En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Demokratikleşmede hedef bu kez yargı...



Yargıtay Başkanı Gerçeker dün, "Her ülkenin kendisine göre koşulları var..." diyor, anayasa değişikliği paketini anayasayı ihlal ve tehlike olarak tanımlıyordu.

Kültürlerin, toplumların değer sistemleri elbet birbirinden farklı olur. Ama bu durum, değer sistemine göre siyasi rejim özgürlük düzeni olmalıdır fikrini ne üretir ne meşru kılar.

Tersine böyle durumlar bir geleneğin ya da bir ideolojinin tahakkümünü ifade ederler.

Türkiye bunun sıkıntılarını en açık yaşayan ülkelerden birisidir.

Türkiye'nin kendisine has koşulları vardır söylemi, yıllar yılı demokrasinin Türkiye için lüks, fazla, hatta tehlikeli olduğu mantığı üzerine oturmuştur.

Siyasi alanın devlet, asker, yargı karşısında daraltılması, toplumsal taleplerin tehlike ve tehdit kavramlarıyla tanımlanması, sınırlı özgürlük ile düzen fikri arasında paralellik kurulması, ordunun kurucu iktidar olduğu Türk anayasacılığının temel direklerini oluşturur. Ve 1982 bu konuda doruktur.

Demokrasilerin ülkelere göre kendisine has ilkeleri olmaz, ilkeler ise koşullara hiçbir şekilde bağlanmaz...

Özgürlük ve hakları, evrensel değerler belirler. Yerel değerler, yani ülkenin kendine has özellikleri evrensel insan hakkı kazanımlarını sınırlamak için değil, bunların kapsamını geliştirmek için kullanılırsa siyasi açıdan anlam taşır...

1982 Anayasası uğradığı tüm değişikliklere rağmen bir vesayet anayasası olmayı sürdürüyor. Bu anayasa özgürlük ve demokrasi istikametinde yapılacak her değişiklik ileri bir adım olacaktır buna şüphe yok...

Meselelere üniversitelerdeki başörtüsü yasağı tartışmalarında olduğu gibi özgürlük pazarlığı yaparak bakmadığınız, cemaatçi davranmadığınız zaman, her yeni özgürlük girdisi, her yeni hak alanı genişlemesi Türkiye'nin acil ihtiyacıdır.

Dün açıklanan anayasa değişikliği paketini de bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Elbet yeni ve sivil bir anayasa yapmak daha yerinde olur, ancak bu tür adımların, iki yıl önce olduğu gibi, siyasi gerginlikler, hatta rejim krizleri ürettiği dikkate alınırsa, topyekün bir uzlaşmanın üretilemediği siyasi koşullarda bu tür kısmi adımları da önemsemek gerekir.

Nitekim açıklanır açıklanmaz anayasa değişikliği paketi itirazlarla karşılaştı.

İtirazın temel nedeni, bu paketin vesayetçi düzenin sallanan ayaklarını biraz daha kıracağı içindir.

Nitekim paket iki alanı hedefliyor:

Askeri alan

Yargı alanı

Askeri alana yönelik önde gelen düzenlemeler şöyle:

- Yüksek Askeri Şûrâ'nın alacağı askerlikle ilişik kesme kararları yargı denetimine açılıyor.

- Askerlerin işlediği "devletin güvenliği, anayasal düzen ve bu düzenin işleyişine karşı suçların" sivil mahkemelerde yargılanması hükme bağlanıyor.

- Askeri Yargıtay'ın kuruluş ve işleyişine ilişkin kanunların "askerlik hizmetlerinin gereklerine" göre düzenlemesinin önü kapatılıyor.

- Anayasa'nın 12 Eylül askeri darbesini yapanların yargılanmasına engel olan geçici 15. maddesi kaldırılıyor.

Diğer değişiklik önerileri ise doğrudan doğruya yargının vesayetçi rejimde kapladığı alanı ve yapısına yönelik...

- Rejimi Anayasa Mahkemesi'nin ve Yargıtay Başsavcısı'nın ideolojik haciri altına sokan siyasi parti kapatmalar zorlaştırılıyor ve kapatma davasının Meclis izniyle açılabilmesini öngörüyor.

- Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısını 11'den 19'a çıkarıyor, TBMM'ye 3 üye seçme kapısını açıyor. Anayasa yargıçlarının görev süresi 12 yılla sınırlanıyor.

- Yüce Divan kararlarına yargı yolu açılıyor.

- Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısında değişikliğe gidiliyor. Üye sayısı 21'e çıkarılıyor. HSYK'nın meslekten çıkarma kararı, yargı denetimine açılıyor.

Çıkacak parazit seslere kulak asmayın...

Öyküsü nasıl gelişir bilinmez ama bilin ki Türkiye derin devlet mücadele, demokratikleşme ve sivilleşme sürecinde yeni kapı açmaya hazırlanıyor...

yenişafak



Bu yazı 225 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,158 µs