En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

Sivil darbe, rejim içi darbe vesaire...



Soruların, belirsizliklerin yine ağır bastığı bir süreçte yol almaya başladık.
Bir Türkiye klasiği denebilir bu duruma. Öyle kolay öngörülebilir, ‘oyun teorileri’ne kolayca sığabilen bir ülke değiliz.
Çok çabuk değişebiliyor her şey. Hiç beklediğimiz gelişmelerle birdenbire burun buruna kalabiliyoruz.
Bugünlerde yine masa başında birçok senaryo yazılıyor siyasete ilişkin.
Hangisi gerçeğe daha yakın?..
Bu sorunun yanıtı kolay değil.
Her şey olabilir bu ülkede!
Sözü uzatmadan bu senaryolardan birini seçip aşağıda özetleyeyim.
Diyelim ki anayasa değişikliği paketi, birkaç günlük bir gecikmeyle bu hafta içinde Meclis’in ilgili komisyonunda görüşülmeye başlar.
Sonra sıra Genel Kurul’a gelir.
İki kez oylama, muhalefetin engelleme, geciktirme taktikleri vesaire derken Mayıs ayının ilk haftasında Meclisten en az 330 oyu bularak geçer.
Cumhurbaşkanı Gül Çankaya’da anayasa değişikliği paketini rahat bir hafta tutar, sonra onaylar. Böylece Mayısın ortası gelir.
Referandumla ilgili yeni yasaya göre, değişikliğin halkoyuna sunulması için iki ayın geçmesi gerekir ki, bu da Temmuz ortası demektir.
Peki, bu tarih kesin mi?
Emin değiliz.
Çünkü arada Yüksek Seçim Kurulu var. Kurul’dan, 120 günlük referandum süresini öngören eski yasanın bir seferlik daha geçerli olabileceğine dair karar çıkabilir.
Böyle bir ihtimal yok değil.
Ama eğer gerçekleşir de, Yüksek Kurul 120 gün derse, o zaman referandum Temmuz ortası değil, Eylül ortasına kayar.
Bir başka soru:
Anayasa Mahkemesi ne yapar?
Diyelim, Mayıs ortasında Anayasa değişikliği kesinleşti.
Baykal’ın CHP’si de değişikliği alıp, Meclis’teki 98 sayısına 12 milletvekilinin imzasını daha ekleyerek doğru Anayasa Mahkemesi’ne gitti ve dedi ki:
“Yargı kuşatılıyor, kuvvetler ayrılığı ölümcül bir darbe yiyor. Bu değişikliği iptal et, ama aynı zamanda yürütmeyi de durdur, çünkü vaziyet vahim...”
Anayasa Mahkemesi de, diyelim, üç gün içinde fazla uzatmadan kararını verdi ve yürütmeyi durdurdu.
Bu durumda, referandum süreci de durmuş olur.
Ne zamana kadar?
Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar.
Sonra?..
Hep birlikte Anayasa Mahkemesi kararı beklenir.
Ya iptal kararı çıkarsa?..
Bir iptal kararıyla birlikte, tıpkı Yüksek Mahkeme’nin türban yasağıyla ilgili “Kaosa kalkan 411 el” kararı sonrasında olduğu gibi, Ak Parti hakkında yine bir kapatma davası açılırsa?..
Bir başka deyişle:
Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddesine dayanan iptal kararı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından eşzamanlı olarak bir kapatma davasına dönüşürse...
Sorulara devam edelim.
Ak Parti de, kapatma davasının sonucunu hiç beklemeden, hodri meydan deyip baskın seçim kararı alırsa ne olabilir?..
Şöyle bir senaryoya ne dersiniz:
Tam seçime giderken Ak Parti, diyelim, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı, siyaset yasakları konuldu ve genel seçimlere Ak Parti’siz gitmenin yolu açıldı.
Mümkün mü?..
Parti kapatmak bu kadar dar bir süreye sığabilir mi? 2007 yılı baharındaki Cumhurbaşkanı seçiminde 367 ile gerçek bir hukuk skandalı yaratmış olan Yüksek Mahkeme bir de böyle bir ‘çılgınlık hali’nin altına imza atabilir mi?
Uzak ihtimal, zor ama, yine de kağıt üstünde mümkün...
Böyle bir senaryoya isteyen rejim içi darbe, isteyen sivil darbe, isteyen hukukun gereği diyebilir, kimileri de zil takıp oynayabilir.
Olabilir mi?..
Bilemem ama yine ilginç günlere doğru yol alıyoruz.

milliyet



Bu yazı 329 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,630 µs