En Sıcak Konular

Ekrem Dumanlı


Ekrem Dumanlı
0 0 0000

Varsa yoksa tayinler, terfiler ya şehitler



Bakmayın siz gündemin tayin ve terfilere sıkıştığına. Asıl gündem Heron. Nasıl oldu da 30 merkezden seyredildiği halde PKK militanlarının askerimizi şehit etmesine göz yumuldu? Olayı duymayan kalmamıştır ama kısaca hatırlatmakta fayda var.

Heron isimli gelişmiş insansız uçaklar PKK'nın saldırı hazırlığı içinde olduğunu tespit ediyor. Gerekli istihbarat bilgileri ilgili makamlara ulaştırıldığı halde "Olay kontrolümüz altında." denilerek büyük bir gaflet sergileniyor. Ve daha acısı: PKK saldırıya geçtiğinde her şey kare kare askerî merkezlerde seyrediliyor. Ne hazindir ki o güzel yavrularımıza yardım edilmiyor. Ne takviye kuvvet gönderiliyor ne helikopter. Niçin? Bu ülkede terörün devam etmesini kim istiyor, kim bu olağanüstü durumdan güç kazanıyor, kim şehit cenazeleri üzerinden siyaset simsarlığı yapıyor? Tüyler ürpertici bir manzara!

Şimdi hesap verme zamanı! Milyarlarca dolar harcanıyor ki Mehmetçik terörle mücadeleden alnının akıyla çıkabilsin. Ancak görünen o ki ne termal kameralar çalıştırılıyor, ne insansız uçuş yapan hava araçları devreye sokuluyor. Bunun hesabını Genelkurmay Başkanı vermeyecek de kim verecek? Milli Savunma Bakanı, bu feci manzara karşısında kamuoyuna bilgi vermeyecekse kim çıkıp insanların yüreğine su serpecek?

Eyvah ki ne eyvah! Komuta kademesinin gündeminde Heronlar yok. Mehmetçiğin şahadetini canlı yayında seyredenlerin niçin yardıma koşmadığının hesabını vermeyi hiç düşünmedikleri aşikar. Onların tek meselesi var: Tayinler, terfiler. Bu nedenle bu seneki YAŞ toplantısı kilitlendi. Neden? Güya 'teamül' varmış da, o teamüle göre ordu kademesinin istikbali ayarlanırmış. Milli Savunma Bakanı ve Başbakan'ın YAŞ'a katılmasının bir sebebi, bir hikmeti yok mu peki? Sivil otorite askerin noteri değil ki! Nitekim Başbakan Erdoğan, bu seneki tayin ve terfilerde kendilerine önerilen isimlere itiraz etti. Yerden göğe kadar haklı. Üstelik hukukî. Genelkurmay Başkanı'nın ısrarı anlamsız. Emekliye ayrılan bir Genelkurmay Başkanı, kendisinden sonra gelecek kadroları niçin tek tek belli makamlara yerleştirir? Haydi bu atamaları önerme hakkına sahip; karşı bir teklif geldiğinde aynı liyakati haiz bir subayını niçin diğer subaya tercih eder ki? Hangi devlet kurumunda böyle bir uygulama var?

Bir haftadır yaşanan tayin terfi kavgası bir şey ispat etti ki en üst düzey komutanların nazarında rütbe mücadelesi şehit askerlerin uğradığı ihanetten daha önemli. Heron görüntülerinin yayınlanmasının üzerinden tam bir hafta geçti. Hâlâ tık yok! Şehit yakınları Genelkurmay'ın önünde toplanıyor, askerî yetkililerden kendilerini ikna edecek bir açıklama bekliyor. Genelkurmay'dan ses seda yok. Şehit dernekleri "Heronlarla ilgili lütfen makul bir izah getirilsin, acımız hafiflesin." tarzında temennilerde bulunuyor. Genelkurmay'ın kılı kıpırdamıyor. Sivil toplum, "Bu ne rezalet, ordu içinde birileri PKK teröründen fayda mı sağlıyor ki çocuklarımız canlı yayın eşliğinde şehit ediliyor?" şeklinde sorgulamalar yapıyor. Genelkurmay, kulağının üzerine yatıyor.

ASKERE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK

Ya medyanın içler acısı hali? Herhangi bir ülkede, bizdeki Heron skandalı gibi bir olay yaşansa ve bazı medya grupları bunu zerre miktar görmese adama nefes aldırırlar mı? Sivil toplum kuruluşları ayağa kalkmaz mı, siyasetçiler bu meseleyi alenen tartışıp sorumlulardan hesap sormaz mı, şehit yakınları bu vurdumduymazlığa isyan etmez mi! Habercilik bahsi açıldığında daha düne kadar mangalda kül bırakmayan bazı medya kuruluşları Heron hadisesinde yine sınıfta kaldı. Allah aşkına söyleyin, bir ülkenin evlatları bu kadar açık bir şekilde teröre kurban verilir de, o ülkenin medyası neden sessiz kalmayı tercih eder? Niçin hesap sormaz? Hatta malum hadiseyi örtbas etmek üzere başka olaylara yönelir ve hedef çarpıtır? Bu nasıl işbirliği, bu nasıl bir dayanışma, bu nasıl bir çıkar savaşı ki güç kaybından bîtap düşmüş bir kısım medyayı lâl hâle getiriyor!

Lafı eğip bükmeye gerek yok. Heron olayını yazmamak, askerî kurumları korumak değildir. Heron faciasını yazmak da, asker düşmanlığı değildir. Askere yapılan en büyük kötülük, onun hatasını ısrarla görmezden gelmektir. Şeffaf demokrasilerde hata yapan herkes hesap veriyorsa asker de hesap vermek zorunda. Halkın vergileriyle ayakta duran bir kurumdan bahsediyoruz. Defalarca ihmal ve kusuru tespit edilen askerî yetkililer de yaptıkları hatanın hesabını mutlaka vermek zorunda. Bunun aksini söylemek, hataların devamından yana olmak demektir. Dağlıca baskını, Reşadiye saldırısı, Aktütün Karakolu'nun basılması, İskenderun saldırısı... Ve şimdi de Heron gözetiminde yaşanan korkunç Hantepe hadisesi...

Hani Neron için anlatırlar ya; Roma'yı yaktırınca bir tepenin başından zevk içinde şehri seyretmiş. Muktedir olmanın hazzını yaşıyormuş... Heron hadisesinde de aynı durum söz konusu. Ha Heron, ha Neron! Aslî görevi güvenlik olanlar da temel işleri demokratik denetim olanlar da katliamı öylece seyrediyor. Her meselede kalem oynatanlar, her konuda fikir beyan edenler göz göre göre çocuklarımızın ölüme gönderilişinin belgesi karşısında derin bir sükûta sığınıyor. Korkunç hıyanetin, başka haber ve yorumları öne çıkararak, bu vahim manzaranın üzerini örtmek istiyor. Ancak kamu vicdanı artık tahammül sınırını aştı. Kimin ne yaptığını, kimin ne yazdığını hayretle, esefle kaydediyor.

 

--------------------------------------------------------------------------------

Neden rahatsız oldunuz ki?
Fethullah Gülen Hocaefendi, referandumda 'evet' demenin milletimiz adına büyük hayırlara vesile olacağını söyledi ya; birileri telaşla ve art niyetle neler söylüyor neler. Hocaefendi ısrarla, referandumun siyasî bir konu olmadığını, 'evet' demenin bir partiye destek anlamına gelmediğini söylüyor ama bu ifadeler bazılarının bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. Mesela, milliyetçi kimliğiyle tanınan bir partinin başında duran adam, seviyesiz ve anlamsız bir imaya başvuruyor. Bu tip insanların kendi liderlerine saygısı yok ki, o liderin yıllar önce Hocaefendi ile ilgili söylediği samimi sözlerin bir anlamı olsun.

Bu arada bizim gazeteci milletinin pek uzman kalemşörleri de bu konuyu boş geçmiyor. Hocaefendi'nin sözlerinin siyasî bir mesaj olduğundan dem vuruyor. 'Cemaatler konusunda uzman' sıfatıyla bunca yıl yazı yazan birinin yorumuna bakıyorum; ya bunun uzmanlıkla alakası yok ya da fevkalade art niyet söz konusu. Bu arada, bunlardan biri farz-ı muhal şeklinde ifade edilen "Mezardakiler bile oy vermeli." lafını bambaşka bir mecraya sürüklemeye yelteniyor. Ne seçmen kütüğünden haberi var, ne seçim sürecinden...

Şu gerçeği anlamak çok mu zor: Referandum genel seçim değildir, sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin referandum gibi bir konuda fikirlerini beyan etmesi ve o konuda teşvikte bulunması kadar doğal bir şey olamaz. Nitekim, birkaç gün önce de Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, 'evet' demenin önemi üzerinde beyanda bulundu. Sanatçılar, iş dünyası, sivil toplum liderleri... Herkes fikrini söylüyor, söyleyecek de. Bundan rahatsız olan, çoğulcu ve katılımcı demokrasiden huzursuz oluyor ve her şeye partizanlık penceresinden bakıyor demektir. Değmez ki!
 


--------------------------------------------------------------------------------


Bayram programı yaparken dikkat!
SORU: Ramazan Bayramı dolayısıyla memlekete gideceğim. Kaydımı gittiğim yere aldırıp oy kullanmam mümkün mü?

CEVAP: Maalesef hayır... Yüksek Seçim Kurulu, seçmen listelerini 8 Temmuz 2010 tarihi itibarı ile kesinleştirdi. Her seçmen kayıtlı olduğu adrese göre oy kullanacak. (www.ysk.gov.tr adresinden nerede oy kullanacağınıza bakabilirsiniz.) Bu vesile ile Ramazan Bayramı için memleket ziyareti, tatil programı ve öncesinde yurtdışı gezisi (buna umre de dahil) planlayan vatandaşların referandumda oy kullanabilmeleri için kayıtlı oldukları sandıkta 12 Eylül günü bizzat bulunmaları gerekiyor. Havaalanları ve sınır kapılarında da oy kullanma hakkı sadece yurtdışı seçmen kütüklerine kayıtlı, yurtdışında ikamet edenler için geçerli.

Memleketimizin istikbali için büyük önem arz eden bu referandumda herkesin vatandaşlık görevini yerine getirebilmesi için şimdiden seyahat planlarını dikkatle yapması gerekiyor. Son dakikada otobüslerde yer bulamama, uçakların dolu olması, bayram zamanı çok karşılaşılan bir durum. "1 oydan ne olur!" demeden herkesin bu demokrasi bayramına iştirak etmesi millet iradesinin sandığa yansıması adına çok önemli. 22 Temmuz seçimlerinde tatillerini yarıda kesip oy kullanmaya gelen duyarlı vatandaşlarımıza şahit olmuştuk. Hatta seçim akşamı bir parti genel merkezinin bahçesi Harem otogarını andırırcasına "Bodrum otobüsü buradan kalkıyor, Marmaris otobüsü şu saatte kalkacak" anonslarına sahne olmuştu. Ülkemiz insanının hak ettiği demokratik haklara ulaşmasının önünü açacak bu anayasa değişikliğinde her oy çok değerli. İleride vesayetten, hukuksuzluktan, ikinci sınıf vatandaşlıktan şikâyet etmemek için bugün fedakârlık zamanı.

NOT: Referanduma kadar devam edecek bu bölüme sorularınızla katkıda bulunabilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi e.dumanli@zaman.com.tr adresine gönderebilirsiniz.
 
zaman



Bu yazı 412 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 24 Eylül 2012 Ne gereği vardı?
    • 11 Haziran 2012 Cuntalarla nasıl mücadele edilecek?
    • 30 Nisan 2012 Şiddet!
    • 16 Nisan 2012 '28 Şubat'çılardan panik atak hamleleri
    • 10 Nisan 2012 Çin'den bakınca Türkiye'nin gücü
    • 9 Nisan 2012 Darbede tanıdığım dört subay
    • 2 Nisan 2012 Suriye İran... İşte çetin imtihan!
    • 26 Mart 2012 Terlik
    • 13 Şubat 2012 Aman dikkat!
    • 6 Şubat 2012 Bu yüzden mi susuyorsunuz?
    • 23 Ocak 2012 Hem Hrantçı hem Ergenekoncu olunabilir mi?
    • 16 Ocak 2012 Kaç kafatası bir manşet eder?
    • 9 Ocak 2012 Hesap vermek
    • 26 Aralık 2011 Çanlar Avrupa için çalarken
    • 19 Aralık 2011 Militan
    • 12 Aralık 2011 Maazallah!
    • 5 Aralık 2011 Global Ergenekon
    • 28 Kasım 2011 Dersim'den alnımızın akıyla çıkmak
    • 23 Kasım 2011 İngiltere'yi yeniden keşfetmek
    • 21 Kasım 2011 Dersim'in şifreleri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,172 µs