En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

Gedikleri kapamak kalmak



'sıkıntı bir tekdüzelik gününde doğdu'.
 fransız sözü

Tercüme kitaplar okumak, yanlış anlamaya neden oluyor. Birkaç kuşak, yanlış anladı. Bilim, sosyal olay, tarih, coğrafya ve lisan. Tarih, musiki, arşiv, kütüphane ve Batı, kayboldu.

Hiç okumamak, yanlış okumaktan daha iyi olabilirdi.

Nietzsche'yi, Foucault'yu Türkçe okumak mümkün. Ama, yanlış okumak. Piyasa sistemi, iktisadi ilişkiler, kurumsuzluk, prensipsizlik, başka şeyler, devrede oldu. Nietzsche ve Foucault, katledildi. Türkçe'de.
 
Şerif Mardin: "İnsan Batı'ya okumak için gittiği zaman, Platon okuyor, Aristo okuyor, Saint Augustin okuyor; Hobbes, Locke, ondan sonra faydacıları okuyor. Hegel okuyor, Marx okuyor, falan... Bunlar ise bir dizi içinde birbirine gönderme yapan ve birbirine cevap veren kişiler. Onun için bir zincir oluşabiliyor. O zincirin içindeki fikirleri bilmek için zincirin parçaları hakkında biraz bilgi sahibi olmak lazım. Batı'da birini yetiştirdikleri zaman, gerek siyaset biliminde olsun, gerek sosyolojide olsun bu zincirin nasıl teşekkül ettiğine dair, temel bilgiler vermek ihtiyacını hissediyorlar. 18.yüzyıl aydınlanma devri felsefecilerinin fikirlerini bilmeden, Saint Simon'dan Auguste Comte'a  Auguste Comte'dan da pozitivizme ve Durkheim'e nasıl bir geçiş olduğunu anlamak zor oluyor. Böyle yetişen bir kişi iyi yetişiyor ve halkaların her birini bildiği için, daima son referansın arkasında yatan diyalogları biliyor. Mesela Durkheim'ı incelediği zaman, "hah burada Kant'tan gelen bir problem var", diyor veyahut da "19.yüzyılda Fransız felsefesinin Kant'tan etkilenmiş olan parçasının burada etkisini görüyoruz" diye bağlayabiliyor onu. Bağlayabilmek ve sorunun niteliğini anlamak için yalnız senkronik olarak değil, diyakronik olarak onun nasıl geliştiğini bilmekte fayda var. Onun için dört başı mamur bir eğitim diyebilirim buna. Ama alın Türkiye'den ya da Nijerya'dan gelmiş olan birisini, o üniversite eğitiminin içine sokun. Adamın bir kere bu işin mantığını anlaması için aradan zaman geçmesi lazım. Çünkü çocukluğundan beri o zincirin halkalarının hepsini bilmiyor. Bir kısım halkalar aileden veriliyor, ananın babanın konuşmalarından ortaya çıkarılıyor, Eyfel Kulesini gezmekten ortaya çıkıyor, falan. Şimdi bir kere bu gedikleri kapamak gerekiyor ve o zaman da bayağı bir çaba göstermek lazım.

Kendi adamlarını belirlemek, onlarda kalmak. Diğerleri her nedense ötekiler oluyor, adamlar ile ötekiler ayrı ayrı varsayılıyor, onlar arasında bir hayali fark ve çatışma kurgulanıyor. 'O da var bu var' ve 'o, bunun devamında var' yerine 'senin adam yanlış, benimki doğru". Ya da: 'Tarih iyiler ile kötüler savaşı, düşünce tarihi de öyle'.

İkiye ayırmak bir gelenek haline geldi. İyi kötü, bizden onlardan, doğru yanlış, işe yarar işe yaramaz, yüceltilmesi gerekenler yokedilmesi gerekenler, cepheler. Problemin göstergesi tarihte ne oldu sorusuna verilen yanıttaki bölünme oluyor. Türkler, tarihte ne olduğuna dair bölündüler. Gelecekte ne olacağı konusunda değil.

İlmik kopuk olduğundan bir yere kadar gelinir, yalnızca bir yere kadar. Boşluk oluyor, geçilmiyor. Kendini bilmemenin, ayrışmanın devamlılığı sağlanıyor.

Şerif Mardin: " Herhalde toplumun içinde insanların kendi üzerlerine inmelerine engel olan birtakım düşünce kalıpları var".



Bu yazı 490 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,440 µs