En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Rus ajanları kim sattı?



Rus Devlet Başkanı’nın-başarılı-Washington ziyaretinin hemen arkasından, soğuktan gelen 10 ajanın bir tür gövde gösterisiyle yakalanması, olayın kendisinden öte anlam taşıyor…

Şu sıralar Amerikan basının-ve tabii bizimkilerin-sayfalarını ajanların kişisel öyküleri ile güzellikleri süslese de, durum daha ciddi.

Washington’un bu hamlesi, Rusya’nın kim tarafından yönetilmesini istediğini gösteren açık bir mesaj…

Beyaz Saray Medvedev’in arkasında durduğunu, Putin’i ise istemediğini, yani kısa süre sonra Rusya’da yaşanacak seçimlerde kimin yanında duracağını, ilk kez bu kadar açık ve kuvvetli biçimde gösterdi.

Gelişmeyi, Medvedev’in de artık Putin’e karşı adaylığını açıklama cesaretini topladığı varsayımıyla çoğaltabiliriz!

Boyalı basın, ajanların yıllar önce ABD’ye yerleşip “aile hayatı” yaşar gibi göründüğünü söylüyor ama asıl “faal” süre sadece 7-8 yıl.. Moskova’da o sırada kimin oturduğunu tahmin etmek zor değil.

Rusya’nın resmi açıklamasını saymazsanız (“ABD Adalet Bakanlığı’nın anlam veremediğimiz şekilde Soğuk Savaş dönemine yakışır bir tarzda casus filmi oynatması bize o günleri hatırlattı. Skandalın ABD-Rusya ilişkilerinin en üst düzeyde yeniden yapılandırıldığı bir dönemde patlak vermesi de ayrıca üzücü” (ama mânidar değil. N.E.) mesaj da yerini bulmuş görünüyor…

Vladimir Putin, ajan skandalına ilişkin ilk sözleri zikrettiğinde. karşısında-garip bir tesadüfün eseri olarak-Bill Clinton bulunuyordu; “Sizin oralarda polisin coştuğunu duydum. Önlerine geleni hapse atıyorlarmış. Ama tabii anlayışlı olmak lazım, sonuçta işleri bu. (Ajanlarda işlerini yapıyorlardı! N.E.) Umarım ilişkilerimizde kaydettiğimiz ilerlemeler darbe yemez”.

Bu soğuk savaş dalgasının kutupları Rusya ile ABD değil.. ABD ile Putin.

Etkisinin bize yakın tüm coğrafyalarda görüleceğinden emin olabilirsiniz. Çünkü o coğrafyaların, mesela Karadeniz’in mesela Kafkaslar’ın, Ortaasya’nın dalgalanmasında Putin’in payı büyük!

ABD dengelerle oynadı.. Sadece küresel değil, Kremlin dengeleriyle de!

Erdoğan ne istediğini söyledi, peki Amerika ne istedi?

Kanada’da gerçekleşen Erdoğan-Obama buluşması öncesi, ABD’nin Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon’un yaptığı açıklamayı her kalem tutan “bulunduğu yere” göre okudu…

Bu aslında çok rahatsız edici bir durum.. Zira "Ankara’ya karşıdır" diye okuyanların bir kısmı burada bile oturmuyordu.

Gordon’un, “Türkiye Batı’ya bağlılığını göstermeli” sözleri nasıl yorumlanmalı?

“Türkiye’nin NATO’ya, Avrupa’ya ve ABD’ye bağlı kaldığını düşünüyoruz, ancak bunun gösterilmeye ihtiyacı var. Bu, başlı başına kötü bir durum ve Türkiye’nin ABD’den destek beklediği konularda ABD’nin destek vermesini zorlaştırıyor. Bir NATO müttefiki ve ABD’nin güçlü bir ortağı olan Türkiye, İran’a yaptırımlar getirilmesini öngören karara çekimser oy kullanmak bir yana, ‘hayır’ oyu kulandı. Amerikalıların bunun nedenini anlamadıklarını düşünüyorum.”

Bu sözlerin yorumu şu maddelerde yapılabilir;

1) ABD’nin bu tür kritik görüşmeler öncesi yaptığı neredeyse standart bir diplomatik uygulamadır: Hassas temaslardan önce, örneğin İsrail Başbakanı Netanyahu ile yapıldığı, örneğin Rusya ile görüşmelerden önce yapıldığı gibi, bu defa da Türkiye için yapılmıştır. Aslında sonrasında da yapar Amerika bunu. Bazen misafirin görüşme resimleri yayınlanmaz bazen de beraber hamburger yerken arkada ajanlar yakalanır.
2) İç politikaya yöneliktir: Bu olasılık ana tema olmasa bile muhakkak gözönünde bulundurulmuştur. Amerika’da Cumhuriyetçiler ve özellikle İsrail lobisine yakın siyasiler, Beyaz Saray’ın Türkiye’ye sertleşmesini alenen istiyorlar. Mesaj biraz bunlaradır.
3) Ve nihayet bir şey istemektedir ABD!: Açıkça söylüyorlar zaten; “Türkiye bağlılığını göstermeli”. Nasıl gösterecek?. Bir şey isteniyor olmalı ama ne? Görüşmeden bizim gazetelere yansıyanlarla sınırlı kalırsanız verimli olmaz..Çünkü onların yazdıklarına bakarsanız, Başbakan Erdoğan tüm görüşme boyunca konuşmuş, istediklerini dikte ettirmiş, Obama da not tutmuş olmalı!

Şimdi de ABD’nin ne istemiş olabileceğini ilişkin maddelere bakalım…

a) Philip Gordon’un, “Türkiye bağlılığını göstersin” sözleri zikredilirken, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un uçağı Kafkaslar için çözüm turuna havalanıyordu. Zamanlama bu kadar aynıdır. Doğrusu bu ziyaretin coğrafyası ve rotaları, Ermenistan-Türkiye ilişkisinin hızlandırılacağı bir süreci işaret ediyor. Bakü, Erivan, Tiflis görüşmeleri ve denklemleri meçhul zira “sessiz diplomasi” yürütülüyor.
b) Ve yine aynı gün, Toronto mahreçli haberler “MINSK Grubu Eş Başkanları Rusya-ABD-Fransa”, Azerbaycan ve Ermenistan'a Yukarı Karabağ için uzlaşın çağrısında bulundu. Çağrı bizzat liderler tarafından yapıldı. MİNSK’in Dağlık-Karabağ konusunda muhakkak aktif olmasını isteyen ülke Türkiye’ydi. Bunun anlamı, “Rusya ayak sürüyor, bu yüzden Ermenistan kımıldayamıyor” diye alınabilir. Ama şimdi eş zamanlama ile MİNSK konuştu. Yine Türkiye’nin beklentisine de uygun olarak önce Azerbaycan ile Ermenistan’ın sorunlarını halletmesi isteniyor. c) Eğer Türkiye’den istenen bu ise; Ermenistan’ın bu noktada atacağı herhangi bir adımda Ankara sınırı hemen açacaktır.
d)
 Bağlılık beklentilerinden biri, bin kere yazıldığı gibi İran’a yönelik yaptırımlara Türkiye’nin desteği olabilir mi? Değil! O konuda herkes birbirini gayet iyi anlamış durumda! Bu konuyu israrla yazanlara İsrail-Türkiye denklemi açısından da bakılmalı.
e)
 Yeri gelmişken Türkiye-İsrail gerilimine ikili görüşme bağlamında bakalım… Bu konuda da iki lider arasında bir tür sessiz mutabakat var gibi! Obama’nın sesi 6 Temmuz’daki Netanyahu görüşmesinde cılız da olsa çıkabilir. (İşte burada fotoğraf servis edilip, edilmediğine bakabilirsiniz.) Eğer başarırsa yıl sonun daha gür çıkabilir. Ama herhalükarda ilk sesin içinde Gazze olacak gibi. Fakat önce görüntü (!) gelecek.. Bu süreç Lieberman'ın başını yer, Ankara-Tel Aviv yavaş yavaş yumuşar.

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 3,726 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,742 µs