En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Şehitlerin sırtından ekmek yemeyi bırakın



İçimiz kan ağlıyor... Üzgünüz... Lanetliyoruz... Teröre bulaşanların Allah bin belasını versin diyoruz...

Hepsi tamam...

Terörle savaşımız sonuna kadar sürecek... Yılmayacağız... Kararlığımızdan vazgeçmeyeceğiz... Birlik ve beraberliğimize yöneltilmiş tehditlere pabuç bırakmayacağız... Yaptıklarını yanlarına koymayacağız...

Bunlar da tamam...

Fakat ey sorumlu devlet adamları, ey sorumlu icra heyeti, ey sorumlu muhalefet, ey sorumlu güvenlik birimleri...

Bu işin “kana kan” politikalarıyla hallolamayacağı hâlâ anlaşılamadı mı?

Bu da bir çözümdür, evet...

Köyleri boşaltmak, teröristi “bire kadar” kırmak, “olağanüstü hal şartları”yla bölgede “farklı” bir vasatı egemen kılmak...

İyi de, “ötekinin yokluğu” üzerine bulunacak çözüm, çözüm müdür?

Kendisinden hazzettiğim pek söylenemez... Son zamanlarda “kırıcı” bir tutumu benimsedi... Liberal ilkeleri bir yana bırakıp, Doğan Grubu ilkelerine sarıldı... Değişti, dönüştü, başkalaştı... Ama buna rağmen eski dostum Cüneyt Ülsever gibi düşünüyorum.

Diyor ki Ülsever: “Benim başından beri söylemek istediğim bir şey var, Demokratik açılım, Kürt açılımı ile ilgili... Analar ağlamasın istiyorsanız, anaları ağlatan unsurlarla oturup konuşmak zorundasınız. Dünyanın hiç

bir yerinde bu başka türlü halledilmiyor...”
Haksız mıdır?

Terör örgütü, süreç içinde dönüştü, kendisine “toplumsal bir taban” buldu.

İşimize gelmese de, realite bu...

Elbette terör örgütüyle pazarlık yapılmaz... Yapılmamalıdır...

Elbette terör örgütü muhatap kabul edilmez... Edilmemelidir...

Fakat, şu ya da bu saikle, terör örgütünün yönlendirdiği (kurduğu) siyasetle, bu siyasetin “görünür” temsilcileriyle masaya oturulabilir.

Hadi daha açık konuşalım:

Dönüp “İmralı’ya bakma alışkanlığından” kurtulmamış, bu alışkanlıktan kurtulma konusunda herhangi bir gayret içinde olmayan, mücbir nedenlerle bunu başaramayan BDP’yle esaslı bir müzakere sürecine girilebilir.

Hükümetin “açılım” politikası, sağlıklı bir müzakereye imkân veriyordu.

Fakat, siyasi destek bulamadı.

Daha doğrusu, mahut girişim, muhale

fet partilerinin “sorumsuz” davranışlarıyla akamete uğradı. Daha çok kan, daha çok kaos, daha çok cenaze görmek isteyenler kazandı.  Belki bu vesileyle, bir türlü sandıkta alt edilemeyen AK Parti gider, Silivri sakinlerine ve yargı oligarklarına nefes aldıracak bir hükümet değişikliği gerçekleşirdi...
Devlet Bahçeli, olup bitenlerden siyasi iktidarı sorumlu tutuyor ve olağanüstü halle birlikte derhal erken seçime gidilmesini istiyor.

Hüsamettin Cindoruk, “Evet, erken seçime gidilsin” diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Tabii ki... Erken seçime gidilsin” diyor.

Peki, terör meselesini halletme konusunda bir öneriniz, bir teklifiniz, bir çözüm paketiniz var mı?

Yok.

Kürt meselesiyle ilgili bir cümleniz?

Yok...

Bölgenin rehabilite edilmesi konusunda bir reçeteniz?

Yok...

Kan aksın, hükümet yıpransın, hemen erken seçime gidilsin, arkasına rüzgâr almış Kılıçdaroğlu oy oranını yükseltsin ve hayallerdeki “CHP-MHP koalisyonu” gerçeklik kazansın...

Bu mu?

Buysa, daha kaç şehit vermemiz gerekiyor?

Bırakın o çocukların sırtından ekmek yemeyi de, bir şey söyleyin.

Somut bir şeyler...


star



Bu yazı 436 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,173 µs