En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Ankara'daki Sovyetler Birliği



Radikal Ankara İstihbarat Şefi Deniz Zeyrek’in manşetten yayımladığımız haberini ibretle okumanızı öneririm. Okuyun ve görün, ‘hukuk devleti’miz aslında nasıl bir hukuksuzluk devletidir... Okuyun ve görün, bu apaçık hukuksuzluk bugün bile yürürlüktedir, Türkiye’nin bir yerlerinde bir vilayette veya emniyet müdürlüğünde bu genelgeye bağlı işlemler hâlâ yapılmaktadır...
Diyelim ki bir suç işlediniz. Hadi bu en ağır suçlardan biri olan terör suçu olsun. Yakalandınız, yargılandınız, hapis cezasına hüküm giydiniz ve cezanızı çekmek için hapse girdiniz.
Buraya kadar olanlar normal. Sistem sizi neden hapse atıyor? Islah olacağınız, özgürlüğünüzün kısıtlanmasına bir daha katlanmamak için bir daha da suç işlemeyeceğiniz ümidiyle ve bir de başkaları için caydırıcı olması için sizi hapse atıyor.
Cezanızı yatıyorsunuz, çıkıyorsunuz. O anda da sistemin sizin için şunu düşünmesini istersiniz: Bu adam (veya kadın) suçunun cezasını yattı, çıktı, artık ıslah oldu, bir daha suç işlemeyecek, onu topluma kazandırmak da bizim görevimiz.
Veya daha fenasını örnek vereyim: Bir suçu işlemiş olmakla itham ediliyorsunuz, bu sebeple tutuklu olarak yargılanıyorsunuz, ama sonunda mahkemeden beraat ediyorsunuz.
Bu durumda sistemin sizin için ne düşünmesini istersiniz? Şöyle olmalı: Bu adam suçlandı ama beraat etti, demek ki suçsuz!
***
Hayır, maalesef ülkemizde vakti zamanında bir Başbakan tarafından yayımlanmış, sonra bir başka Başbakan tarafından da ‘düzeltilmiş’ olan bir genelgeye göre siz suçunuzun cezasını çekmiş de olsanız, beraat etmiş de olsanız, sırf cezaevine girdiniz çıktınız diye, sırf ‘devlete karşı suçlar’la suçlandınız veya ceza aldınız diye, hapisten çıktıktan sonra en az beş yıl boyunca polis veya jandarma tarafından takip ediliyorsunuz.
Bu, benim aklımın almayacağı feci bir insan hakları ihlali, hukuk ihlali.
Yapılanın neden insan hakları ihlali olduğunu anlatmama bile gerek yok. Hakkında hiçbir suçlama bulunmayan, cezasını yatmış ve çekmiş veya zaten beraat etmiş insanlara siz ne hakla hala şüpheli muamelesi yapabilirsiniz?
Bence işin hukuk ihlali boyutu, insan hakları ihlali boyutundan daha büyük; çünkü ne bu Başbakanlık genelgelerinin ne de polis veya jandarma tarafından son 28 yılda yapılan işlemlerin hiçbirinin bir hukuki dayanağı yok. Yani ne genelge bir yasaya dayanıyor ne de bugüne kadar gerçekleştirilmiş olan işlemler...
Polis, cezaevinden çıkmış eski bir terör hükümlüsünü neye dayanarak izleyecektir? Neye dayanarak hakkında işlem yapacaktır? Özel hayat dokunulmazlığının ihlali anlamına gelecek işlemlerin hukuki temeli nedir?
Koca bir hiç.
En vahimi şu: Bu genelgeler 28 yıldır yürürlükte ve bu süre içinde binlerce üst düzey memurun elinden geçti bunlar. Ve bu binlerce üst düzey okumuş yazmış, hukuku ve insan haklarını bildiğini varsaydığımız devlet memurundan bir tek tanesi bile çıkıp bu genelgeler aleyhinde tek satır işlem yapmamış, bunları İdare Mahkemesi’ne götürmemiş, hatta basına bile sızdırmamış.
Gel de bu devlet memurlarının, kafaları böyle çalışan memurların biz vatandaşların haklarını koruyacağına inan, güven...
Skandallar ülkesinde yaşıyoruz ve böyle daha çok skandal göreceğiz.
Gerçekten devletin içindeki eski Sovyetler Birliği çöküyor ama bu çöküşü sivil toplum kendisi gerçekleştiriyor, kimse kendine özel pay çıkarmasın.
İşte size bir başka Sovyetler Birliği uygulaması ve onun genelgesi. Bakalım ne zaman iptal olacak bu genelge...

radikal



Bu yazı 507 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,894 µs