En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Uzakta bir hülya: Demokrat zihniyet...



Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Toplumsal mutabakatlara ilişkin derin sorunlarımız var. Kürt sorunu, yasakçı laiklik uygulamalarının yarattığı taraflaşma bu açıdan ülkenin değişmeyen meseleleri arasında yer alıyor.

Ve bu meseleler toplumsal dokuda tahribatlara yol açıyor.

Kaldı ki toplumsal dokumuz çok parçalı. Farklı cemaatlerin birbirine değmeden yan yana yaşadıkları Osmanlı'nın milletler sistemi âdeta yeni bir yüzle devam ediyor.

Velhasıl "cemaatçi bir siyasi kültür"e sahibiz, cemaat içi dayanışma, cemaatler arası kuralsız yarışma siyasi anlayışımızın temelini oluşturuyor. Böyle olunca eylem ve arayışlarımızda "ilke" yerine "fayda" daha önde yer alıyor.

Siyasi mekanizmanın kaynak dağıtma üzerine kurulu olması, doğal bir popülizme sahip olmamız da bu yüzden.

Otoriter bir devlet geleneğine sahibiz, askerî kurumun ülke idaresinde oynadığı rol köklü...

Bu tür sorunlara sahip toplumlar "tarih sahnesi"nde tutunmakta zorlanırlar.

Zira kendilerini değiştirme, çağın koşullarına uyum kabiliyetleri sınırlıdır.

Türkiye bu tür sorunlara sahip olup, tarih sahnesine yapışan nadir toplumlardan biridir...

Tüm yakın tarihimiz, aslında "kendi sorunlarımızla baş etme, bu sorunları yönetilebilir bir şekle sokma ve çağın dinamiklerine ayak uydurma çabaları" içinde geçti.

Bu ülkede kimi devlet kurumları ve aktörlerinin, kimi akımların, kimi insanların bölünme endişesinden dem vurması boşuna değil. Anlamaya çalışarak bakarsak belki de bölünme endişesi belleğe yer etmiş bir tutunma kavgasının ve karşı karşıya bulunan risklerin ifadesi...

Evet, Türkiye bu tür yapıya sahip ve bu yapıyla baş edebilen nadir ülkelerden biri...

Bu durumda önümüzdeki soru şudur:

Tarih her zaman bizim için çağa uyum ve sorunlarımızla didişmeden ibaret bu tutunma çabası mı olacak?

Olanı hep geriden takip eden, hep endişe içinde olan, hep kendi sorunlarına gömülü bir toplum olarak mı kalacağız?

Yoksa tarihî bir devrimi gerçekleştirerek tüm kalıcı sorunları, devletten topluma uzanan cemaatimsi hastalıkları geride bırakmayı başarabilecek miyiz?

Bu sorulara, yaşadığımız değişim sürecine rağmen, kestirme yanıt vermek kolay iş değil.

Değil mi ki bu ülkede tarihçisi, sosyal bilimcisi bile yıllardır bizim neden böyle olduğumuz, farklı olduğumuz sorusuna eğilmiştir.

Değil mi ki bu ülke 1650'lerden itibaren, 350 yıldır kendi sorunlarından başını alıp yukarı dikememiş, yukarıdan aşağıya bakamamış, bunu yapabilecek siyasetçi, kültür adamı, bilim adamı olarak pek az ürün verebilmiştir.

Bunca zaman geçiyor, yıllar akıyor, hâlâ, entelektüellerimizle bile "sorunlara yönelik değiliz", hâlâ "sorunlar üzerinden siyaset yapıyoruz"...

Son yaşadıklarımız, yaşananlara gösterilen savruk, titrek, ürkek, modernist kokulu tepkiler bunu gösteriyor bize...

Hâlâ böyle yaşıyorsak, gömlek ve ceketleri ters yüz ederek hayatı idare ediyorsak, herhangi bir siyasi partinin yandaşı gibi görünmekten korkanların, kendisine haklılık ya da farklılık payesi çıkarırken olup biteni, darbe girişimi, kalkışmayı bilerek ya da bilmeyerek doğrulayanların payı büyüktür...

Parçalı demokratların da...

Ucuz sabunla ucuz temizliğe soyunmasın...

Koku geçmiyor...

yenişafak



Bu yazı 312 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,789 µs