En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

Bu ocakları neden kapatmıyoruz?



Belki bir mucize olur diye dua ederek beklediğimden Zonguldak’taki maden ocaklarında düpedüz öldürdüğümüz insanlarımız konusuna doğrudan girmeyi geciktiriyordum...

Dün sabahın çok erken saatlerinde 28 cesede ulaşıldığını öğrendim, umarım diğer iki kişinin akıbeti farklı olur da, mucizeyi hiç olmazsa onlar için yaşarız...

Ama ne yazık ki çok da umut yok.

***

Dün sabah maden faciası ertesinde İshak Alaton’dan elektronik bir mektup aldım:

“Sevgili kardeşim Mehmet,

Allah rahmet eylesin!

Otuz kurban daha verdik!

Tarih tekerrür ediyor...

Ders alınmıyor...

Seninle ve Neşe kızımızla, 1992 yılı karakışında, maceralı bir seyahatimiz, mutluluk verici bir hatıramız olarak belleğimizde...

Bir Cumartesi günü, 1500 kişi beni yuhaladı...

Susunuz! diye bağırdım...

Sustular... Yirmi dakika konuştum...

Anladılar...

Alkışladılar...

Sonra? O Cumartesiden tam üç hafta sonra, güüümmm!

267 kişi birden...

Tarih tekerrür ediyor...

Ders alınmıyor...

Sevgilerimle,

İshak Alaton”

***

Hâlbuki...

Genel Maden-İş Dergisi, Şubat-Mart 1992 tarihli sayısında, Avrupa ortalamalarının çok üzerindeki insan ölümlerine hiç aldırmadan, “işbirlikçi tekelci burjuvazinin” önde gelen ismi olarak takdim ettiği İshak Alaton’u şu şekilde eleştiriyordu:

“Ocakların kapatılması konusunda başrolü, işbirlikçi tekelci burjuvazinin önde gelen isimlerinden, Alarko Holding’in sahibi İshak Alaton alıyor.”

İki yıl önce de, Yeniçeltek katliamından sonra Nokta Dergisi’nde yayınlanan röportajında şöyle diyordu Alaton:

“Işığı olmayan bir tünelin içindeyiz. Yatırım dahi yapsan bir yere varamıyorsun. Mademki madenlerimizin kalitesi bu kadar azaldı, verimlilik bu kadar düşük, yeraltı kömür madenlerinin kapatılması gerektiğini düşünüyorum.

Madenleri kapatalım, bu adamları da böyle tehlikeye atmayalım. Üstelik hazine de, şu anda madenler zararda olduğundan kapatılmasından kazançlı çıkacak. Bunun yerine ihtiyacımız olan kömürü ürettiğimizden daha ucuza dışarıdan alabiliriz.

Tabii İşsiz kalacak insanlara yeni bir ışık göstermemiz lazım. Bunun için ben Türk-İsveç Dostluk Derneği Başkanı olarak bir kaç aydır çalışıyorum, İsveç’te aile işletmeciliği olarak yürütülen somon balığı yetiştiriciliğinin, Karadeniz’e akan çaylarda yapılabileceğini düşünüyorum.”

Kozlu katliamından bir ay önce, 8 Şubat 1992’de yapılan 2. Zonguldak Kurultayı’nda da İshak Alaton uzun uzun İsveç’te 1976 yılında iktidarı alan yeni hükümetin iflas etmek üzere olan gemi tezgâhlarını kamulaştırdığını, sonra bunun devlete çok yük olduğu için enflasyonu patlattığını, 1982’de iktidara geçen sosyal demokratların ise bütün gemi tezgâhlarını kapattığını, 110 bin gemi yapımı işçisinin ve ayrıca pek çok işsizin daha çalışması için Volvo kamyon fabrikasının, bilgisayar şirketlerinin kurulduğunu, İsveç’in sağlam ekonomiye o zaman kavuştuğunu anlatıyordu.

“İsveçli akıllı da biz akıllı değil miyiz? En fazla üç yıl içinde biz de bir Zonguldak mucizesi yaratabiliriz. Zonguldak’ı kurtarabiliriz” diyordu.

***

Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun bu yıl yayınladığı son resmi raporu baştan aşağı okudum...

Türkiye, insanları öldüre öldüre “cinayet ekonomisine” dönüştürdüğü madenlerden ihtiyacının sadece yüzde 12’sini çıkarıyor...

Peki ya maliyet?

Dünyanın önemli bir kesiminde kömür madenciliğinde gelişmiş teknolojilerin uygulanması sonucunda düşük üretim maliyetleri oluşuyor...

Bizde ise bırakın ileri teknolojiyi, durum tam bir can pazarı... Hem insanlarımıza kıyıyoruz, hem de maliyet dünya ortalamasının çok üzerinde...

***

Yenilikleri yapmıyoruz...

Üretim çok düşük...

Maliyet çok yüksek...

Ama taammüden cinayete dönüşen insanlarımızın ölümleri devam ediyor.

O halde bu ocakları neden kapatmıyoruz?

Bu cinayet ekonomisinden kim ne yarar sağlıyor?

Ölenler değil, Türkiye ekonomisi de değil.

O halde kim?

1992 yılındaki önerilere sert çıkışlar yapanlar bu soruyu da cevaplarlar mı?

İnsan hayatından daha değerli olan ne var acaba?



Bu yazı 519 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,567 µs