En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Rusya ile tarihî anlaşma



Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Medvedev’in Türkiye’yi ziyareti, Türk dış politikasında tarihî bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Rusya ile tarihî Moskova Prensliği döneminden beri devam eden münasebetlerimiz, ilk defa böylesine sıkı bir dostluk ve ortaklık hüviyetine bürünmüştür.
Artık karşımızda Türk’ün geleneksel düşmanı ‘Moskof’ yoktur. Soğuk Savaş’ın bloklaşmış dünyasındaki sosyalist devrim ihracatçısı Sovyetler Birliği de artık tarih olmuştur. Karşımızdaki devlet, demokraside Batılı standartlara ulaşmaya başlamış yeni bir ‘süper güç’tür.
Halkların birbirlerine bakış tarzı da değişmiştir.
Artık 93 Harbi’nin felâketini anlatan dedelerimiz çoktan aramızdan ayrılmıştır. Stalin’in Kars ve Ardahan konusundaki talepleri de tarih kitaplarının sayfalarında kalmıştır. Bunun yerine, milyonlarca Rus turistin sıcak dostluğu ve iki şarklı toplumun birbirlerine benzeyen tarafları öne çıkmıştır.
***
Hiç şüphesiz Rusya Federasyonu, bizim her bakımdan en önemli komşumuzdur. Modern dünyamızda ‘stratejik ortaklık’, artık Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi güvenlik anlaşmaları üzerinden yürütülmüyor. Zira, ‘ticarî ortaklık’ ön plâna geçmiştir.
Medvedev’in Türkiye’yi ziyaretinde, ‘vize’ ve ‘nükleer santral’ başta olmak üzere 25 önemli anlaşma hazırlanmış ve bunun 17’si dün itibariyle imzalanmıştır. Böylece, Türkiye ile Rusya arasında vize uygulaması kaldırılmış ve iki ülke arasındaki 30 günlük ziyaretlerde vize istenmemesi kararlaştırılmıştır.
Çok daha önemli bir karar ise, bir üst düzey ‘İşbirliği Konseyi’nin oluşturulması ve iki ülke arasında 5 yıl içinde 100 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine ulaşılmasıdır. 2008 yılında 38 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine ulaşıldığı gözönüne alınırsa, bu hedefin gerçekleştirilmesinin imkânsız olmadığı anlaşılacaktır.
Diğer taraftan, enerji sektöründe Güney Akım, Mavi Akım projeleri ile Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın yapılması ve Ceyhan Rafinerisi’nin kurulmasıyla Türkiye dünyanın ‘enerji santrali’ hâline gelecektir.
Ayrıca, Rusya’daki müteahhitlik faaliyetinin dörtte birine yakın bir miktarı gerçekleştiren 300 civarındaki Türk firmasının başarılı hizmetleri de hem Türkiye, hem Rusya bakımından önemlidir.
***
Sözün burasında, ister istemez Türkiye’nin 60 yıllık ‘stratejik ortağı’ ABD ile Rusya
Federasyonu çerçevesindeki ilişkilerimizi mukayese etmek zorunda kalıyoruz.
Rahmetli Özal’ın ABD’yi ilk resmî ziyaretinde Başbakanlık Müsteşarı olarak yanındaydım. ABD Başkanı Reagan’dı. Beyaz Saray’daki görüşmeler esnasında Başbakan Özal, o her zamanki sempatik hâli ve şiveli İngilizcesiyle, ‘We don’t want more aid, we want more trade’ (Biz daha fazla yardım değil, daha fazla ticaret istiyoruz) demiş; sonradan bu sözü sloganlaşmıştı.
Aradan tam 25 sene geçti. Özal’ın bu veciz sözü hâlen geçerliliğini koruyor. Türkiye dış ticarette özellikle son dönemde patlama yaptığı hâlde, ABD ile dış ticaretimiz toplam dış ticaret hacminin yüzde 5’inden daha düşük bir noktada ve 12 milyar doları geçmiyor. Amerikan vizesi ise en zor alınan vizelerin başında geliyor.
Güvenlik işbirliği konusunda da ABD’nin verilmiş sözlerine rağmen, henüz terör örgütünü dağdan indirme yolunda üzerine düşeni yapmadığı görülüyor.
***
Sakın yanlış anlamayınız. Ulusalcı bazı generaller gibi, Türk dış politikasında ABD ile stratejik ortaklığı bırakıp tamamen Rusya’ya ve Doğu’ya dönülmesini savunmuyoruz. ABD ile stratejik ortaklığımızı elbette devam ettirmeli ve ilişkilerimizi daha da geliştirmeye çalışmalıyız.
Türk dış politikası, son yüz yıllık tarihinde ilk defa doğru yolu bulmuştur. Türkiye, artık büyüklüğünün ve öneminin farkındadır. Özellikle günümüzün dünyasında, bloklara, ülkelere ve ideolojilere bağımlı kalarak diplomatik seyyaliyeti gerçekleştirmek mümkün değildir.
Türkiye, artık bölgesel bir güç değil ‘merkez ülke’dir. Dış politika konusundaki rolü, Türkiye’yi ‘süper güç’ olma yoluna sokmuştur.
Bu durumda, Türkiye, bir yandan ABD’nin, diğer yandan da Rusya Federasyon’nun ‘stratejik ortağı’dır. Türkiye’nin, komşuları, AB, Türk Dünyası, İslâm Dünyası, Asya ve Afrika ülkeleriyle de münasebetleri de en iyi şekilde devam etmektedir.
Dış politikadaki başarılarımıza seviniyor, bu münasebetle Başbakan Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanı Gül’ü ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu kutluyoruz.

radikal



Bu yazı 405 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,217 µs