En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?



Türkiye’ye özgü bir durum ve anlayış bu.
Nedense bazı konularımız hemen ‘milli’ oluyor ve bu ‘milli’ konularda ‘siyasetüstü’ davranılması arzusu hemen dile getiriliyor.
Sanki o ‘milli’ denen konuda ‘siyaset’ yapılırsa bu ‘gayrı milli’ bir tutum olacakmış gibi.
Halbuki ne ilgisi var. Pek çok konuda aklına ilk gelen cümle, ‘Siyasiler bir araya gelsin bu sorunu çözsün, ulusal bir tutum belirlesin’ olanlar, bu cümleyi türlü çeşitli biçimlerde söylemek için harcadıkları enerjiyi, ‘Siyaset akılla, mantıkla yapılsın, duyguyla değil’ cümlesini anlatmak için harcasalar, bir ihtimal memlekete faydalı bile olabilirlerdi.
Siyasetçiler arasında ve siyasi partiler arasında nezaketin, medeni ilişkilerin varlığını aramak
ve özlemek başka bir şey, her sıkışıldığında ‘İktidarla muhalefet bir araya gelsin, ortak bir
çözüm bulsun’ demek başka bir şey.
Bir ülkede Başbakanın ana muhalefet partisine yeni seçilen genel başkanı aradan
geçen bunca zamana rağmen kutlamaması, onunla bir çay içimliğine iki dakika buluşmaması başka
bir şey, Kürt sorununun çözümü için iki liderin buluşmasını istemek başka bir şey.
Siz hiç duydunuz mu, mesela Almanya’da Başbakan Merkel’in ana muhalefetteki SDP’nin lideriyle buluşması için Alman basınında yazılıp çizildiğini, liderler arasında buluşma polemiği yaşandığını? Avrupa para birimi Avro’yu kurtarmak için Alman Başbakanı ile ana muhalefet liderinin buluşup konuştuğuna tanık oldunuz mu? Aynı soruyu İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya, aklınıza hangi Batı ülkesi geliyorsa hepsi için sorabiliriz. Hiç buralarda iktidarla muhalefetin siyasi bir konuyu müzakere etmek için lider seviyesinde bir araya geldiğini göreniniz, duyanınız var mı?
İktidar sorumluluğu, adı üstünde iktidar sorumluluğudur ve seçmenler tarafından belli bir partiye veya koalisyona verilir. Başbakanın bu sorumluluğunu kimseyle paylaşmaması, sorumluluklarını yerine getirirken muhalefetten yardım istememesi esastır. Ülkeleri iktidarlar yönetir.
Bir ülkede ‘milli’ konuların üstelik de adı da ‘milli’ diuye konularak artması, o ülkede
siyaset yapılacak alanın daralması anlamına gelir. Siyaset alanının daralması ise vatandaşın
aleyhinedir, demokrasinin aleyhinedir. Önemli meselelerde siyasi tercihler kullanılmayacaksa, siyasetin ne anlamı kalır? İktidarla muhalefet işleri ortaklaşa yürütecekse neden seçimde tercih kullanıyoruz?
Haa, zaman zaman, partiler arasında konu bazlı uzlaşmalar aranmaz mı? Aranır elbette. Bunun için de ülkede iktidarla muhalefet arasındaki ilişkilerin savaşan iki ülkenin ilişkisizliği gibi olmaması, iki tarafın birbirinin yüzüne bakabiliyor olması gerekir. Bizim ülkemizde her konuda olduğu gibi bu konuda da ifratla tefritten gidiyoruz. Yani ya liderler birbirlerine açık açık hakaret ederek ilişkileri koparıyorlar ya da onlardan aynı masanın etrafına oturup konuşmalarını, ortak sorunlara ortak çözümler getirmelerini bekliyoruz.
PKK terörü ve Kürt sorunu gibi iç içe geçmiş bu çok önemli meselede, tartışmacı taraflardan birinin bilip de diğerinin aklına gelmemiş nasıl bir çözüm yolu olabilir ki? Böyle bir meselede, ‘mucize çözüm’ olabilir mi zaten?
Türkiye, 1984’ten beri bu meseleyle gün be gün uğraşıyor. 1984’ten bugüne köprülerin altından çok sular aktı, politika tercihleri görünürde değişti ama temelde hep aynı kaldı. Politika tercihlerini kökten değiştirmeyi vaateden siyasetçiler oldu ama onlar da sonunda dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiler. Şimdi sıra Tayyip Erdoğan da.
Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşse ne olacak? Zaten içine girdiği, ‘Terörü askeri önlemlerle bastırma, terör bitmeden demokratikleşme adımları atmama’ klasik siyasetini mi değiştirecek?
Bence son derece gereksiz bir şey liderlerin görüşmesi, görüşmek için birbirlerine şartlar ileri sürmeleri, görüşmenin yapılacak olmasını çocukça bir pazarlığa çevirmeleri.
Görüşeceklerse de bence siyaset konuşmasınlar, karşılıklı fıkralar anlatsınlar, maç konuşsunlar,
medeni bir ilişki geliştirmeye çalışsınlar, ‘Birbirimizi eleştirsek bile bunu ağır ifadelerle yapmamaya
çalışalım’ desinler birbirlerine.
Bu ülkenin ‘milli’ politikalara değil tam tersine siyasi tercihlerin açıkça ve cesaretle kullanılmasına ihtiyacı var. Tercihi yapan, başarısız olursa hesabını da verir. ‘Milli’ bir politikanın hesabını kimden soracaksınız Allah aşkına?

radikal



Bu yazı 385 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,693 µs