En Sıcak Konular

Yasin Aktay


Yasin Aktay
0 0 0000

Herkesin bildiğini darbeciler biliyor mu bakalım?



Akıllara durgunluk veren senaryolarla bezenmiş her darbe planının ortaya çıkmasından sonra herkesi bir tesellidir alıyor: “Şu devirde artık darbe olmaz, olamaz, çünkü dünya konjonktürü artık darbeleri kaldırmaz.”

Oysa ayrıntılarını dikkatle okuduğunuzda, bu senaryoları yapanların zihin dünyasına biraz daldığınızda, bu teselliye sarılmanın bile fazla iyimserlik sayılması gerektiğin anlaşılıyor. Dünyanın değiştiği ve artık dünyanın tek kanallı radyoların dünyası olmadığı, internet, çok sesli medya, dünyayla alabildiğine entegre olmuş bir ülke, uluslar arası ticaret ve yatırımlarla iç içe bir ekonomi ve eğitim seviyesinin hayli yükselmiş olduğu gerçeğini darbecilerin dikkate aldıkları yok. Kafaya darbeyi koyduklarında neleri göze alabildiklerini balyoz fantezileri epeyce göstermiş oluyor. Bizim kendilerini engelleyebileceğini düşündüğümüz her şey hakkında darbecilerin bir tedbir ve eylem planı var. Her şeyi hesaba katabiliyorlar. Çokuluslu şirketler dediğin, entegre olmuş ekonomi dediğin, borsa dediğin nedir ki? El koyarsın hepsine olur biter, kimin gıkı çıkabilecekmiş ki? Para için nasılsa kâğıt fabrikaları ve yeşil boya gereken bütün ham maddeyi karşılıyor, ne gereği var bunun için Merkez bankalarının uzun ve can sıkıcı prosedürlerine?

Bu kadar çok yüksek bir eğitim seviyesine sahip insanlar dediğin ne? Onlardan zaten ikiyüzbin kişiyi bir stadyuma toplayıp, layık oldukları eğitimden geçirirsin, bozuk kafalarını düzeltirsin, haa, baktın düzelmiyorlar, çaresi mi yok? Sayıyla mı verildi bunlar? Basarsın bin bir türlü imha tekniğini…

Bu zihniyet dünyasında ütopyaları gerçekleştirmenin yolu daha önce Pol Pot'un Kamboçya'da denediğinden farklı değil. Ne yapmıştı Pol Pot? Kendi halkının yüzde otuzunu (üç milyon insan)iki buçuk yıl içinde her türlü kirlenmişlikten temizleme gibi kendince ulvi bir gaye uğruna katletmişti. İlk katlettikleri de yabancı dil bilenler, gözlüklüler, her türlü eğitimden geçmiş olanlar olmuştu.

Bizim darbecilerin göze alabildiklerine bakarsanız, Pol Pot'un yolu hiç de uzak bir yol değil. Allah muhafaza…

Darbe için zamanın geçmiş olması, darbe niyetini taşımanın veya darbe teşebbüsünde bulunmanın da zamanının geçmiş olması anlamına gelmiyor. Kendisinde iktidarı elde tutmayı yegane hak gibi gören, kendi halkını düşman veya düşman kuvvetlerin uzantısı gibi gören bu zihniyet için zaman dünyanın içinde yaşadığı zaman değil, kendi zamanıdır. Dünya nereye gitmiş olursa olsun o kendi bildiğini okuyor zaten. Dünyada darbelerin zamanının geçmiş olduğunu düşünse zaten gereğini yapar, o da kendi sınırlarına çekilir, askerlik mesleğinin gerektiğini yaparak bir asker olarak gerçekten güçlenir. Oysa bu işlerle meşgul olduğundan askerlik yeteneği de gittikçe körelmektedir.

Hepimiz darı olmadığımızı biliyoruz, ama bir sorun tavuklar bizim darı olmadığımızı biliyor mu? Yaşadığımız dünyada artık darbe olamayacağını biz biliyoruz, dünya biliyor, ama bir sorun bakalım darbeciler biliyor mu?

Tek bildikleri ellerindeki savaş imkânlarının düşmanı enterne etmeye ne kadar yetip yetmediğidir. Kürt meselesini İsrail'in yaptığını örnek alarak yapmayı düşünecek kadar kendi kaba gücüne güveniyor, ama İsrail'in Filistinliler karşısında düştüğü acizliği bile görmeyecek kadar dünyayla ilgisizler.

Şimdiye kadar yapılmış olan darbelerde bir uluslararası destek veya konjonktür gözetilmiş olabilir. Bu, ancak bundan önceki darbecilerin bile şimdikilerden daha gerçekçi olduğunu gösteriyor. Oysa epey zamandır ortaya çıkan planlara bakıldığında yeni darbeci kuşakların eskilerinden tevarüs ettikleri darbe kültürünü de bir hayli yozlaştırmış oldukları görülüyor. Darbeyi istedikleri zaman kullanabilecekleri doğal bir hak gibi görüyorlar. Bir bakıma darbecilik kalitesi açısından da ciddi bir gerilemeye işaret ediyor bu durum. Darbenin sürdürülebilirliğini gözetmeksizin, iç ve dış desteğini kaba taslak raporlarla kotarmaya çalışan darbeciler bugün böyle bir konjonktürün eksik olduğundan hareketle darbe değilse bile darbe teşebbüsü ihtimalini yok saymak gerekmiyor…

Bu ihtimal bazı askeri ve yargı bürokrasisine mevcut yetkileri tanımış bir anayasal düzen içinde her zaman potansiyel bir risk olarak duruyor. Bu riski asgariye indirmenin yolu bazı askerlerin neredeyse bir gündelik hayat kültürü haline getirmiş oldukları darbeciliğin beslendiği en azından mevzuat dayanaklarını ortadan kaldırmaktan geçiyor. İç hizmet kanununun ilgili maddesi asla böyle bir şeyi içermiyorsa da buna kalkışan askerler bunu bir nebze gerekçe olarak görebiliyorlarsa bu gerekçeyi behemehal ortadan kaldırmak gerekiyor.

Aynı şekilde bazı askerlere yine üstüne vazife olmayan işlere bulaşma mazeretinden fazlasını sağlayan EMASYA Protokolü'nün İçişleri Bakanlığı'nın tek taraflı kararıyla feshedilmesi mümkün. Bu feshin bazılarına, dünyanın değişmiş olduğunu fark etmiyor olsalar bile, artık kendisinin değişmek zorunda olduğunu güçlü bir vurguyla anlatmanın şimdilik ilk yoludur.

Darı olmadığınız kesin, ama tavuklar sizi gerçekten darı olarak görüyorsa işe tavuklara da bir şeyleri etkili biçimde anlatmakla başlamak lazım.

yenişafak



Bu yazı 289 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2012 Suriye bağlamında dış politika bilançosu
    • 9 Temmuz 2012 Suriye'nin geleceği Mısır'dan görünüyor
    • 30 Nisan 2012 YÖK'te Katsayı uygulaması mı hortlatılıyor?
    • 14 Nisan 2012 Soruluyor nitekim ve taşlar yerine oturuyor
    • 25 Mart 2012 Facebook devrim yapar mı?
    • 14 Ocak 2012 Darbelere karşı bile bir konsensumuz yokken
    • 9 Ocak 2012 Kafa karıştırsa da, halkın sesine kulak vermek...
    • 5 Aralık 2011 Konferanslar arasında Türkiye'nin değişen ufku
    • 14 Kasım 2011 Revaklar meselesi
    • 8 Ağustos 2011 Güç ve ahlak sorunu
    • 6 Ağustos 2011 YAŞ'ta hesaplaşma yerine helalleşme
    • 25 Temmuz 2011 Öcalan'ın anlama sorunu
    • 18 Temmuz 2011 Cahiliye
    • 25 Nisan 2011 Kalpsiz bir dünyanın kalbi: Kutlu Doğum
    • 14 Şubat 2011 Mısır'dan bakınca çeşitlenen Türkiye modeli
    • 31 Ocak 2011 Devrim dalgalarını sen, oyun mu sandın?
    • 24 Ocak 2011 Endişeler ve yaşanmış tecrübeler
    • 27 Aralık 2010 Almanya'ya işçi göçünün 50. Yılı
    • 20 Aralık 2010 Kürt meselesinde siyasetin dönüşü(mü)?
    • 22 Kasım 2010 İktidar hevesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,393 µs