En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Anayasa, bal gibi değiştirilir...



Ne  zaman biteceğini bilemediğimiz yepyeni bir gündemle haftaya başladık. Bundan böyle, Anayasa değişikliği tartışmaları günlük yaşamımızı kaplayacak, Çok heyecanlı ve bol kavgalı bir sürece girdik.
Bu kavgada muhalefetin direnmesini gayet iyi anlıyorum, ancak doğrusu hak veremiyorum. Başbakan ile kimi zaman  ters düşüyorum ve eleştiriyorum, ancak bu defa attığı adımı destekliyorum.
Şu soruya yanıt arıyorum:
Anayasalar  değiştirilemez mi?
Gayet tabii değiştirilir.
Hele 12 Eylül Anayasası gibi, her tarafı dökülen bir Anayasa mutlaka değiştirilmelidir. Keşke tümüyle değiştirilebilse.
Bu kadarını dahi ben memnuniyetle karşılıyorum.
Muhalefet, genel seçimlere yaklaşık 1,5 yıl kala Ak Parti’nin ve bu meclisin Anayasa değişikliğine hakkı olmadığını söylüyor.
Neden?
Eğer bu sistemin adı demokrasi ise, o zaman demokratik seçimler sonucunda iktidar olan bir partinin anayasayı değiştirmeye hakkı vardır.
En büyük eleştiri nedir?
Ak Parti’nin hakim ve savcıları atayan mekanizmayı değiştirip, kendilerine yakın bir yargı yaratılmaya çalışması.
Yani yandaş yargı yaratma çabası.
Peki o zaman, bugünkü yargı kimin yandaşı?
Ulusalcılardan mı yana, yoksa laikçileri mi gözetiyor?
Olur mu böyle şey?
Yargıçlarımızı ve savcılarımızı damgalamıyor muyuz?
Yandaş yargı yaratmak bu kadar kolay bir iş mi?
Tartışmayı bu yöne götürerek, zaten yaralı ve toplumun gözündeki güvenirliği zedelenmiş olan yargı sistemimize daha da büyük bir darbe vurulması anlamına gelmiyor mu?
Hele iktidarın, eleştirileri azaltmak ve muhalefetin desteğini almak için, pakette yaptığı son değişiklikleri de dikkate alınca, ben “yandaş yargı yaratma” suçlamalarına katılamıyorum. Bu eleştirinin, yargıç ve savcılarımıza hakaret anlamına geleceğine inanıyorum. Muhalefet “yargıya siyaset girecek” diyerek, şu andaki yargının kendilerinden yana olduğunu, bunun değişmesine karşı çıktığını belirtmiş olmuyor mu? Şu andaki yargı sistemimizde siyaset hiç mi yok acaba?
Yüksek Yargı’nın etkinliğini kaybetme tehlikesi karşısındaki tepkisini de anlıyorum, ancak bunun yargıyı teslim almak olarak görmüyorum.
Bütün bu eleştirilere karşılık, değişiklik paketinin içindeki diğer maddeler, özellikle de parti kapatılmasının zorlaştırılması, darbecilerin bundan böyle yargılanması gerektiğinin işaret fişeği anlamındaki 15’inci maddenin iptali, askerin sivilde yargısı ve yaş kararlarının yargıya açılmasını  son derece önemsiyorum.
Bu değişiklikleri bir devrim olarak niteliyorum.
Bir bölümü dahi olsa, yargı sistemimizdeki reform sürecinin bir yerden başlamasını doğru buluyorum. Bunun ardından, dava sürecini hızlandıracak sistemi temelinden modernize edecek adımların atılmasının şart olduğuna inanıyorum.
Ak Parti, büyük olasılıkla muhalefetten hiç destek göremeyecek ve referandum zorunluluğu doğacak gibi görünüyor. İşte asıl kritik süreç ondan sonra başlayacak.
Kim ne kadar tersini söylerse söylesin, Başbakanımız eleştiriden hoşlanmasa, her defasında çok sert şekilde tepki gösterse dahi, Türkiye’de demokrasi giderek yerleşiyor.

Ancak buna da yargı reformu diyemeyiz...
Ancak  bir noktaya daha değinmeden edemeyeceğim.
Yapılmakta olan Anayasa değişikliğindeki yargı bölümüne “yargı reformu”  demek zordur. Şimdilik genel bir yapı değişikliği ile yetinileceği anlaşılıyor. Muhalefetin ve yargı kurumlarının da dikkat çektiği gibi gerçek “yargı reformu” başka bir şey. Kamuoyunun beklentisi çok farklı.
Kamuoyu, hızlı yargı istiyor. Yıllarca süren davaların adalet getirmediğine inanılıyor. Bitmez tükenmez oturumlar, yılda 1-2 defa duruşma gününün verildiği düzenin değişmesi arzulanıyor.
Yargıç ve savcı sayısındaki açıklar kapatılmadan, mahkemelerin fiziki sorunları çözümlenmeden, her konu bilirkişilere yollanmadan halledileceği bir ortam bulunmadan  hiçbir yere varılamayacağı apaçık ortada.
Yargı dünyasının böylesine sert tepki göstermesi, konumlarını kaybetme kaygısından kaynaklanıyor. Bu duyarlığı da anlayışla karşılıyorum, ancak iktidarın genel dengelere ince ayar yapma istediğine de hak veriyorum.
Demokrasi buna denir...
Yargı dünyasının tepkisine bakacak olursak, önümüzdeki dönemde özellikle bu konuda kan gövdeyi götüreceğe benziyor.

posta



Bu yazı 926 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,789 µs