En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Halkoylaması kapıda



Anayasanın şekline, lâfzına ve özüne aykırı bir yasa çıkardığında TBMM, bu hatayı kimin düzelteceğini biliyoruz: Anayasa Mahkemesi... Anayasayı koruma görevi 1961 Anayasası'ndan beri Anayasa Mahkemesi'ne ait; anayasaya aykırılık iddiasına muhatap yasaları şekil ve öz bakımından inceleyip denetleme yetkisi var mahkemenin...

Peki ya Anayasa Mahkemesi korumakla görevli olduğu anayasayı kendisi ihlâl ederse ne olacak?

Sorum havada gibi görünmesin; bir süredir böyle bir 'gerçeklik' ile karşı karşıyayız çünkü: Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliklerini yalnızca şekil bakımından inceleyebileceğini, öze/esasa ilişkin denetleme yapamayacağını âmir olduğu halde anayasamız, Anayasa Mahkemesi önüne getirilen anayasa değişikliği davalarında 'esasa ilişkin denetleme' de yapıyor ve karar da veriyor.

Meclis'ten çıkan 12 Eylül'de halkoylamasına sunulacak anayasa değişikliği paketinde yaptığı gibi... 'Esasa girmeye' karşı olduğu bilinen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Evet, esasa ilişkin değerlendirme yaptık" demek zorunda kaldı kararı açıklarken...

Ak Parti sözcülerinin en sert sözcüklerle tepki vermeleri bu yüzden: Anayasa Mahkemesi bu kararıyla Meclis'in anayasayı değiştirme yetkisini kısıtlamış, kendisini yasama organının üstünde konuşlandırmış oluyor...

İhlâlin Anayasa Mahkemesi tarafından yapılabilmesi hukukî açıdan ciddi bir sorun; tam bir 'Et kokmasın diye tuzlarsın, tuz kokarsa ne olacak?' hali bu. Anayasa Mahkemesi'ni kokmayacak tuz haline getirmek lâzım, bunun yolu da yepyeni bir anayasadan geçiyor. Siyasilere düşen görev, mümkün olan en kısa zamanda, bunun yolunu açmaktır.

Kararın özüne bakıldığında, Anayasa Mahkemesi'nin, halkoylamasını sulandıracak kadar hukukun sınırlarını zorlamayı düşünmediği görülüyor. En çok tartışılan iki maddede 'kozmetik' sayılabilecek iki küçük düzeltmeyle yetindi mahkeme: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) hukukçu olmayanların üyeliğinin önünü kesti; HSYK ile Anayasa Mahkemesi'ne üye veren kurumların yaptığı aday belirleme seçiminde yeni yönteme geçit vermedi, eski usulde ısrar etti.

Gerisi? Gerisine dokunmadı; TBMM'den 330'un üzerinde oyla geçen 26 değişiklik maddesinin 26'sı da 12 Eylül'de halkoylamasına sunulacak. Demokratikleşme ve hukuk devletine dönüşme yolunda atılan en ciddi adımlardan birini teşkil eden 'anayasa değişikliği paketi', halktan da destek alırsa, yürürlüğe girecek.

Şunu itiraf etmemiz gerekiyor: Anayasa, mahkemeye, anayasa değişikliklerini esastan da inceleme ve denetleme yetkisi vermiş olsaydı, açıklanan karar alkışlanmayı hak ederdi; yapılan düzeltmeler Meclis'ten geçen metnin mimarisini bozmuyor çünkü... Paketin iptali için Anayasa Mahkemesi'nin kapısını çalan CHP'liler ile değişikliklerin rejimi tehdit altına düşürdüğü iddiasını seslendirecek kadar gözü dönmüş destekçilerin karardan mutlu olmadığı görülüyor.

'Öze girmemesi gerektiği' mülâhazasını göz ardı edersek, Batı'daki benzerleri gibi bir karar almayı sonunda başarmış görünüyor Anayasa Mahkemesi...

Kişiler ve kurumlar için çok zor kazanılabilen bir şeydir itibar, buna karşılık en kolay ve en çabuk yitirilen de o oluyor. Anayasayla belirlenmiş görev alanı dışına taşabilen, dışarıdan telkinlere açık, siyasete müdahalenin aracı olmaktan çekinmeyen görüntüsü ile, bir süredir, ciddi bir 'imaj' sorunuyla karşı karşıyaydı Anayasa Mahkemesi... Halkoylamasının önünü açan kararı imaj tazelemesi için yetmez elbette; ancak bir yanlış karar daha, kurumu bütünüyle yaralardı.

Anayasa değişikliği paketi halktan da destek alırsa Anayasa Mahkemesi'nin yapısı da değişmiş olacak. Mahkeme bunu değerlendirmiş oldu. Akıllıca bir karar...

yenişafak



Bu yazı 785 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,507 µs