En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Hayır ittifakı ve hastalıklar...



Anayasa değişikliklerine ilişkin referandum, Türk demokrasinin olgunlaşması, sivilleşerek kurumsallaşması yolunda hayati bir rol oynayacak. Bu konuda kanımız kesin.

Referandum paketini "demokrasiden uzak, 12 Eylül rejiminin devamı" ya da benzer vurgularla değerlendiren bakışlara yönelik tepkimiz de ortada.

CHP gibi ideolojik popülizmi gıda haline getirmiş, ilke yerine fayda şiarını benimsemiş, üstelik bunu ilke savunurmuş gibi yapan siyasi partilerin tutumu acınansıdır. MHP gibi sadece muhalefet yapmak, kendisine sandalyede oturacak yer açmak için kalça darbeleriyle hareket eden siyasi partilerin tavırları kendi seçmenlerini bile tedirgin edecek kadar yüzeyseldir.

Acıklı bir durum da, referanduma "evet" diyeceğini açıklayan tek bir sol siyasi parti ya da örgütün, dernek ya da kurumun ortaya çıkmamış olmasıdır.

"Hayır" deme konusunda, sol, ülkücüler, ulusalcılar, PKK-BDT bir ittifak içinde görünüyorlar.

Peki neden?

Anayasa değişiklik paketine bakarak, paketin maddelerini eleştirerek, bu maddelere tepki duyularak alınan bir tavır mıdır bu?

Hiçbir şekilde...

Peki, neden "hayır"?

Üç nedenle...

1.AK Parti'ye karşı olunduğu için...

Diğer ifadeyle, değişiklik paketinin siyasi iktidarın işi olduğu ve işine geldiği gibi düşünüldüğü için...

2.Referandum paketinin içeriğinden çok taşıdığı pazarlık anlamı önemsendiği için...

Diğer bir ifadeyle AK Parti'yle pazarlık yaparak pakete istedikleri hükümleri ekletemeyen BDP gibi parti ve kimi sol kesimler, yegane siyasi anlamı ve önemi bu siyasi arayışa verdikleri için...

3.Bazı kesimler tarafından referandumdan çıkacak "hayır" yanıtının Türkiye'de yaşanan değişim sürecini kesintiye uğratması, özellikle yargının direnç kalesini konumunu koruması hedeflendiği için...

Hemen söyleyelim...

Her üç pozisyon da hastalık işaretidir...

Her üç pozisyon da cemaatçidir...

Her üç pozisyonda da faydacı siyasete verilen aşırı değer, depolitizasyonla eş anlamlıdır.

YARSAV Başkanı ve Yargıtay Başkanı'nın temsil ettiği ulusalcıları bir kenara bırakalım...

Ama meseleye siyasi partiler açısından bakıldığında durum gerçekten vahimdir. Birbirlerinin ters kutupları olan BDP, MHP, CHP gibi partiler düzenlemelere salt parti çıkarlarına ters düştüğü ya da temsil ettikleri temel sorun dikkate alınmadığı için itiraz etmektedirler ve bu mantıkla aynı hatta birleşmektedirler.

Kimi kesimlerde bu sorun bir zihniyet meselesine dönüşmüştür. Özellikle kentli sol kesimlerde "hayır demeden boykot etme, yani sandığa gitmeme tavrı" bir tutukluğun işaretidir.

Bu tutukluk, solun bünyesinde bulunan yarı cemaatçi, yarı örgütçü kötü genden kaynaklanmaktadır.

Bu kötü gen toplumu salt siyasi bir mekanizma gibi algılamayı, diğer bir ifadeyle toplumsal tasavvur eksikliğini üretmektedir. Bu da bugün, siyasi iktidara, AK Parti'ye yönelik bir rekabet güdüsü ortaya çıkarmaktadır.

Her kritik noktada AK Parti takıntısı ile kendisine siyasi olarak yer açma arayışı iç içe girmekte, bariz bir şekilde tüm analizleri ve pozisyon almaları yönlendirmekte ve rayından saptırmaktadır.

Anayasa değişiklikleri konusunda AK Parti, Kürtlere ve BDP'ye kulak tıkandığı, onların bazı taleplerini dikkate almadığı için, AK Parti'ye itiraz etmek ve bunu referandumda "evet" demeyerek siyasi davranışa dökmek eğilimi, "yarı şaka" gibi karşımızda durmaktadır.

AK Parti'nin uzlaşmacı davranmadığını görmek ve söylemek, bunun için sert eleştiriler yapmak bir şeydir ve doğrudur.

Ama faturayı ülkenin ilk kez 12 Eylül anayasasının kimi temel unsurlarına hayır deme imkânını sunan bir referanduma çıkarmak başka bir şeydir ve tümüyle yanlıştır...

Sadece yanlış da değildir...

Hastalıktır, hastadır...
 
yenişafak



Bu yazı 344 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,966 µs