En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Mahkeme'nin kararları daha mı hukukî?



Ankara'da laf dönüyor dolaşıyor, Anayasa Mahkemesi'nin ne yapacağı sorusunda düğümleniyor. Mahkeme karar için henüz takvim açıklamış değil.

Ben kararını temmuzu beklemeden bu ay içinde vereceğini tahmin ediyorum. Daha fazla gündemde kalması doğru değil çünkü. Anayasa Mahkemesi'ni yıprattığı gibi ülkeyi de yoruyor.

Kamuoyundaki tartışmaların üslubu ve içeriği çok sert... En uç senaryolar, en sivri fikirler havada uçuşuyor. Osman Can, Demokratik Yargı Derneği eşbaşkanı sıfatıyla Anayasa Mahkemesi kararının yok sayılmasını önerdi. Şaşırtıcı bir teklif...

Başta AK Parti olmak üzere siyasi çevrelerde pek kabul görmedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 'Yargı kararına herkes uymak zorunda' dedi. Can'ın önerisi 'Anayasa Mahkemesi Anayasa'dan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanmaya kalkarsa ne olacak?' sorusuna entelektüel bir cevap arayışı...

Bu konuda yalnızca onun değil herkesin zihninde cevabını aradığı ciddi sorular var... Anayasa'nın hükmü çok açık; Anayasa Mahkemesi anayasa değişikliklerini sadece şekil açısından denetleyebilir. Şekilden kastın da ne olduğu herkesin anlayacağı dille yazılmış. Bunun için hukuk tahsili yapmaya gerek yok, okuma yazma bilmek yeterli.

Anayasa, Mahkeme'ye esasa girme yetkisi vermemiş. Yoksa Anayasa'yı yapanlar açıkça yazardı. Bir hukuk devletinde en büyük suç anayasayı ihlal... Bir siyasetçi veya bürokrat anayasa suçu işlerse ağır müeyyidesi var.

Peki, aynı eylemi Anayasa Mahkemesi üyeleri yaparsa ne olacak? Anayasa'nın kendilerine tanımadığı bir yetkiyi kullanmaya kalkarlarsa suç işlemiş olmayacaklar mı? Mahkeme 10. ve 42. maddeleri iptal ederken yetkisini aştı. Şekli esasa dönüştürdü.

Yetki aşımını alışkanlık haline getirirse Meclis sessiz mi kalacak? Anayasa'nın bir defa delinmesi sonraki ihlalleri meşru kılar mı? Bunlar sadece hukukçuların değil sokaktaki sıradan insanın da sorduğu sorular...

Osman Can'ın teklifi Mahkeme'nin anayasa değişikliklerinde esasa girmesinden daha absürt değil. Can'ın önerisine itiraz edilebilir. Ben de doğru bulmuyorum. Anayasa Mahkemesi'nin yanlışı hukuk ve demokrasi içinde bir yolunu bularak düzeltilmeli. Ama kimse Osman Can'a kızmasın. Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'yı ihlal eden kararlarına baksın.

Raportörün başka bir sıfatla da olsa kamuoyuna bu kadar keskin görüş açıklaması doğru mu? Normal şartlarda değil. Ama unutmamak lazım ki bu kapıyı başkaları açtı. Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun kamuoyuna yaptığı açıklamaları hatırlayın. Konuşmalarının hemen hepsi siyasi ağırlıklıydı.

O politik açıklamaları yaparken sadece YARSAV başkanı mıydı? Parti kapatma davalarına bakan birimde görevli Yargıtay savcısı değil miydi? Buna rağmen AK Parti hakkında söylemediğini bırakmadı. Şimdi Osman Can'a 'Niye konuşuyor?' diye itiraz edenler Eminağaoğlu'nun açıklamalarından ne kadar memnundular?

Sabih Kanadoğlu'nun da bu bağlamda kulakları çınlatılabilir. 367 gibi en uç yorumları sadece siyasette değil yargı camiasında da yankılanmadı mı? Osman Can'ın söyledikleri 367'den daha tutarlı... Ve Eminağaoğlu gibi de politik değil.

Baştaki soruya dönersek... Yüksek Mahkeme 'anayasa paketini' şekilden mi denetleyecek yoksa esasa mı girecek? CHP yargı üzerindeki nüfuzu devam eden eski bakan Seyfi Oktay'ı harekete geçirmiş olsa da ben iyimserim. Mahkeme'nin 10. ve 42. maddelerdeki o büyük yanlışı tekrarlamayacağına inanıyorum.

Anayasa'yı ikinci kez delmeyecek. '10 ve 42' bir istisna olarak kalacak. Referandumun önünü açacak ve nihai kararı halka bırakacak. Mahkeme üyeleri aksi bir kararın ne anlama geleceğini bilecek durumda...

zaman

 



Bu yazı 602 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,190 µs