En Sıcak Konular

Deniz Ülke Arıboğan


Deniz Ülke Arıboğan
0 0 0000

Yargı ile hükümet arasında



Malumunuz başbakanımız yüksek yargıdan bayağı şikayetçi; aynı biçimde yargı da başbakanımızdan. Bir tarafta yargının yürütme tarafından kuşatılmışlığı söylemi ön planda, diğer taraftan da yasama ve yürütmenin yargı tarafından etkisiz kılındığı. Kısaca her iki tarafta da 'bir söyle bin ah işit' durumu söz konusu. Garip olan her iki argümanın da kendi içerisinde geçerli ve tutarlı olması. Biz de bu konuda iki satır kalem oynatalım bakalım...

1- Yüksek yargının siyasi konularda aldığı bazı önemli iptal kararları, siyaset, medya ve akademi dünyasında ciddi tartışmalar yarattı. Örneğin cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda alınan 367 kararı bunlardan bir tanesiydi. Birçok analistin son genel seçimin sonuçlarını etkilediği inancını taşıdığı bu karar, hukuk tarihi bakımından da büyük önem taşıyordu. Aynı biçimde askere sivil yargı yolunu açan CMK kanununun iptal edilmesi de hukuken önemliydi ve bu iptal kararı son dönemde yaşanan darbe, eylem planı gibi konuların araştırılması açısından etki yaratabilecek nitelikteydi. Bunların dışında katsayı ve başörtüsü gibi konularda alınan kararlar da toplumsal etkileri bakımından incelemeye değerdi. Peki, neydi tüm bunlar? Hükümetin hukukçuları mı hukuk anlayışından yoksundu, yüksek yargı mensupları mı? Bu hukuk muydu, yoksa siyaset mi? Bu sorular önemli, zira tüm yukarıda adı geçen kararlar saf hukuk konuları olmanın ötesinde, siyaseten fazlasıyla araçsal hale gelmiş ve toplumdaki kutuplaşmaya hizmet eden hususlar. Alınan her karar siyasi bir sonucun oluşmasına hizmet ediyor. Alırken de iptal ederken de aynı durum söz konusu. Lakin burada her iki tarafın da duruşları açısından şunu söylemek doğrudur; iktidarın siyasi tutum takınması normal, yargının siyasi tutum takınması ise sakıncalıdır. İktidar siyaset, yargı ise hukuk ve adalet üretir.

2- Hukuk ve iktidar arasındaki ilişki çok tartışılan bir konudur. Bu noktada, yüzyılın filozofu olarak tanınan Foucault'nun, Ortaçağ'dan bu yana 'hukuk kuramının temel işlevinin, iktidarın meşruiyetini tahkim etmek olduğu iddiası' önem taşıyor. Ona göre Batılı toplumlarda hukukun temel sorunu hükümdarın egemenliği sorunudur ve temel amaç da egemenliği iktidarın potasında eritmektir. Bu nedenle Batı hukuk sistemi 'iktidarın haklarını' ve buna 'boyun eğilmesi' zorunluluğunu öne çıkarır ki, bu yüzden sistem 'kral, yani iktidar merkezlidir'. Bu anlayış, Türkiye'de iktidarın kim olduğunun tespit edilememiş olamamasından ötürü ayrı bir çelişkiyi de içerisinde barındırır. 'Seçilmiş iktidar' ile 'geleneksel kurucu iktidar' arasındaki uzlaşmaz durum, hukuk sisteminin de ne yapacağını bilemez hale gelmesine yol açmıştır. Demokrasi konusu Türkiye'de her zaman tali bir konudur ve asıl olan her zaman sistemin sürdürülebilirliği olmuştur. Yargı bu anlamda sistemin bekçisidir ve fakat iktidarın da temelde demokratikleşme gibi bir arzusu olmadığını ve bu söylemi siyaseten bir araç olarak kullandığı söylenebilir. Zira iktidarlar için temel amaç kendi sisteminin bekçisi olabilecek bir hukuk düzeninin kurgulanmasıdır.

3- Esas mesele geleneksel kurucu iktidar ile seçilmiş iktidar arasındaki çatışmadır. Muktedir olabilmenin yolunun, hiçbir muhalif unsur kalmaması olduğuna inanan iki gücün çarpışması Türkiye için maalesef çok ciddi bir sorundur. Yargının muhalefet rolünü üstlenmesi ne kadar sorunluysa, muhalefeti yok etmek adına yargıyı hedefe oturtmak da o kadar sorunludur. Bir ülkede muhalefetin gerçek işlevini görememesinin bedeli, devletin asli kurumlarının muhalefet rolüne soyunması ve iktidarın da muhalefetle dövüşmek adına bu kurumları yıpratmasıdır. Türkiye'nin durumu maalesef budur. Her şeye rağmen son sözüm şu 'yargının hükümeti iş yapamaz hale getirmesi çok kötü bir şeydir' ancak 'hükümetin yargıyı kontrol etme arayışına girmesi çok daha kötü ve hiç kabul edilemez bir şeydir'.

akşam



Bu yazı 456 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Eylül 2012 Düşünce ve ifade özgürlüğünden nefret söylemine
    • 17 Eylül 2012 Ciddi bir temizlik harekatı yapılıyor
    • 31 Ağustos 2012 Terörle mücadele meselesi!
    • 29 Ağustos 2012 Neymiş bu sıfır sorun?
    • 27 Ağustos 2012 Suriyeli mülteciler ve tampon bölge
    • 17 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün'ün kaçırılması konusu
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye'de iç siyasetin dönüşümü
    • 3 Ağustos 2012 Dünya nereye gidiyor?
    • 4 Temmuz 2012 Kürt sorunu mu?
    • 8 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi
    • 6 Haziran 2012 Suriye'de son tango!
    • 2 Mayıs 2012 Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i
    • 20 Nisan 2012 Dış politikada ilkeler
    • 28 Mart 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi ve Suriye
    • 23 Mart 2012 Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?
    • 21 Mart 2012 Afganistan ne için?
    • 7 Mart 2012 Putin'in üçüncü dönemi
    • 22 Şubat 2012 Xi Jinping Türkiye'de!
    • 10 Şubat 2012 Devlet devletin kurdu mu?
    • 8 Şubat 2012 Suriye sadece iç meselemiz mi?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,468 µs