En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

TSK'nın itibar zırhı deliniyor...



Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, taktik değiştirmediği  taktirde,  kazanılması güç bir savaşın içinde. Geçen hafta, hemen hemen aynı şekilde,  Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral. Uğur Yiğit de  verdiği tepkiyle, savaşa katıldı.
Org. Başbuğ çok kaygılı. Nedeni de çok açık.
Bunun nedenlerini  çok araştırdım ve şöyle bir sonuca vardım:
Neredeyse iki yıldır, TSK ile ilgili  iddialar  ve belgeler ortaya çıkarılıyor, iddianameler düzenleniyor.
Genelkurmay Başkanı her defasında kendini ortaya atıyor, kimi zaman eline lav silahı alıp, bulunan silahların anlamsız olduğunu anlatmaya çalışıyor, kimi zaman son derece ağır sözlerle tepki gösteriyor, bazen savaş gemisinden veya  sınır karakolundan “vicdansızlıktır bu” diye haykırıyor, bazen “yeter yahu- rezilliktir bu” diye feryat ediyor.
Ancak hiçbir şey değişmiyor.
İddialar, iddianameler sürüyor. Yeni tutuklamalar, yeni belgeler gazetelere yansıyor.
Genelkurmay Başkanı veya Kuvvet Komutanının tepkileri, hatta “elimizde  bigiler var, açıklarız” sözleri, beklenen etkiyi yapmıyor.
Darbe planları iddiaları, gömülmüş silahlar, gözaltına alınan subaylar, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Kamuoyu, İlker  Paşa’nın tepkilerine alışıyor. Eskiden Genelkurmay’ın yazılı bir açıklaması dahi herşeyi değiştirirken, bugün en sert sözlerin dahi caydırıcılığının kalmadığı görülüyor.

ASKER ÇOK MU ALINGAN, YOKSA...
Başbakan’ın, Org. Başbuğ’un son demeçlerine kamuoyu önünde yanıt vermemesi, “Genelkurmay Başkanı ile basın üzerinden konuşmam” dedikten sonra, Askerin genelde  aşırı alıngan olduğunu, artık eleştirilere de alışmaları gerektiğini söylemesi çok dikkat çekiciydi.
Anlaşılan, siyasi iktidar da bu sert tepkileri önemsememeye başlamış durumda. Turgut Özal vari “Alışırlar, alışırlar” demeye getiriyor.
Ben çok merak ediyorum, bizim dışarıdan gördüğümüz bu manzarayı acaba Genelkurmay göremiyor mu?
Böylesine iyi bilmeleri gereken, okullarından eğitimini verdikleri “Psikolojik Savaş” konusunda, nasıl olur da,  daha etkin bir tutum saptayamazlar? Yoksa gerçekten şimdiye kadar hiç alışmadıkları bir ortama düştükleri içinmi durumu toparlayamıyorlar?
Aslında TSK’nın komuta kesiminin önemli bir bölümü bu gerçekleri görüyor. İçlerinde hala, eskide kalmış olanlar var, ancak Başbuğ’un telaşı başka...
Başbuğ bütün bu gelişmelerin, TSK’nın kamuoyundaki SAYGINLIĞINI  eritmeye başladığını görüyor. Bu gidiş   geri çevrilemediği taktirde, askerin elindeki en önemli gücü kaybedebileceği  ve ilerde bu kurumun içinde de çatlaklar çıkabileceği kaygısı var.  Pakistan ordusunun bugün ne hale geldiğine dikkat eden bazı generaller, bu kaygının Genelkurmay’ı ne kadar rahatsız ettiğini saklamıyorlar.

TSK’NIN SAYGINLIĞI ELİNDEKİ EN BÜYÜK GÜÇTÜR
Her ülke kendi askeriyle gurur duyar. Ordusunun üstüne titrer. Ancak, Türk  toplumunun kendi askerine duyduğu saygı ve sevgiyi başka hiçbir ülkede göremezsiniz. Tüm anketlerde bugüne kadar hep yüzde 90’ın üstünde saygınlık  oranı tutturmuştur.
Genelkurmay da, bu tılsımı çok iyi bilir. Hatta bu konuda öylesine duyarlıdırlar ki, üniformalarına toz kondurmazlar.
İtibarlarına  hafif bir gölge düşürecek en küçük olaya dahi sert tepki gösterirler. Zira, toplumun bu sevgisi, onların en büyük kapitali, en önemli korunma zırhı,  en  vurucu silahı, yani en etkin  caydırıcı gücüdür.
Bu, başka hiçbir kuruma nasip olmayan bir üstünlüktür ve TSK’ya görünmez bir korunma zırhı oluşturur.
Bu sayede, hata yapsalar dahi, hesap sorulmadı, her attıkları adım alkışlandı.  Siyaset üstü bir konuma getirildi. Vatanın gerçek sahibi oldukları inancı yaygınlaştı. Yıllar boyunca bir hakem, siyaseti yönlendirme kurumu konumunda yaşadılar.
Oysa şimdi bakıyoruz, TSK’nın bu dokunulmazlık zırhı delinmeye başlamış. A&G gibi en güvenilir kurumlardan birinin anketine göre, en son yüzde 87’deki  oran, yüzde 20’lik  düşüşle yüzde 67’ye kadar gerilemiş.
İşte Org. İlker Başbuğ’un telaşı bundan kaynaklanıyor. TSK’nın kapitalini eritmeye başlaması kadar büyük bir tehlike olamaz. Herşey kaldırılabilir, ancak itibar kaybını subaylar kaldıramazlar. Bu erozyonu giderebilmek için de “ne gerekirse” yaparlar.
Kamuoyunu kaybetmek, TSK’nın içinde de çatlaklar yaratabilir. Özetle, Org. Başbuğ’un telaşı, bugünkü “disiplinli, komutanının sözünden çıkmayan” TSK’nın, yarın  çalkantılar içinde, komutanlarına güvenemeyen bir orduya dönüşmesidir. Zira unutmayalım ki, disiplinli bir ordu yaratmak için yıllar gerekir, ancak aynı ordunun bozulması çok daha kolay olur.
Benim vardığım sonuç bu...
Şimdi, esas soruyu soralım:
TSK’yı böyle tehlikelerden kurtarmanın yöntemi ne olmalı?
Org. Başbuğ ve Kuvvet Komutanlarının, bugüne kadar yaptıkları sözlü tepkilerini sürdürmeleri mi, yoksa başka türlü bir tutum mu gerekiyor?
Gelin bu konuyu da yarın tartışalım..

posta



Bu yazı 760 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,267 µs