En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Devlet meşruluktan ayrılamaz



Münasebetsiz konuları tartışmada üzerimize yok. Olur-olmaz demeden her konuyu tartışma gündeminin vazgeçilmez maddelerinden biri haline getirebiliyoruz; hem de çok kısa bir sürede... Sonuçta olmayacak şey yine olmuyor ve biz kıymetli vaktimizi boşuna harcamakla kalıyoruz, ama tartışmaktan vazgeçmeye yine de yanaşmıyoruz.

'Olağanüstü hal' böyle konulardan biri işte... Artan PKK terörü için çare aranırken bir siyasi parti liderinin aklına gelen parlak fikir 'olağanüstü hal uygulamalarına geçmek' oldu; o gün bugündür siyasilerimiz, yorumcularımız, hukukçularımız uygulamanın lehte ve aleyhinde görüşlerini açıklayıp duruyor.

Hem de en akla sığmaz argümanlarla...

Türkiye terörle mücadele yöntemi olarak kitapta yeri olan ne varsa hepsini denemiş bir ülke; sadece 40 bin insanımızı kurban vermedik teröre, bu arada bilinen terörle mücadele yöntemlerini de neredeyse bütünüyle denedik ve tükettik. Artık şu gerçeği ilkokul öğrencileri bile biliyor: Gözünü kan bürümüş ve ölmeyi göze alabilen birkaç kişiden oluşan bir grubun yapamayacağı melânet bulunmuyor. Kanlı eylemlere başvurmak herkesin harcı ve eylemlerin önünü kesmek ya da eylemcileri yaptığına pişman etmek ise neredeyse imkânsız...

"Açılım işe yaramadı" diyenler, son terör saldırılarının ardından bölge insanının sergilediği rahatsızlığa yakından baksınlar; 'açılım' ile gösterilen iyi niyetli yaklaşım teröristi yalnızlığa mahkûm ediyor. Eylemini yapıyor, kan döküyor ve acıtıyor örgüt, ama eskisi gibi sempati toplayamıyor.

Niçin? Terörle mücadelede en etkin yöntem teröristi gerekçesiz bırakmak olduğu için... PKK başkaları namına ve üstüne vazife olmayan bir sebeple kan döken bir örgüt görüntüsünde bugün; 'taşeron' sıfatı üzerine yapışmışsa, sebebi işte budur...

'Olağanüstü hal' ilânını istemek, çözümün askersel dile ihale edilmesinden yana olmak, teröre yeniden 'gerekçe' sağlamaktır. PKK terörü 30 yıla yakın bir süre devam etmiş olan sıkıyönetim ve olağanüstü hal dönemlerinde faaliyete geçti; onların sağladığı zeminde militanlarını yetiştirip palazlandı... Masum insanlara karşı ölümcül saldırılar düzenleyenlerin büyük bir bölümü, ilk gençliğini olağanüstü hal ortamında heba etmiş militanlardır.

PKK'nın gerilemesi, terörden vazgeçme noktasına erişmesi ülkemizin olağan şartlara geçmesiyle, her konunun alenen tartışılabilir hale gelmesi ve özgürlüklerin genişlemesiyle yakından ilişkilidir. Azan terörün 'açılım' ile ilişkisi, teröristin 'açılım' yüzünden gerekçesini elinden kaçırmasıyla ilintilidir; vuruyor terörist, ama bu yolla sonuç alamayacağını da aklında tutuyor.

Umarım, terörle mücadele yürütenler de bunun farkındadırlar.

Devletlerin aklının teröristlerin aklından ileride olması beklenir; devletler teröristten daha sabırlı ve sağduyulu da olmak zorundadır. Terörist, ilk eylemini yaptığı andan itibaren, meşruluktan ve dolayısıyla akıldan kopar; bambaşka bir alanın içerisinde debelenen biri haline dönüşür. Devlet meşruiyet sınırları içerisinde kaldığı sürece teröriste karşı üstünlük sağlar.

Olağanüstü hal ve sıkıyönetim rejimleri, devletin de, karşısında mücadele ettiği teröriste benzemeye başladığı yöntemleri tetikler.

Biz bu yoldan vazgeçeli hayli zaman oluyor. Aynı konuyu sanki yeniymiş gibi şimdi tartışmaya koyulmamız çenemizi yormaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Meşruluktan vazgeçmeyecek bir devlet 'olağanüstü hal' uygulamaz.

yenişafak



Bu yazı 191 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,133 µs