En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Kardak Olayı'na bir de ben bakıyorum



"Şecaat arzederken merd-i kıpti sirkatin söyler" demiş eskiler övüneyim derken yaptığı yanlışları anlatmaya başlayanlar için... Darbe girişiminde bulunmak üzere ortalığı karıştırdıkları iddiasına muhatap bir grubun kendilerini savunmak için başvurdukları söylemin açtığı tartışma aynı kapıya çıktı...

Savunma şu: "Biz büyük kahramanlarız, Kardak'a Türk bayrağı asan da bizlerdik, hatta kayalıklara çıktığımız botun benzininin parasını cebimizden ödedik, işte faturası..."

Mahkemedeki savunmayı "Ne dediniz, 'Derin Devlet' mi, neymiş o?" tezinin sahibi biri sütununda öve öve bir hal oldu. Gözyaşlarını tutamamış, ağlamış bu kahramanlık öyküsü karşısında.

Bir baktım, "Ben de o bottaydım" diye kayalıklara çektiği bayrak önünde poz vermiş 'gazeteci' de sıraya girmemiş mi? Meğer fethe giderken eşini de yanına almışmış...

Olay 1995 yılı sonlarında bir Türk yük gemisinin Bodrum/Gümüşlük açıklarında arızalanıp karaya oturmasıyla meydana gelmişti. Üzerinde insan yaşamayan birkaç kayalığın hangi ülkeye ait olduğu tartışmasıyla, Türkiye ile Yunanistan, birbirlerinin boğazına sarılır hale gelmişti.

Dönemin ABD Başkanı olan Bill Clinton, yıllar sonra Yunanistan'ı ziyaret ederken yaptığı bir konuşmada Oval Ofis'te Rus Başbakanı Victor Chernomirdin ile otururken başına geleni şöyle anlatacaktı: "Türk başbakanı Tansu Çiller aradı ve üzerinde 12 keçi yaşayan bir kayacık için Türkiye ile Yunanistan'ın savaşın eşiğinde olduğunu söyledi. Az kalsın kahkahalarla gülecektim."

Clinton'un "Gülmekten katılacaktım" anlamına gelen sözlerini 9 Ekim 2007 tarihli Hürriyet'ten aktardım.

Hürriyet'ten (23 Haziran 2004) yapacağım bir başka alıntı da Clinton'un 'My Life' (Hayatım) başlıklı anılarıyla ilgili haberden. Aralarında 'Kıbrıs' gibi bir sorun bulunan iki büyük ülkenin, üzerinde sadece keçilerin yaşadığı iki kayacık için savaşa gireceklerini düşünemediğini belirten Clinton, "Gülmekten kendimi alamıyordum" diye yazmış kitabında. Sorunun nereden çıktığına dair teşhisi de şu Clinton'un: "Kriz Türk gazetecilerin Kardak'ta bayrak değiştirmesi sonucu patlak verdi."

Dönemin Yunan asıllı CIA Başkanı George Tenet de, Kathimerini gazetesine verdiği demeçte, olaya CIA boyutu kattı. Hürriyet'in Atina muhabiri Yorgo Kirbaki aktarıyor (14 Mayıs 2007) demecin ilgili bölümünü: "Kardak krizinde iki ülkenin savaşmaması için gizli servisler çok önemli rol oynadılar. ABD hükümeti, CIA, ben, hepimiz müdahale ettik. O krizde oynadığımız rolle iftihar ediyorum."

İsterseniz hayret edin, ama bunlar gerçek: Krizi bastıran Clinton, Tenet, ABD ve CIA de iftihar ediyor, iki ülkeyi karşı karşıya getiren suni krizi çıkartanlar da...

Şimdi biraz düşünelim: Arızalanan bir gemi vesilesiyle gündeme gelen, karasularımıza yakın iki kaya parçasının hangi ülkeye ait olduğuyla ilgili bir ihtilâf; Türkiye'nin mi o kayacıklar, yoksa Yunanistan'ın mı?

Böyle bir ihtilâfın çözümü neden savaş olsun ki? Her ülkenin hükümranlık hakkıyla ilgili belgeleri vardır, o belgelere bakıldığında "Kayacıklar Türkiye'nin" veya "Yunanistan'ın" denir. Peki de, bu olayda neden o yola başvurulmamış da eller hemen silâha gitmiş?

Aslında bakılmasına bakılmış belgelere ve İtalyanlar'ın Ege Denizi'ndeki adalardan çekilirken bıraktıkları belgelerden adacıkların kime ait olduğu anlaşılmış... Peki de, neden savaşa ramak kalacak bir durum ortaya çıkmış?

Bu soruların cevabını da Hürriyet'in küçük kardeşi Radikal'in yayın yönetmeni İsmet Berkan (19 Şubat 2004) versin:

"Bu adaların ve ada benzeri kayalıkların hangi ülkeye ait olduğu konusunda İtalyan hükümeti geniş bilgi sahibiydi, çünkü buraları İtalya Yunanistan'a devretmişti. /Krizli günlerde bir gün İtalyan Dışişleri Bakanı Dini, Türk Dışişleri Bakanı Deniz Baykal'a, bu kayalıklarla ilgili geniş bir bilgiyi Roma'daki Türk büyükelçisi (İnal Batu) aracılığıyla aktardıklarını söyledi. Oysa Deniz Baykal'ın aktarılan bu bilgiden haberi yoktu, çünkü Roma büyükelçisinin gönderdiği kriptoyu görmemişti. Kripto, (Dışişleri Bakanlığı müsteşarı) Onur Öymen'de takılmış kalmış, Baykal'ın bilgisine sunulmamıştı."

Bir dakika? Tansu Çiller'in "O bayrak inecek, o asker gidecek" diye babalandığı, uğruna savaşı göze alıp Clinton'u uyardığı Kardak kayacıkları bizim değil miymiş?

"Evet" diyor Berkan, "İtalya'nın verdiği bilgiler ve Yunanistan'ın elinde olan belgeler Kardak krizinde Türkiye'nin haklı olmadığını gösterir nitelikteydi. (..) İki ülke gerçekten savaşın eşiğine gelmiş, Türkiye Bodrum ve civarına asker sevk etmiş, donanmanın firkateynleri Kardak ve civarında dolaşmaya başlamıştı."

Bu hamur daha çok su kaldırır. Karıştırmaya başlıyorum.
 
yenişafak



Bu yazı 825 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,780 µs