta Alex'i oyundan alarak, orta sahayı güçlendirmesi hoşuma gitti: Maçı doğru okumakla kalmıyor, Aziz Yıldırım'ın prensini de çıkarabiliyordu.
Devamını getirecek mi?
Tahammül edebilecek mi?
Bilmiyorum ama hep böyle olması gerek: Başkan işine müdahale ettiği an, Kocaman'ın futbolcular üzerindeki otoritesi biter çünkü.
Anelka, doğru dürüst antrenman yapmadan, hazır olmadan maça çıkmıştı. Niye? Daum böyle bir aptallık yapacak hoca mı? Değil elbette. Ama Başkan, "Küfeyle para verdik, seyirci görmek, medya yazmak ister, sok şunu oyuna" dediğinde akan sular duruyordu. Aykut Kocaman ne diyor: "Koşan, dikine oynayan, rakibini ısıran bir takım yaratmak istiyorum." Ancak o da biliyor ki Alex olduğu sürece bunu sağlam takımlara karşı yapamaz.
Peki, bu gerilim nasıl çözülecek?
İşte kritik nokta: Aziz Yıldırım'a boyun eğerek "ısırganlıktan" vazgeçmek mi? İstifa dilekçesini hep yanında taşımak şartıyla, kendi tercihini Başkan'a rağmen uygulamaya çalışmak mı?
Yoksa mesela; Stoch, Dia, Emre, Topuz gibi oyuncuların ciğerlerine güvenerek, Alex'i, Hagi'leştirmek mi?
Elbette maç dediğin futbolcu için seyredilir. Ama ben F.Bahçe'yi, Aykut Kocaman için izleyeceğim.
Not: "2-2 ve üstü" beraberliklere neden "1" yerine "2" puan verilmiyor? Hiç kuşku yok ki bol gollü beraberlikler, seyirci açısından, 0-0 ve 1-1'den çok da tatmin edici. Ödüllendirmek gerek.

sabah



Bu yazı 520 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,372 µs