En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

'Hedef bendim'



Bülent Arınç'ın evini gözetlerken yakalanan Özel Kuvvetler'de görevli iki subay olayı hâlâ muamma. Genelkurmay'ın 'Bilgi sızdıran bir subayı izliyorduk' açıklaması, kimseyi ikna etmedi. Yargı işi ciddiye aldı ve soruşturma 'kozmik oda'ya kadar uzandı.
Hakimin araştırması günler sürdü. O bilgi ve belgeler ışığında şimdi savcı iddianameyi hazırlıyor. Medyaya yansıyan bir gizli kayıtta Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ 'Çukurambar emrini ben verdim.' dedi. Konuşmanın yurtdışında yapıldığını söyledi, bu sözünü yalanlamadı.

İddia edildiği gibi Çukurambar'da bir suikast hazırlığı mı söz konusuydu? Gerçek hedef kimdi?

Bu konuda Bülent Arınç az konuştu. Genel değerlendirme yapmakla yetindi. Pek ayrıntıya girmedi. Arınç, önceki gece Habertürk'te benim de katıldığım programda gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Üç saat boyunca çarpıcı açıklamalar yaptı. Söyledikleriyle, Çukurambar muammasına bir nebze açıklık getirdi.

Lafı eğip bükmeden net konuştu: 'Her şey açık. Hedef bendim.' dedi. Başından beri suikasta yönelik bir olay olarak görmediğini anlattı. Dikkatleri başka yerlere çekme senaryolarına prim vermediğini gösterdi.

Arınç'ın şu sözleri önemli: '7 gün boyunca evimin etrafında ne arıyorlardı? Aynı firmadan defalarca niye otomobili kiralamışlar? Ceplerinden benim adresim çıktı. Bu puzzle'lar bir araya gelince bunun bir tiyatro olduğunu düşünür müsünüz? Bunları görmek için MİT'ten bilgi almaya ihtiyaç yok. Her şey çok açık. Milletim alim değil, ariftir. Ne olup bittiğini herkesten çok iyi bilir. Biliyorum ve inanıyorum ki; hedef alınmış bir insanım. Bugün konuşulmasa bile 3-5 yıl sonra gerçekler ortaya çıkar.'

İki subayın Arınç'a bilgi getiren birilerini takip ettiği iddiasını ortaya atanlar oldu. Arınç, bu iddiaya 'Bana bilgileri kim getirecek ki?' diyerek tepki gösterdi ve ekledi: 'Öyle olsaydı, bir albay, bir binbaşı bilgi sızdıranı tespit ederdi'. Takipten bir şey çıkmadığını bizzat Genelkurmay açıkladı.

Özel Kuvvetler'den iki subayın aylarca Bülent Arınç'ın evinin etrafında niye dolaştığının sırrını yargı ortaya çıkaracak. Suikast iddiası ağır olabilir. Bu kadar üst düzeyde gözetleme neden? Çok şey söylendi ama bu soruya sağlıklı cevap veren çıkmadı.

Arınç 'Hedef bendim.' derken sadece görünürdeki bilgilerden yola çıkmış olamaz. Kamuoyunun bildiklerinin dışında bilgileri olmalı... Programda 'Evet, biliyorum' dedi. Ancak detaya girmedi. Bilmesi de normal. Olayın odağındaki bir isim. Hükümette çok etkin görevi var.

Herhalde biz bazı gerçekleri iddianame kabul edildikten sonra öğrenebileceğiz.

Arınç'ın üzerinde durulması gereken başka mesajları da vardı. Askeri darbelere dayanak oluşturan 35. madde konusunda söyledikleri önemliydi. Hükümetin bu maddenin revizyonu konusunda herhangi bir çalışma yapmadığını hatırlattı ancak "Genelkurmay'ın 'bu madde yanlış anlamalara yol açıyor; bunun kaldırılması ya da değiştirilmesi iyi olur' yönünde talebi olursa iyi olur." diyerek askere pas atmayı ihmal etmedi. EMASYA protokolü askerle hükümetin uzlaşması sonucu ortadan kalktı. Aynı şey niye 35. maddede olmasın? Arınç'ın sözleri bir çağrı... İlk adımın TSK'dan gelmesi daha sağlıklı sonuç verir.

Genelkurmay demokrasiye referans yaparken askeri darbelerin artık geride kaldığına sürekli vurgu yapıyor. 35. maddenin kaldırılmasına dönük talep, bu sözlerin ete kemiğe bürünmesini sağlar. TSK'yı daha da güçlendirir.

Hızı azaldı ama AK Parti hakkında bir kapatma davası açılacağı söylentisi tam gündemden düşmüş değil. Arınç'a, bu konuyu da sorduk. 'Ben kapatma davasını hissetmiyorum. AK Parti'ye kapatma davası açmak için hukukun çıldırması gerekir.' dedi. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 'Partiler kapatmayı hissederler.' demişti. Arınç hissetmediğine göre bir davanın söz konusu olmadığı yorumunu yapmak mümkün.

Şimdi yeni bir soru düştü gündeme: Arınç, emrini bizzat Başbuğ'un verdiği gözetlemede neden hedefti?
 
zaman



Bu yazı 217 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,040 µs