En Sıcak Konular

Taha Akyol


Taha Akyol
0 0 0000

Başbakan’a bir öneri



TÜRKİYE’NİN başkanlık sistemine geçeceğini hiç sanmıyorum. Prof. Ergun Özbudun hocamızın belirttiğine göre, bu sisteme geçmek için Anayasa’nın 40 kadar maddesinin, ayrıca pek çok kanun ve yönetmeliğin değişmesi gibi zor bir ‘ameliyat’ gerekir ki, bu olmaz.
Osmanlı’nın ‘sadrazam’ sistemi, ardından meşrutiyet ve sonra cumhuriyetle birlikte, asırlar içinde oluşmuş devlet başkanı ve başbakan ayırımına dayalı yüzlerce kanun, yönetmelik, kural ve alışkanlıklar değişecek!
Geçiş döneminde müthiş bir kaos! Sonra da işleyişte bir yığın sorunlar, çelişkiler...
Amerika’daki sistem de 250 yılda bugünkü haline gelmedi mi?
“Devrim”e değil, “evrim”e inanan bir insan olarak, mevcut sistemde düzeltmeler yapmak varken böyle keskin bir değişimi hem aklen yanlış, hem fiilen imkânsız görüyorum.

Şizofrenik siyasi kültür
Öyleyse niye böyle önemsedim de üç gündür yazıyorum? Önemsedim, çünkü bu konu siyasi kültürümüzdeki “otorite” ve “hürriyet” dengesizliğinin bir göstergesidir.
Bu dengesizliği yüz elli yıl süreyle Fransızlar da yaşamıştı. Raymond Aron gibi yazarlar bunu çok güzel anlatır: “Hürriyet” kavramını “bizden yana otorite” olarak algılayan otoriter eğilim...
Bizden yana olmayan meşru ve hukuki otoriteyi bile “tahakküm” gibi algılayan ‘anarşist’ eğilim!
İkisi iç içe; şizofrenik bir siyasi kültür!
Bunun siyasi hayatımıza yansıması otoriterlik, uzlaşmazlık, kavgacılık ve paranoyadır.
Çünkü bizim otoriterliğimiz iyi, başkalarının hürriyeti tehlikelidir; sıkı tutmak gerekir!
1908’den beri istisnasız bütün partilerimizin yaşadığı süreç çok ilginçtir: Önce demokratik ve katılımcı bir tüzük, ardından lideri mutlaklaştıran tüzük değişiklikleri...
CHP’nin 1923 ve 1927 tüzüklerini bir karşılaştırın...
AKP’nin kuruluş tüzüğü ile bugünkünü karşılaştırın.
Bugünkü CHP’nin, MHP’nin tüzüklerine bakmayı da ihmal etmeyin.

‘Liberal özgürlük’
Başkanlık sistemini “otorite” için mi, yoksa “kuvvetler ayrılığı” için mi istiyoruz dersiniz?! Yine Prof. Ali Fuat Başgil’in altmış yıl önce yazdıkları:
“Amerika fikir, söz ve yazı hürriyetinin memleketidir. Başkan’ı tutan ve başarılarını alkışlayanlar olduğu gibi, her hareketini acı acı eleştiren diğer bir kitlenin de amansız hücumları karşısındadır. Beyaz Saray adeta camdan bir köşktür. Başkan bu köşkte her taraftan atılan taşların tehdidi ve tehlikesi altında yaşar. Başkan’ın yalnız acı tatlı siyasi eleştirilere değil akla hayale sığmaz en ağır hakaretlere göğüs germesi gerekir... Hele politikasında biraz sendeler ve kamuoyunu kendisinden soğutursa üstüne dağ gibi devrilen hücumlara dayanması lazımdır...” (Esas Teşkilat Hukuku, sf. 317)
Çok gerilere gitmeyelim, Nixon ve Clinton nasıl Senato’da küçük düşürülmüştü? Bush ne hakaretlere uğramıştı? Obama hakkındaki ‘Afrikalı maymun’ karikatürlerine hoşgörü gösterecek tek lider yoktur Türkiye’de...
Çünkü bizde “liberal özgürlük” kavramı yeni yeni gelişiyor; yeni şehirleşip yeni burjuvalaşmaya başladığımız için.
Başkanlık sisteminin dayandığı otorite ve özgürlük değerleri bizdekinden çok farklıdır.

Kültür, kaç milyar dolar?
Sayın Erdoğan’a başkanlık sistemini hiç tavsiye etmem. Ama önemli bir tavsiyem var: Mevcut parlamenter sistemimizde yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları hangi sebeplerden iyi ve verimli işlemiyor? Verimliliği düşüren çatışmaların yapısal ve kültürel sebepleri nedir?..
Böyle kapsamlı bilimsel bir araştırma yaptırmasını öneriyorum.
Uygulamak için değil; demokrasimize ve ‘yönetimde etkinlik’ arayışımıza kapsamlı bir kültürel katkı olsun diye...
Yeni nesillere yol göstersin diye.
Böyle bir çalışma ihracatı bilmem şu kadar milyar dolar artırmak çapında büyük bir hizmet olur.
Hem muhafazakârlar için “kültür” daha bir önemli değil midir?
Bugün oy getirmez, ilave kudret ve heybet de kazandırmaz ama öyle bir kültürel katkı tarihin büyük takdirini kazandırır.

milliyet



Bu yazı 413 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Kasım 2011 KCK ve hukuk
    • 30 Temmuz 2011 Afrika kampanyası
    • 29 Temmuz 2011 Stalinist milliyetçilik!
    • 22 Temmuz 2011 AKP’li bakan İnönü’yü övüyor
    • 20 Temmuz 2011 ‘Makas açılıyor’
    • 18 Temmuz 2011 Totalitarizmi eleştirmek
    • 12 Temmuz 2011 Anayasa da böyle yapılır
    • 7 Temmuz 2011 ‘Usta’ kabine
    • 1 Temmuz 2011 CHP Meclis’e
    • 27 Haziran 2011 Anayasa yapmak
    • 7 Haziran 2011 AKP, CHP, MHP uzlaşır mı?
    • 30 Mayıs 2011 Kürt meselesi nereye?
    • 27 Mayıs 2011 Hukuk ve yargı açısından 27 Mayıs
    • 26 Mayıs 2011 Proje savaşı
    • 19 Mayıs 2011 Ergenekon ve PKK
    • 12 Mayıs 2011 Demirel ve CHP
    • 11 Mayıs 2011 MHP
    • 18 Nisan 2011 2023 Vizyonu
    • 2 Nisan 2011 ‘Bizden yana adalet!’
    • 25 Mart 2011 Türkiye’nin rolü?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,765 µs