En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Gereksiz bir siyasi gündem maddesi



Dönüp dönüp aynı soru soruluyor, sonra da soruya cevap arama bahanesiyle siyasi tartışmalar yapılıyor.
Sorumuz şu: Halen işbaşında olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi ne zaman doluyor?
Hatırlayın, geçen hafta Cumhurbaşkanı Gül, Hindistan gezisi sırasında Meclis’in Anayasayı yeni baştan yapmak veya çok kapsamlı bir değişiklik için fırsatı kaçırdığını düşündüğünü söyledi.
Gül’ün bu sözlerini, ‘İkinci kez Cumhurbaşkanı olmak için kampanya başlattı’ diye yorumlayanlar oldu.
Bu bağlantı nasıl kuruldu ben bile anlamadım ama bir kere kuruldu artık. Bunu kuranlara da Cumhurbaşkanı, ‘Görev sürem yedi yıl mı beş yıl mı belli değil, hem beş yıl bile olsa daha yarısına gelmedim’ diyerek cevap verdi.
Ama bu kez de bu cevap Cumhurbaşkanı’nın görev süresi tartışması olarak yansıdı.
Peki yansıdı da ne oldu?
Aslında hiçbir şey olmadı. Başlangıçta neredeysek hâlâ oradayız.
***
Hatırlamayanlar için hatırlatayım: Abdullah Gül, 2007 Ağustos’unda Cumhurbaşkanı seçildiğinde görev süresini düzenleyen Anayasa maddesinde yedi yıl yazıyordu.
Ama kısa süre sonra Anayasa değişikliği referandumda da onaylanarak yürürlüğe girdi ve süre beş yıl oldu.
Şimdi Gül, yedi yıl mı görev yapacak yoksa bugün geçerli olan haliyle beş yıl mı?
***
İşin tuhafı şu: Parlamento eğer bir inisiyatif almaz ve Anayasa’ya yapılacak bir geçici ek madde ile
halen görevdeki Cumhurbaşkanı’nın görev süresi konusunda bir şey söylemezse, Abdullah Gül’ün
kaç yıl görev yapacağına Yüksek Seçim Kurulu karar verecek demektir.
Biz istediğimiz kadar ve kendi meşrebimize göre yorumlar yapalım, bazılarımız beş yıl desin bazılarımız yedi yıl, hiçbir önemi yok. Önemli olan, zamanı gelince YSK’nın ne diyeceği.
***
Hukuki yetki durumu bu kadar berrak ve tartışmasızken, bundan bir siyasi tartışma çıkıyor olmasının anlamı üzerine de düşünmek gerekir.
Örneğin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta milletvekili genel seçiminin zamanında yapılacağını söylüyor ve seçim zamanı olarak da 2011 yılının temmuz ayını gösteriyor.
Eğer Başbakan’ın bu yorumu YSK’nın da yorumuysa, o zaman 2012 yaz aylarında da Cumhurbaşkanı seçimi yapacağız demektir. Ya da en azından Başbakan, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin 2012’de dolduğunu düşünüyor demektir.
***
Tekrar, yoktan yere çıkan siyasi tartışmaya geri dönelim. Kimse açık açık söylemiyor ama belki de bu tartışma Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında yürüyen bir tartışmadır.
Zaten ima edilen, iddia edilen şey de şu: Belki de Başbakan Erdoğan 2012’de Çankaya’ya aday olmak istiyor, o yüzden beş yıllık bir görev süresini uygun görüyor mevcut Cumhurbaşkanı için.
Ben bu iddiaya ve imaya katılmıyorum. Siyasetin gerçekleri var ve görebildiğim kadarıyla Recep Tayyip Erdoğan çok gerçekçi bir siyasetçi.
O yüzden de, Başbakan Erdoğan açısından Çankaya şu an fikri egzersiz düzeyinde bile gündemde olamaz; olsa olsa Erdoğan’ın gündeminde 2011’deki genel seçimden yeniden tek başına iktidar olarak çıkmak vardır, ki bu da çantada keklik değil.
Zaten 2011 seçiminin sonucunu görmeden Çankaya seçimi için öngörülerde bulunmak da doğru değil. Eğer Ak Parti, 2011’de yüzde 47’nin gerisinde kalır da yüzde 39 dahil 30’lara gerilerse, zaten Çankaya’yı kazanması da zorlaşacaktır ve o yüzden Erdoğan aklında olsa bile aday olmak istemeyecek,
Abdullah Gül’ü ikinci dönem için teşvik edecektir.
Bana göre Abdullah Gül’ün ikinci dönem için adaylığı yüzde 100 değilse bile yüzde 75’ten daha az değil. Yani tartışmalar biraz boş ve saçma.

radikal



Bu yazı 309 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,702 µs