En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Bahçeli'yi ciddiye almamak hata mı?



Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen hafta isimlerini de vererek dört medya patronunu bir nevi tehdit etti.
Önemli bir siyasi partinin liderinin, bırakın medya patronlarını, dört sade vatandaşın adını vererek tehditvari konuşması (‘Ülkücüler unutmayacak...’ vs.) bile bir ülkede büyük olay olması gerekirdi.
Ama başta bu dört patronun sahibi olduğu medya kuruluşları olmak üzere Türk medyası onunun üzerinde (birkaç köşe yazarının yazdıkları dışında) neredeyse hiç durmadı.
Acaba neden?
Bana öyle geliyor ki, kimse Bahçeli’yi ciddiye almadı. Zaten MHP lideri, geçen yaz aylarında hükümet Kürt açılımını başlatacağını söyledikten sonra girdiği çizgiyle (‘O zaman biz dağa çıkarız’ bile dedi Bahçeli, Başbakanı vatana ihanetle suçladı) ciddiye alınır biri olmaktan uzaklaştı zaten.
Aynı Bahçeli daha önce de, hem de hükümetteyken, bu satırların yazarı dahil bir grup gazeteciyi isimlerimizi de vererek yine tehdit etmişti. O zaman da suçlama aynıydı: MHP’yi eleştiriyorsanız vatan hainisinizdir!
Ve o zaman da ne ben ne de tehdide uğrayan diğer gazeteciler tehdidi ciddiye almıştık, ‘Bahçeli bizi tehdit etti’ diye yazı bile yazmadık, yanlış hatırlamıyorsam.
Oysa belki de hata ettik ve bugün de ediliyor.
Çünkü Bahçeli ve üslubu ciddiye alınmayıp tartışma konusu yapılmayınca, ‘Bir siyasetçi böyle konuşamaz’ denmedikçe, bu siyasi üslup kalıcılaşıyor, sıradanlaşıyor.
Bakın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da zaman zaman bu üslubu kullananlardan. Bu gazetenin de yayıncısı olan şirketlerin büyük ortağı Aydın Doğan ve ailesi için meydanlarda isim de vererek neler söyledi Başbakan, hatırlıyoruz hepimiz.
Gerçi Başbakan ciddiye alındı, gereken cevaplar verildi, bu üslup tartışıldı ve kınandı ama Türk
siyasi sistemi kişileri ve kurumları tehdit anlamına gelecek polemikleri yapmamak konusunda kendine bir ders çıkarmadı yapılan tartışmadan sonra.
Bir gazeteye, bir televizyona, yaptığı bazı yayınlardan veya genel yayın politika tercihlerinden ötürü çok kızabilirsiniz, benim de var böyle kızdığım yayınlar.
Önemli olan bu kızgınlığı ifade ediş biçiminiz. Devlet yönetmeye talip olan veya zaten yönetmekte olan politikacılardan, siyasi liderlerden daha soğukkanlı, sağı solu altı üstü daha iyi düşünülmüş tepkiler beklemek hakkımız.
Çünkü bugün bir medya patronuna kızan siyasi lider, yarın ya bir yabancı başbakana aynı üslupta kızmaya kalkarsa? Ya onu da kapalı veya açık biçimde tehdit ederse?
Kaldı ki bir gazete veya TV’nin yayınlarına veya yayın politikasına kızıyorsunuz diye onun patronunu tehdit etmek ne demek oluyor? O gazete ve TV’leri gazeteciler yönetiyor, yayınla ilgili kararları da gazeteciler alıyor. Patronlar, çoğu zaman o yayınları Devlet Bahçeli ile aynı anda görüyorlar, bana göre çoğu zaman da gözden kaçırıyorlar MHP ile ilgili haberleri, eleştirileri.
O yüzden, belki de son örnek olarak Devlet Bahçeli’yi ciddiye almalı ve bu üslubu sonuna kadar tartışmalıyız.
Tartışalım ki, bu tehdit üslubunun kimseye bir şey kazandırmadığı ve kazandırmayacağı kafalara kazınsın.

radikal



Bu yazı 618 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,107 µs