En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Askeri vesayetin hukuki altyapısı



Anlaşılan o ki, Meclis’te, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi ile ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi çok istemeden de olsa, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun darbelere gerekçe yapılan ünlü 35. maddesini değiştirecek veya tamamen kaldıracak bir uzlaşmaya gidiyorlar.
Bu, gazeteniz Radikal’in memlekette çok şikâyet edilen askeri vesayet rejimine ilişkin son bir yılda yaptığı ikinci önemli katkı olacak.
Birincisi, meşhur Emniyet Asayiş Planları, EMASYA’nın iptal edilmesiydi.
Her iki konu da Radikal tarafından gündeme getirildi, Ankara Temsilcimiz Murat Yetkin’in gazetecilik çabasıyla bir uzlaşmanın sinyalleri alındı ve sonunda da olumlu yönde değişikliğe gidiliyor.
Bir üçüncü gelişme daha var, müjdesini aldığımız ama henüz kuvveden fiile geçip geçmediğini bilmediğimiz: Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden ‘iç tehdit’ ve ‘iç düşman’ kavramlarının çıkarılması.
Bunlar güzel şeyler. Bu gazetede çalışan bizler açısından da memlekete bir faydamızın dokunduğunu hissettiren moral verici gelişmeler.
Tamam öyle ama yetmez.
Yetmez, çünkü, askeri vesayete cevaz veren, askerin iç politikaya ve iç güvenliğe müdahil olmasına doğrudan veya dolaylı olarak yol açan daha onlarca hukuk belgesi geçerliliğini koruyor.
Bunların hepsinin ortadan kalkması da yetmez esasen; önemli olan, askerin ülke içi olaylarla hiçbir zaman ve hiçbir şart altında meşgul olmayacağı fikrinin kafalarımıza yerleşmesi.
***
Asker, askerlik mesleğinin doğası gereği, bir düşmanın varlığına göre eğitilir. Askerin
düşmanı vardır ve düşman yok edilir. Askerin dilinde ‘etkisiz hale getirmek’ düşmanı ya öldürüp yok etmektir ya da onu esir almak.
Oysa ülke içi hadiselerde ‘düşman’ yoktur; onlar sizin vatandaşlarınızdır ve olsa olsa ‘suçlu’durlar onlar, yok edilmesi gereken düşmanlar değil.
Ülke içi hadiselerde ‘etkisiz hale getirmek’ demek suçluyı delilleriyle birlikte yakalamak ve
adalete teslim etmek anlamına gelir.
İki ‘etkisiz hale getirme’ kavramı arasındaki farka dikkatinizi çekerim.
Tam da bu nedenle, demokrasi ve hukuk devleti kavramı gelişmiş ülkelerin hiçbirinde asker iç güvenlik olaylarında rol almaz, görev yapmaz.
Çok nadir durumlarda, toplumsal olaylarda, askerin suçun önlenmesi amacıyla caydırıcı olarak göreve çağırıldığı durumlar yaşanabilir ama suçluyu yakalamak veya ‘etkisiz hale getirmek’ o durumda
bile askerin görevi değildir.Askerin silah kullanma yetkisiyle polisin silah kullanma yetkisi de aynı değildir. Polis, silah kullanıp ölüme neden olduğunda, ölen suçlu bile olsa, teorik olarak bir soruşturmadan geçirilir, silah kullanma yetkisini yerinde kullanıp kullanmadığı
kağıt üzerinde bile olsa denetlenir. Askerin savaşta silah kullanma yetkisi ise (Uluslararası savaş kuralları sözleşmelerindeki hükümler hariç) neredeyse sınırsızdır.
***
Başbakanlık ve iktidar eğer ülkede askeri vesayete imkan yaratan hukuk metinlerinin değiştirilmesini, ortadan kaldırılmasını istiyorsa, böyle tek tek ve birileri tarafından gündeme geldikçe bu işi yapacağına daha metodik olabilmeli.
Benim önerdiğim yöntem, Başbakanlık Müsteşarı’nın başkanlığında ama mutlaka devlet dışından akademisyenlerin de katılımıyla bir komisyonun kurulması ve bu komisyonun mevzuatımızı baştan sona taraması. Birkaç ayda ortaya bir katalog çıkacağından ve kapsamlı önerilerin oluşacağından kuşkum yok.
Bu işi dışarıdan bakan gözlerin sistemin de dışında kalarak yapmasına imkan yok; çünkü çok sayıda gizli genelge de var.
Bakın geçen yıl ortaya çıktı ama neredeyse hiç tartışılmadı, 2000 yılında bir başbakanlık genelgesiyle Genelkurmay Başkanlığı’na kamuoyuna sahte bilgi sunarak propaganda savaşı yapacak internet siteleri kurulması talimatı verilmiş, meşhur albay Dursun Çiçek de bu görevi yerine getiren subaylardan biri olmuş.
Dünyanın hiçbir uygar hukuk devletinin kendi halkına yalan bilgi iletme, bilgi savaşı yapma gibi bir görevi olamaz.
Askeri vesayet, sandığımızdan çok daha derinlerde işleyen bir şey. Bundan sahiden kurtulmak istiyorsak, önce samimi olmalıyız.

radikal



Bu yazı 480 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,939 µs