En Sıcak Konular

Şahin Alpay


Şahin Alpay
0 0 0000

Ermeni sorunu, aydınlar ve siyasiler



Sorunların çözümü için en önemli şart toplumun bilinçlenmesi ise ikincisi de gerekli siyasi iradenin varlığı.

Türkiye'nin hemen her sorununda olduğu gibi Ermeni sorununda da liberal-eleştirel söyleme sahip aydınlar çözümün yolunu açmaya çalışıyor; AKP hükümeti de, öteki sorunlarda olduğu gibi, bunda da çözüme yönelik bir "açılım"ı başlattı. Söz konusu aydınlar arasında, AKP hükümetinin oynadığı rol konusunda farklı görüşler var. Bazılarına göre, bu hükümet sorunları çözme çabasında, diğerlerince ise "çözüyormuş gibi..." yapmakta. Hangileri haklı? Adil bir cevap verebilmek için dikkate alınması gereken başlıca iki nokta var.

Birincisi, demokrasilerde aydınlar ile siyasetçilerin farkı. Aydınların başlıca kaygısı, sorunlara çözüm için tarihsel gerçekleri savunmak. Bunun için topluma ters gitmeyi de göze alırlar. Siyasiler ise çözüm isteseler dahi, toplumun desteğini almadan bunu yapamazlar. Seçim kazanmak onların birinci önceliğidir. Denebilir ki, aydınların söylemi tarihsel, siyasilerin ise toplumca kabul edilebilir gerçekler üzerine kuruludur.

İkinci nokta ise AKP'nin "zihni"nin nasıl işlediği. Bu hükümetin öncekilerden farklı olarak, Türkiye'nin birikmiş sorunlarını çözme isteğine sahip olduğu görülüyor. Ermeni sorununun çözümünü, Ermenistan ile normalleşmeye bağladı. Ne var ki, iç ve dış siyasetin getirdiği çeşitli kısıtlamalar altında hareket etmek zorunda olduğu gibi, sorunun ne olduğu ve nasıl çözülebileceği konusunda "zihni" de bulanık. Muhakkak ki, bu hükümetin (ve partisinin) içinde bir yanda Ermeni sorununun aşılması için tarihle yüzleşilmesi gerektiğini düşünenlerden, öte yanda resmi görüşten bir milim ayrılmayanlara uzanan geniş bir yelpaze var. Zihin karışıklığının izlerine daha önce tanık olduk: 2005'te "Osmanlı Ermenileri" konferansını düzenleyen aydınlara, "Hainler! Bizi arkamızdan hançerliyorlar!" diye haykıran, "Tehcir ve mübadele olmasaydı, Türkiye olamazdı" buyuran bakanlar gördük.

Bunlara belki o kadar şaşırmamıştık, ama Başbakan Tayyip Erdoğan'ın BBC Türkçe servisine verdiği beyanatta, Ermeni diyasporasının lobisiyle Batı parlamentolarında kabul edilen soykırım kararlarına karşılık gerekirse Türkiye'de kaçak çalışan Ermenistan vatandaşlarının topluca sınır dışı edilebileceğini söylemesi hemen herkesi şaşırttı. Ben de çok şaşırdım. Zira ben, bu hükümetin öncekilerden farklı olarak dış ilişkilerde tehdit ve şantaj politikasını terk ettiğini sanıyordum. "Komşularla sıfır problem" politikasını tutarlılıkla izleyeceğine, Ermenistan'la normalleşme çabasını sürdüreceğine inanıyordum.

Buna o kadar katkı yapmış bir hükümetin başının, ülkenin itibarını zedeleyecek, normalleşme arayışına ters düşecek, insanlıkla bağdaşmayan, nereden baksan çirkin bir söz edebileceğine ihtimal vermemiştim. CHP genel başkanı bile Erdoğan'ın beyanını "insan haklarına aykırı" buldu... MHP Genel Başkan Yardımcısı dahi, bunun "İkinci Tehcir" anlamına geleceğini söyledi... Bana gelen mesajlardan anlıyorum: İsveç'te kamuoyunun büyük çoğunluğu parlamentonun aldığı "soykırım" kararının yersizliği üzerinde anlaşmışken, şimdi "Acaba?" diye soruyor.

Özgür ve uygar Türkiye er geç Osmanlı Ermenilerinin başına gelen büyük felaketle yüzleşecek. Bunun için sormaya devam: Eğer kasıtlı bir imha (yani soykırım) değil ise yüzbinlerce Ermeni kendi hükümetinin aldığı tehcir kararı sonucunda katliam, açlık ve hastalık nedeniyle ölmedi, vatanından sürülmedi mi? Bu felaketin sorumlusu ne Türk milleti ne de Türkiye Cumhuriyeti, İmparatorluğu yıkıma götüren İttihatçı diktatörler değil midir? Emekli büyükelçi Volkan Vural çözümün yolunu göstermedi mi? (Bkz: Neşe Düzel, Taraf, 8 Eylül 2008) Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması sürecinde Hıristiyanların ve Müslümanların yaşadığı bütün trajedilerle yüzleşilmesine ancak böyle katkıda bulunamaz mı?.



Bu yazı 492 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2012 Oyumu geri alıyorum
    • 2 Haziran 2012 Nükleer yalanlar ve gerçekler
    • 19 Mayıs 2012 Uludere, Ankara'nın karanlık dehlizlerinde
    • 29 Ekim 2011 Anadolu'daki bekleyiş, AB standartları
    • 20 Ağustos 2011 Şiddet, çözüm değil şiddet üretir
    • 19 Ekim 2010 Türkiye gittikçe Batı'ya yaklaşıyor
    • 26 Haziran 2010 Türk dış politikası liberaldir
    • 22 Mayıs 2010 Ey asker, siyasete karışma!
    • 8 Mayıs 2010 İsmet İnönü'ye de adil olmalıyız
    • 1 Mayıs 2010 Niye profesyonel ordu?
    • 3 Nisan 2010 'Lider sultası'ndan kurtulabilir miyiz?
    • 20 Mart 2010 Ermeni sorunu, aydınlar ve siyasiler
    • 6 Mart 2010 Vesayet rejimi nasıl kuruldu ve işledi?
    • 20 Şubat 2010 Demokrasilerde 'kontrol ve denge' nasıl sağlanır?
    • 13 Şubat 2010 Militarizm ne Ortaylı'ya, ne de MHP'ye yakışır
    • 2 Temmuz 2009 Genelkurmay Başkanı'na açık mektup
    • 11 Haziran 2009 'Türkiye çantada keklik değil'
    • 23 Nisan 2009 Zorunlu asimilasyon başarılı olamadı
    • 12 Şubat 2009 TSK'nın saygınlığını korumalıyız
    • 7 Haziran 2008 Militan demokrasi değil, militan devlet

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,869 µs