En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Gediktepe’ye gitmiş... Hey Allah’ım!



Dedim ki kendi kendime, “Demokratlığı zamkla yapıştırsan bile durmaz bunun üzerinde, dökülür...”

Nitekim öyle oldu.

Karambole getirerek, ortaya, “başörtüsüne özgürlük tanıyacağız” anlamına gelebilecek birtakım laflar yuvarladı, kendisini manşete çektirdi, hakkında birkaç “yandaş övgüsü” yazdırdı, sonra çıkıp düzeltti: “Ben öyle bir şey demedim. Danıştay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin kesin kararları var.”

Biz de biliyoruz bu kesin kararları...

Bu kararların nasıl alındığını da biliyoruz...

Nasıl alındığı belli bu kararların “hukuk”la ilişkisini de biliyoruz...

Hukukla ilişkisi tartışmalı bu kararların hangi zihniyet dünyasının ürünü olduğunu da biliyoruz...

Sen ne diyorsun?

Başörtülü kızlar merdiven altlarında “sigortalı sigortalı” çalışmaya devam etsinler mi, okullarına da gidebilsinler mi?

Nasıl olsun?

Biz, iktidar alternatifi bir partinin genel başkanı olarak senden özgürlükler konusunda açık, anlaşılabilir, net cümleler duymak istiyoruz.

Duyacak mıyız?

Hemen söyleyeyim:

Duymayacağız.

Dünkü “part time demokratlık gösterisi”nden sonra, CHP yandaşlığını “yüzsüzlüğe” vardırmış bazı kalem sahipleri, Kılıçdaroğlu’nun henüz geldiğini, hiçbir hazırlığı bulunmadığını, parti içindeki statükoları aşamadığını, Önder Sav tarafından yalnız bırakılmadığını, “el kasetiyle” seçime girecek olmanın şaşkınlığını yaşadığını, dolayısıyla “özgürlükler konusunda hemen bir netlik beklemenin haksızlık olacağını” seslendirmeye başladılar.

Ben bilmem.

Liderse, statükoyu aşsın.

Liderse, Önder Sav ve sair unsurları halletsin.

Liderse,  “kesin kararlar” gibi mazeret cümlelerinin arkasına sığınmasın.
Ben daha da ötesini söyleyeceğim:

Statükoları aşmış, Önder Sav meselesini çözmüş, parti içindeki aykırı unsurları bertaraf etmiş Kılıçdaroğlu’ndan da bir şey çıkmaz.

Başörtüsü konusunda, “toplumsal uzlaşma” filan gibi ilginç olmaya çabalayan laflar ediyor ama, bunlar sadece laf...

MHP’nin desteği, 411 milletvekilinin onayıyla Meclis’ten geçen; Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe giren anayasa değişikliği paketi, Kılıçdaroğlu’nun “halletmek istermiş gibi” yaptığı başörtüsüne özgürlük tanıyordu.

Ne oldu, biliyor musunuz?

Paket, Kılıçdaroğlu’nun da imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne gitti ve esastan görüşülerek iptal edildi. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla hem “hukuk dışı” bir işe imza atmış oldu, hem de kendisini “kurucu irade” yerine koyarak suç işledi.

Madem başörtüsü konusunda aramamız gereken şey toplumsal uzlaşmadır, neden aynı zamanda “toplumsal uzlaşma metni” yerine geçen anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürüp bozdurdunuz?

Neden “yasama yetkisinin” bir başka kurum tarafından gaspedilmesine çanak tuttunuz?

Neden kendisini “kurucu irade” yerine koyan Anayasa Mahkemesi’ne, “Bir dakika, ne oluyor?”  demediniz?

Kılıçdaroğlu’nun Gediktepe maceralarını anlatmak amacıyla oturmuştum yazının başına ama konu bambaşka yerlere gitti.

Hatırlarsanız, “Gider bu Gediktepe’ye, ayakta resim çektirir gelir...” demiştim.

Şaka yapmıştım...

El kasetiyle genel başkan olmuştu, “el mizanseniyle kahraman olmaya kalkışmaz herhalde” diye düşünüyordum.

Gitmiş, iyi mi?

Etro gömleğini giymiş, brifingini almış ve gitmiş...

Hey Allah’ım...



Bu yazı 549 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,100 µs