En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Anayasa Mahkemesi'nden beklentim



Siyasi hüviyeti de bulunan bir şahsiyet "Anayasa Mahkemesi sizce nasıl bir karar verecek?" sorusunu ortaya atınca her kafadan farklı bir ses çıkmaya başladı. Kimi geçmiş kararları hatırlatarak bu defa da en kötüyü beklediğini dışa vurdu, kimi etrafta uçuşan değişik iptal senaryolarını dile getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin Meclis'ten çıkan anayasa değişikliği paketinin halkoylamasına sunulmasının önünü kesmeyeceği kanaatinde kendimi çok yalnız hissettim.

Dost meclisinde geçen bu tahmin sahnesi, eminim, Türkiye'nin dört bir köşesinde siyaseti yakından gözleyenler arasında da tekrarlanıyor. İngiltere ve benzeri ülkelerde bu tür siyasi olaylar için 'İddaa' türü bahisler yapılır; bizde de olsaydı aynı uygulama, herhalde "Anayasa Mahkemesi yetki aşımına gitmez ve başvuruyu reddeder" diyen bahisçiler bencileyin azınlıkta kalırdı.

Anayasa Mahkemesi gibi bir kurum ile saygınlığı her türlü başka mülâhazanın önüne koyması gereken üyeleri hakkında sanki keyfilik doğal bir davranış biçimiymiş gibi hüküm yürütülmesi beni olağanüstü rahatsız ediyor.

Bildiğimiz bütün ileri demokrasilerde bizim Anayasa Mahkemesi'ne benzeyen yüksek bir hukuk kurumu bulunuyor. Genellikle yeni ortaya çıkan hukuki ihtilâflarda hakemlik görevi yapıyor bu kurumlar ve verdikleri kararlar 'içtihad' yerine geçiyor. Herhangi bir konuda Yüksek Mahkeme tarafından verilen karar, çoğu kez bir doktora tezi kadar hacimli ve yeni bir görüş sunucu oluyor. Karar metninde bir çelişki olsun veya 'içtihad' toplumun geneli tarafından yadırgansın; buna pek rastlanmıyor.

Pek çok benzer kurumda, sözgelimi ABD'deki 'Supreme Court'ta, en üst otorite tarafından atanan üye ölünceye veya kendi isteğiyle çekilinceye kadar görev yapıyor.

İnsanların "Bakalım ne yönde karar verecekler?" gibi bahislere konu yapacakları türden keyfi bir iş değil anayasa mahkemelerinden beklenen; bu yüzden de üyeleri, çoğu ülkede, toplumdan siyasi makamlarda bulunanlardan daha fazla saygı görüyor.

Kim ne derse desin, bizim Anayasa Mahkemesi de bir yüce kuruma yakışacak saygınlığı önceleyen bir tavır sergilemek ihtiyacında.

Ülkemizde yapılan itibar araştırmaları sonuçları son yıllarda altüst oldu; hep açık ara ileride yer almasına alışılmış kurumlar toplum gözündeki eski konumlarını yitirmeye başladılar. O kurumlardan biri de yargı. 28 Şubat (1997) ile başlayıp yakın zamanlara kadar gelen kuralsız müdahaleler, hem müdahale eden hem de müdahale edilen kurumları hayli sarstı. Göz atma fırsatı bulduğum kamuoyu yoklamalarının neredeyse bütününde itibar açısından 'alarm zilleri' çaldıran kurumlar arasında Anayasa Mahkemesi de var.

Parti kapatma davaları değil yalnızca, ya da bazı üyelerinin gazete manşetlerine yanlış ilişkileri yüzünden tırmanması da değil, ancak şu son birkaç yıl içerisinde peşpeşe verdiği izahı hayli zor kararlar yüzünden tartışılıyor Anayasa Mahkemesi... '367 kararı' sözgelimi, 'e-muhtıra' da denilen 27 Nisan (2007) müdahalesinin hemen ardından alınmıştı ve kimseyi tatmin etmedi; karardan en çok memnuniyet duyanları bile... Ya da 411 oy ile Meclis'ten çıkan anayasa değişikliğine Anayasa Mahkemesi'nin reva gördüğü muamele, haklı veya haksız, bazı zihinlerde Anayasa Mahkemesi ile CHP arasında irtibat kurulmasına sebep oldu.

Meclis'ten son çıkan anayasa değişikliği paketinin de benzer bir âkıbete uğraması -ga-liba- benden başka kimseyi şaşırtmayacak.

Umarım, bu defa -ben hariç- herkesi şaşırtır Yüce Mahkeme...

yenişafak

 



Bu yazı 744 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,936 µs