En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

Fikriye Hanım’ı kim vurdu?



Daha Genelkurmay Başkanı Başbakanlığa gitmemişti... Pazar sabahının ılıklığında kendi dünyamın sorularıyla meşguldüm: Türkiye’nin en pahalı resmi olan “Kaplumbağa Terbiyecisi”nde...

...Osman Hamdi’nin anlatmak istediği nedir?

Bu hafta vizyona giren ve Fellini’nin yaşamına projektör tutan “Nine” filmi üstünden İtalyan rejisöre baksak, başyapıtı hangisidir? “Sekiz Buçuk” mu, “Dolçe Vita” mı, “Roma” mı?

Dağcıların ve kayakçıların korkulu rüyası “çığlara” karşı geliştirilen ve sporcunun üzerindeki giysiyi hava yastığına dönüştüren yeni buluştan bizimkilerin haberi var mı?

Fransa’nın Oscar’ı kabul edilen Cesar Sinema ödül törenindeki İsabelle Adjani’nin görüntüsü nasıldı, türünden sorular.

***

HSCB ve sinagog bombalamalarına doğru da uzanacak gibi duran Balyoz Sorgusu’ndaki yeni tutuklamalar...

Japonya ve Şili’den sonra Pakistan’a da uzanan deprem umacısı...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilk kez “AB Reform İzleme Komitesi”ne başkanlık yapması...

Ve bu haftanın ve yılların ezeli gündemi “Ermeni Soykırım” yasa tasarısının Perşembe günü ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Alt Komitesi’nde görüşülecek olması nedeniyle iki uçak dolusu parlamenterin Amerika’ya gidişi...

Bunlar da izlemekle kendimi yükümlü gördüğüm güncel akış idi...

*** 

Bir yandan da, özellikle Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı’nın yeniden ilk gündem maddesi olmaya başlaması nedeniyle, Türkiye’nin özgürlükçü bir anlayış içinde, saydamlaşarak neden sorunlarını aşamadığını bunalarak gözden geçiriyordum...

Can Dündar’ın yazısında, Mustafa Kemal’in resmi tarihlerde yer almayan büyük aşkı Fikriye Hanım’ın akıbeti konusunda çarpıcı bir iddiaya rastladım. Öz yeğeni Abbas Hayri Özdinçer, Fikriye Hanım’ın “sırtından vurularak öldürüldüğünü” söylemekteydi...

Hâlbuki o zamanlar Anadolu Ajansı marifetiyle “intihar ettiği” açıklanmıştı...

“Birinci Cumhuriyet’in” DNA’larındaki karanlık ve kanlı örtü sadece bu iddiadan ibaret değildi...

*** 

Taraf Gazetesi’nde de Ayşe Hür, “Malta Sürgünleri”nin, daha sonra Birinci Cumhuriyet’in harcını karan “Savaş ve 1915 Tehcir Suçluları” olduğunu belgeleriyle anlatıyordu... Osmanlı Mebusan Meclisi bu sanıkların yargılanmasını başlatmış, sonra bu sanıklar Malta’ya sürülmüş, zaman içinde de kurtularak Ankara’da Birinci Cumhuriyet kadrolarını oluşturmuşlar...

Yargı sürecindeki “Tehcir” meselesi, inmemek üzere rafa kalkmış...

*** 

Fikriye Hanım’ın ölümünden “savaş ve tehcir suçlularının” üzerinin örtülmesine, geçmişimiz çok karanlık...

Resmi Tarih yalanlarının haddi hesabı yok.

Dersim İsyanı meselesinin iç yüzünden de kamuoyu çok yeni haberdar olmadı mı?

Ama daha vahimi hiç bir şekilde geçmişteki bu bagajlardan “arınmaya” yönelik bir toplumsal iradenin devreye girmemesi...

Ve Dersim’in çıkardığı haklı gürültüyü, belki de “savaş ve tehcir” söz konusu olduğu için “Malta Sürgünü” konusunun çıkarmaması...

Bizzat mağdurların bile geçmişe “insan ve hukuk” üzerinden değil, hepimizin bunlara karşı körleşmelerin şartlanmaların dürbünleriyle bakmaları...

*** 

İki uçak dolusu parlamenter...

“Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı” nedeniyle gene Washington’dalar...

Hafta boyunca ve belki ertesinde de konumuz bu olacak.

Neden?

Fikriye Hanım’ın nasıl öldüğünü gizlediğimiz ve Malta Sürgünleri’ni yargılamadığımız için...

Birinci Cumhuriyet’in bu çok ağır virütük ve mikrobik kalıntılarından arınmadıkça, buralarda berrak, sağlıklı, bol oksijenli bir hayat söz konusu olabilir mi?

Aslında cevap Osman Hamdi’nin “kaplumbağa terbiyecisi” adlı olağanüstü tablosunda var.

Çok merak ederseniz, oradan devam ederiz...

star



Bu yazı 537 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,538 µs