En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Ayşe Arman’ın HPV aşı ile ilgili röportajına cevabım: Sinsi sinsi yapılan bir HPV aşısı reklamı!



Bugünkü Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman’ ın Prof. Dr. Teksen Çamlıbel ile yaptığı ‘AIDS kadar korkutucu yeni bir hastalık yaygınlaşıyor: HPV ’ başlıklı bir röportaj var.

Ayşe Hanım ‘Sinsi sinsi yayılan bir virüs bu’ diyor ama bu asıl ‘Sinsi sinsi yapılan bir HPV aşısı reklamı.’
Önce şu adresten röportajı, arkasından da benim cevap yazımı okuyun.

Bir gazetecinin görevi bir takım kişi veya kurumların reklam yapmalarına aracı olmak değil halkı doğru bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir.  Bunun için de karşıt görüşleri mutlaka yayınlaması gerekir.

BU YAZIYI OKUMADAN KIZINIZA RAHİM AĞZI AŞISI YAPTIRMAYIN
İlaç endüstrisinin başta gelen pazarlama taktiklerinden biri de piyasaya yeni verilen ilaç veya aşı gibi ürünlerini eşi benzeri olmayan ‘mucize tedavi yöntemi’ olarak sunmalarıdır. Bu yeni ürünün olumlu yönleri olabildiğince abartılırken yan etkileri ise görmezden gelinir, yok sayılmaya çalışılır.
Bu amaçla endüstrinin başvurduğu en önemli pazarlama numaralarından biri medyatik bir doktor ve medyatik bir gazetecinin kullanılmasıdır.

Bunun son zamanlardaki en iyi örneklerinden biri de iki sene önce piyasaya sürülen ve bir seneden beri ülkemizde de kullanılmaya başlanan halk arasında ‘rahim ağzı kanseri aşısı’ olarak bilinen ‘HPV aşısı’. Bu aşı da benzerleri gibi, hiçbir yan etkisi veya olumsuzluğu olmayan ve rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldıran ‘mucize bir aşı’ olarak topluma sunuluyor ve her genç kızın (hatta erkek çocukların da) mutlaka bu aşıdan olmaları için büyük kampanyalar düzenleniyor.

Elbette kanser gibi çok önemli bir hastalığı önleyen bir aşıya kimsenin itirazı olamaz… olmamalı da, ama gerçekte durum öyle mi değil mi, gelin bakalım.

HPV nedir?
HPV Latince Human Papilloma Virus kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronim.  Human insan, papilloma ise siğil demek. Türkçesi insan papilloma virüsü’ dür.

HPV virüslerinin farklı türleri insan vücudunun çeşitli yerlerinde, meselâ el ve ayaklarda, genital bölgede veya ağızda bir çeşit selim tümör olan ancak kanserle hiçbir ilgisi olmayan papilloma’ lara yani siğil’lere yol açıyorlar.

Bunların 100’ den çok türü var ve içlerinden 40 kadarı insandan insana cinsel ilişki ile geçiyor. HPV’ ler özellikle gelişmiş ülkelerde o kadar yaygın ki, kadınların yüzde 80’ inin hayatlarının bir döneminde bu virüsle karşılaştıkları tahmin ediliyor.

Cinsel yolla bulaşan bazı HPV türlerinin yarattığı enfeksiyonlar hiçbir belirtiye sebep olmuyor ve tedavi edilmedikleri halde birkaç yıl içinde kendiliklerinden iyileşiyor. Buna karşılık bazı HPV enfeksiyonları ise uzun yıllar devam edebiliyor ve bunlar rahim ağzını döşeyen hücrelerde bir takım anormalliklere yol açabiliyorlar. İşte, bu anormallikler bir kadının rahim ağzı kanseri olması riskini artırabiliyor. Ancak HPV’ nin yol açtığı bu kanserlerin oluşumu için çok uzun süre geçmesi gerekiyor.

HPV’ler kansere yol açma özellikleri bakımından ‘düşük riskli virüsler’ ve ‘yüksek riskli virüsler’ olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bu her iki grup virüs anormal hücrelere yol açmakla beraber sadece yüksek riskli HPV’ ler kansere sebep olurlar. Bunun içinde bunlara karsinojenik yani kanser oluşturan HPV’ ler ismi de verilir.

HPV’ lerin 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66, 68 ve 73 numaralı olanları karsinojeniktir. Bunlar arasında da 16 ve 18 numaralı HPV’ler tüm rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’ inden sorumludurlar. Sigara içilmesi ve çok çocuk doğurmuş olmak kanser riskini artıran faktörlerdir. Ancak, bu yüksek riskli veya karsinojenik olarak adlandırılan HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğunun kansere sebep olmadan kendiliğinden iyileşebileceğini de hatırlatalım. Burada esas olan kadının bağışıklık sistemin sağlıklı olup olmadığı.

Türkiye’ de çok görülen bir kanser değil
Bakmayın siz aşı firmasının ‘dünyada her iki dakikada bir kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor’ şeklinde yaygara yapmasına. Rahim ağzı kanserinin ülkemizde çok görülen bir kanser türü olmadığını tekrar hatırlatalım. Vulva ve vajen kanserleri ise daha da seyrek rastlanan kanser türleri.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’ in açıklamalarına göre Türkiye’de rahim ağzı kanseri kadın kanserlerinde dokuzuncu sırada. Ülkemizde her yıl 1.360 kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve bunların da 600’ü hayatını kaybediyor.

NTV-MSNBC’ ye konuşan Prof. Dr. Tuncer ‘’Rahim ağzı tarama programına giren hiçbir kadının bu kanserden ölmediğini ve HPV alan kadınların yüzde 75 ile yüzde 98’inin kanser olmadığını söylemiş ve sözlerini şöyle sürdürmüş: “Buna kanser aşısı demek doğru değil, bu ilaç firmalarının pompaladığı bir politikadır, şu anda etkinliği yüzde yüz kanıtlanmış değil sadece 5 yıl için etkinliği bildirilmiş. 5 yıl sonra ne olacak, tekrar yapılacak mı kesin belli değil. Aşı Asya’da yüzde 60, Avrupa’da yüzde 70 koruma sağlıyor, ama Türkiye’de ne kadar koruduğuna yönelik bir çalışma yok, belki de hiç korumuyor, bilmiyoruz”.

Smear testi kanser ölümlerini önlemede çok önemli
Rahim ağzı kanserleri düzenli olarak smear testi yaptırılan kadınlarda çok erken kanser öncesi dönemde yakalanır ve çok küçük bir cerrahi girişim ile de tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu test sayesinde rahim ağzı kanserine bağlı ölümler gelişmiş ülkelerde müthiş şekilde azalmıştır: Amerika’ da yılda sadece 3.600, Fransa’ da 1000 ve İngiltere’ de ise 400 kadın bu yüzden ölmektedir.

Piyasadaki mucize (!) aşılar
Piyasada rahim ağzı kanserine karşı kullanılan iki tür HPV aşısı var. Bunlardan Gardasil  isimli aşı HPV’ nin 6, 11, 16 ve 18 numaralı türlerine,  Cervarix ise 16 ve 18 numaralı türlerine karşı bağışıklık sağlamaktadır. 16 ve 18 numaralı HPV türlerinin rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’ inden sorumlu olduklarını söylemiştim; 6 ve 11 numaralı türler ise siğillere karşı koruma sağlarlar. Aşının, cinsel ilişkiye başlamadan önce yani 11-12 yaşlarındaki kızlara 6 ay içinde 3 ayrı doz şeklinde uygulanması, 26 yaşından büyük kadınlara ise yapılmaması önerilmektedir.

Araştırmalar aşıların enfeksiyona karşı 5 yıllık koruyuculuğunun olduğunu göstermekle beraber, koruyuculuğun bu süreden sonra devam edip etmediği belli değildir. Üstelik ‘bu koruma kansere veya kanser ölümlerine karşı bir koruma değildir.’ Bunun kanıtlanması için en az 20-30 sene geçmesi gerekmektedir.

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş’ın “Şu anki bilimsel verilere göre aşı rahim ağzı kanserinden yüzde yüz koruyor. ‘’ şeklindeki sözlerinin ne kadar yanıltıcı olduğu gayet açık. Bu sözlerden başka derin (!) bir mânâ çıkarmayıp ‘gönüllü reklâmcılık’ diyip geçmek istiyorum.
Zira sade vatandaşın bu slogandan anladığı şu: ‘’Ben bu aşıyı yaptırırsam rahim ağzı kanserine karşı ömür boyu yüzde 100 korunmuş olacağım. Bunun için artık doktora gitmeme de tarama testleri yaptırmama da gerek olmayacak.’’

Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. Aşının yüzde 100 etkili olduğu ifadesi de tamamen bir aldatmaca. Aşı sadece 16 ve 18 numaralı HPV virüslerinin sebep olacağı kansere karşı koruyucu. Bunun dışında kalan ve kanser yaptığı bilinen diğer 13 tür HPV’ ye karşı hiçbir koruyucu etkisi yok. Üstelik aşının 16 ve 18 numaralı virüslere karşı koruyucu etkisinin 5 yıldan sonra devam edip etmeyeceği de kesin olarak belli değil.

Aşının yan etkileri
Üretici firmalar aşılarının son derece emniyetli olduğunu, çok seyrek rastlanan ve önemli olmayan bazı yan etkileri olduğunu söyleseler de, aşının kullanımı yaygınlaştıkça bu konudaki şüpheler de artıyor. Anaflaktik şok, şuur kaybı, sara nöbetleri ve felçler, düşük ve erken doğumlar… bunlardan bazıları.

Bunlar içinde en korkutucu olan ise 11 kızın aşı yapıldıktan 2 hafta sonra çeşitli sebeplerle ölmeleri. Bu 11 ölümden 7’ sinin aşıdan 2 gün sonra gerçekleştiğini de özellikle vurgulamak isterim. Gerçi, bu ölümlerin HPV aşısı ile ilişkisi kesin olarak kanıtlanmış değil, ama gene de aşının emniyetinden kuşkulanmamak da mümkün değil.

Aşı çok pahalı
HPV aşısı pahalı bir aşı. 3 doz aşının satış fiyatı 360 dolar. Peki, yüzde yüz koruyucu olmayan, etkinliğinin ne kadar sürdüğü bile tam olarak bilinmeyen bir aşıya bu kadar çok para harcanması doğru mu?

Amerika’ daki istatistiklere göre 9-26 yaşları arasındaki bir milyon kadın içinden her yıl 30-40 tanesi rahim ağzı kanserine yakalanmaktadır. Araştırmalar HPV aşısının kanser öncüsü lezyonları yüzde 12.2 ilâ 16.5 oranında azalttığını göstermektedir. Buna göre bir milyon kadının aşılanması her yıl 30-40 kadın yerine 26-35 kadının kanser olmasına yol açacaktır. Bir başka deyişle, bir milyon kadının aşılanması bunlar içinde sadece 4-5’ inin kanser olmasını önleyecektir.

Rahim ağzı kanserine yakalana kadınların yüzde 37’ sinin öldükleri hesaba katıldığında ise aşılanan bir milyon kadından ancak 1-2’ si ölümden kurtulmuş olacaktır. Ekonomik olarak söylemek gerekirse bir milyon kadının aşılanmasının maliyeti 360 milyon dolardır ve bu masraf ancak 1-2 kadını ölümden kurtaracaktır.

Gelelim neticeye
HPV aşısının rahim ağzı ve diğer genital kanserlere ve bunlara bağlı ölümlere karşı ne ölçüde koruyucu olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yoktur ve zaten olması da mümkün değildir. Bunun için 20-30 sene geçmesi gerekmektedir.

HPV aşısı sadece kansere yol açan 16 ve 18 numaralı virüslerin yarattıkları enfeksiyona karşı koruma sağlar. Koruma süresi bugünkü bilgilere göre ömür boyu değil, sadece 5 yıldır. Bu sebeple de 10 yaşında aşı yapılan bir kız çocuğunun 5 sene sonra korumasız kalması muhtemeldir. Bu kızların tekrar aşı olmaları gerekecek, aksi takdirde aşıyı boş yere yaptırmış olacaklardır.
HPV aşısının, kansere yol açtığı bilinen 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66, 68 ve 73 numaralı virüslere karşı hiçbir koruyucu etkisi yoktur. Bu sebeple de kadınların rahim ağzı kanserine karşı smear testleri ile izlenmeye devam edilmeleri gerekir. Bu şekilde düzenli jinekolojik kontrol altında kadınlarda rahim ağzı kanseri zaten çok erken evrede yakalanıp kesin olarak tedavi edilebilmektedir.

HPV aşısısın vücudun diğer virüslere karşı doğal bağışıklığını azaltıp azaltmayacağı; HPV aşısı ile tip 16 ve 18’ e karşı korunma sağlanırken, kanser yapabilen diğer HPV’ lerin kanser yapıcı etkilerinin artıp artmayacağı; HPV aşısının karsinojenik ve genotoksik (genler üzerine zararlılık) etkilerinin olup olmadığı da belli değildir.

Aşının bir mahsuru da kadınları ‘Nasıl olsa aşı oldum, güvendeyim.’ düşüncesiyle doktor kontrolünden ve düzenli smear testlerinden uzaklaştırması ihtimali. Bence bu yabana atılacak bir ihtimal değil.

HPV aşısının ‘ilk cinsel ilişkilerine karı veya kocalarıyla girecek ve ömürlerini bu şekilde sürdürecek olanlar için’ tamamen gereksiz olduğunun da özellikle altını çizmek isterim.
Siz olsanız, kızınıza HPV aşısı yaptırır mısınız yaptırmaz mısınız?

Bu yazı 4,366 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,765 µs