En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Ninnilerle minnilerle iyi uykular



AK Parti'nin Türkiye'nin önündeki sorunları çözmek amacıyla bir dizi anayasa ve yasa değişikliğine gideceği duyulduğunda CHP lideri Deniz Baykal'ın verdiği tepkiyi işittiniz mi? Dediği şu: "Bunlar anayasayı askeri dövmek için değiştirmek istiyor."

İçinde 'dövmek' fiilinin geçtiği anayasa değişikliği haberi herhalde ilk Türkiye'de çıkmış oldu; anamuhalefet partisi lideri sayesinde...

Bugüne kadar yazılan Türkiye Cumhuriyeti anayasaları hep askerler tarafından yönlendirildi. Cumhuriyet'in ilk anayasası kurucu kadro tarafından çıkarıldı; kurucular İstiklal Savaşı'nı yürüten kadroydu doğal olarak... 27 Mayıs (1960) ve 12 Eylül (1980) askeri müdahaleleri sonrasında oluşturulan Kurucu Meclis ve Danışma Meclisi tarafından yazılan iki anayasa da darbecilerin onayı sonrası halkoylamasına sunuldu. En köklü anayasa değişikliği de, 12 Mart (1971) askeri müdahalesini yapanların zorlamasıyla Meclis'ten geçti.

Türkiye son 60 yıllık tarihi boyunca askeri vesayet altında bir demokrasi görüntüsü veriyorsa, bu süre içerisinde yürürlükte olan anayasaların mantığı yüzündendir. Ne kadar azaltılmaya çabalanırsa çabalansın, askerlerin etkisini taşıyan anayasa metninden 'askeri vesayet' kokusunu bütünüyle gidermek mümkün olmuyor.

CHP lideri Baykal, -'dövmek' fiilinin taşıdığı hoş olmayan imayı bir anlığına görmezden gelelim- "Bunların niyeti askeri dövmek" derken, anayasadaki askeri vesayete izin veren maddelerin kaldırılacağını mı kast ediyor? Eğer kastı buysa, siyasi sistemin bir parçası olarak, CHP, buna neden karşı çıksın ki? Demokrasi olmak, halkın seçtiği siyasi kadroların hiç kimseden korkup çekinmeden ülkeyi yönetmesi anlamına geliyor.

Vesayet kalkınca Türkiye özenilen bir demokrasi olacak...

Dünya konjonktürünü ve Türkiye'nin yeni dünyadaki yerini doğru değerlendiren asker, Cumhuriyet'in başından itibaren üstlendiği görevi gereği, bu en büyük dönüşümün gerçekleşmesine itiraz etmiyor. Kimsenin kimseyi 'dövmeyeceği' bir ülke haline dönüşeceğimizin bilincinde çünkü asker ve bunun gerçekleşmemesi durumunda yaşanacak olumsuzlukları herkesten daha iyi görüyor...

Hadi 'herkesten' demeyeyim, ama CHP lider kadrosundan daha iyi gördüğü de ortada...

Ülkemiz, aslında, bazı Batılı ülkelerde 1980'lerde yaşanmış, bizde de Turgut Özal'ın bir noktaya kadar getirip nefesi yetmediği için 'siyasi' boyutunu eksik bıraktığı değişimin son halkasını gerçekleştirmenin hemen öncesinde... O ülkelerde de, hayret edilecek bir gerçektir, değişim ve dönüşüme Ronald Reagan ve Margaret Thatcher gibi 'muhafazakâr' politikacılar öncülük etmişti; bizde de dönüşümde Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan'ın başı çekmesi bu bakımdan şaşırtıcı değil...

O ülkelerde 'sol' ve 'sosyal demokrat' muhalif politikacılar, -ABD'de Bill Clinton ile İngiltere'de Tony Blair- iktidarı ele geçirmenin en kestirme yolunun yeni değişim çizgisinde önce kendilerini sonra da partilerini dönüştürmek olduğunu gördüler; Clinton Beyaz Saray'da geçirdiği sekiz yılı, Blair de başbakanlık yaptığı 11 yılı değişim hamlesini daha da ileri götürecek biçimde değerlendirdi. Şaşılacak olan, bizdeki solun durumudur.

CHP ve lideri dünya siyasetinin geçirdiği evrimi de, şu sıralarda yaşananları da doğru okuyamadığı gibi, oy talep ettiği halkın değişim arzusunu da göremiyor. Anayasa değişikliği veya yargı reformu 'askerleri dövmek' için değil, Türkiye önündeki fırsatları ancak çağa daha uyum sağlamış bir cumhuriyet anlayışına sahip olursa yakalayabileceği için yapılıyor. Yapılmak zorunda...

Asker bunu anlıyor ve Deniz Baykal ile kadrosu olan-bitenin farkında değil...

Dünya değişirken uyunur mu? Uyuyor bunlar...

yenişafak



Bu yazı 326 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,661 µs