En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Genetiğiyle oynanmış doktorlar



Son senelerde yeni bir doktor cinsi türemeye başladı; sayıları bölünmek suretiyle hızla artıyor ve bulaşıcılığı çok yüksek bir virüs gibi her tarafa yayılıyorlar.

Ne eğitimleri, ne hekimlik uygulamaları, ne deontoloji anlayışları, ne tarz ve tavırları ve hatta giyim kuşamları, görünümleri bizim zamanımızdakilere hiç benzemeyen bu yeni tür doktorlara ‘Genetiğiyle Oynanmış’ doktorlar ismini veriyorum; kısaca da GOY doktorlar diyorum.

Genetiğiyle oynanmış doktorlar, günlük hayatta hep yorgun, uykusuz, mutsuzlar; hasta başında isteksiz, ürkek, kararsızlar; kanun ve yönetmelikler karşısında zorda, şaşkın, acizler; ekonomik olarak sıfırı tüketmiş, bıçak kemiğe dayanmış durumdalar; ruhsal bakımdan depresyondalar, neredeyse tümü ilaç kullanıyor; ilaç endüstrisi ve tıp teknolojisi tarafından sindirilmiş, bastırılmış, ezilmiş vaziyetteler; hasta ve hasta yakınlarının sözlü veya fiili saldırıları karşısında savunmasız ve çaresizler; medyada günah keçisi olmuş durumdalar.

Genetiğiyle oynanmış doktorların ortaya çıkma ve çoğalma sebeplerine gelince:

Tıp eğitimi yozlaştı
Bundan 40 sene önce tümü birkaç ciltte rahatlıkla toplanabilen tıp bilgilerinin ışık hızıyla artması; eğitiminin fakülteden fakülteye büyük farklılıklar göstermesi; hocası, laboratuarı ve hastanesi olmayan tıp fakültelerinin türemesi; eğitimcinin ne öğreteceğini öğrencinin ne öğreneceğini bilememesi, Tıpta Uzmanlık Sınavı(TUS)  tıp eğitimini yozlaştırdı, doktorların genetiği bundan ciddi şekilde etkilendi. 

Tıp teknolojisi tıptan daha çok ilerledi
Tıptan ziyade tıp teknolojisinin ilerlemesi ve tıbbın teknolojinin çok arkasında kalması; teşhis ve tedavide doktordan çok ilaçların, hastanelerin ve teknolojinin öne çıkması doktor genetiğinde köklü değişikliklere yol açtı.

Sağlık bürokrasisi doktorları şaşkına çevirdi
Mecburi Hizmet Kanunu, Performans Sistemi, Tam Gün Yasası, Muayenehane Standartları, Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası, Anayasa Mahkemesinin iptalleri, Danıştay’ ın yürütmeyi durdurmaları, Sağlık Bakanlığının tehditleri doktorların genlerinde tamiri imkânsız yaralar açtı.  Doktorlar, yarın hangi kanuna göre nerede ne yapacağını bilmeyen şaşkın ördeklere dönüştüler.

İlaç ve tıbbi ürün endüstrisi tıbbı hegemonyası altına aldı
İlaç ve tıbbi ürün endüstrisinin kendi bilimini yaratması ve tıbbı tahakkümü altına alması; tıp fakültelerinin endüstrinin dümen suyuna girmeleri ve oradan bir milim gitmeleri; doktorların birçok bakımdan ilaç endüstrine muhtaç hale gelmeleri doktor genetiğinde onarılması imkânsız hasarlar yarattı.

Ekonomileri bozuldu
Sağlık işlerine paranın girmesiyle sağlığın çok kârlı bir sektör hâline gelmesi, parayı doktorların değil sağlık dışı kesimlerin kazanması, doktorların sağlık işçisi durumuna düşmeleri eskiden paraya para demeyen doktorların genlerini allak bullak etti. Artık kimse doktora kız vermiyor diyeyim, siz anlayın.

Hasta hakkı doktor dövme hakkına dönüştü
Hasta hakkının politikacıların ve kanunlardaki boşluklardan yararlanan avukatların kışkırtmalarıyla doktora hakaret etme, doktora sövme ve bunlar da yetmiyorsa doktoru dövme ve dahi öldürme hakkına dönüşmesi, doktorların kromozomlarını birbirine kattı, karıştırdı.

Gelelim neticeye
Netice şu ki herkes bu genetiğiyle oynanmış doktorlara alışmak zorunda. Beterin beteri var: Allah cümlemizi ‘genetiği oynatmış’ doktorlardan yani (GOT) doktorlardan, korusun.



Bu yazı 1,390 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,098 µs