En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Boşuna bağırıyorlar, Türkiye doğru yolda



Ben inanmadım inanmasına, ama kulağı delik meslektaşlar haberin doğru olduğuna emin görünüyor. Konuyu yazmayan siyasi yorumcu da kalmadı gibi. Söylenen ve yazılan şu: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ak Parti'nin kapatılması talebiyle bir kez daha Anayasa Mahkemesi'ne başvuracakmış...

Hükümetin referandum konusunu ve anayasa değişikliği paketini gündeme taşımasını bir karşı hamle olarak görenler de var.

Size inanılası geliyor mu bütün bunlar?

Ak Parti'nin iktidardaki varlığından rahatsızlık duyanlar herhalde az değil. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın fincancı katırlarını ürkütmekten çekinmeyen bir yönetim tarzı var; güç odaklarını darıltmama, üzerlerine gidilse dahi sonunda uzlaşmayla geri adım atma defterinde yeri olmayan yöntemler. İçeride ve dışarıda basılması gereken ayaklara basmaktan çekinmiyor.

“Sivil diktaya gidiliyor” yaygarasının temelinde alışılmamış bu tavra tepkiler yatıyor. Geçmişte pek çok başbakanın yaptığı gibi o da iş dünyasının ağzına baksa, medya patronlarını iktidarına ortak kabul etse, bürokrasiye hulus çaksa, gazeteci ve yorumcuların ağzına parmak parmak bal çalsa herhalde farklı tepkiler alırdı. Dünya devlerini sarsan global krize rağmen hükümetin ekonomiyi iyi idare ettiği, itibarı yükselten dış politika uygulamaları sayesinde yeni kaynaklar ve piyasalar açıldığı, bürokrasi azaltıldığı için övgülerini esirgemezlerdi.

İtibarından ve politikalarından yararlandıkları halde, bazı çevreler, Ak Parti'nin iş başından gitmesini kendileri için bir 'hayat-memat' meselesi olarak görüyorlar. Sadece içeride ayaklarına basılanlar değil dışarıda kendilerine “One Minute” çekilenler de...

Kimi yorumcu neredeyse bütün tartışmaları bir kampanya olarak değerlendiriyor ve faturayı da başı Maliye ile dertte olan bir yayın grubunun patronuna çıkartıyor. 'Bremen Mızıkacıları' genellikle aynı grubun yayın organlarında yazıyor, maaşlarını aynı patrondan alıyorlar; ancak bağırıp çağıranların patronlarının durumuyla ilgili kaygıları yok. Kaygıları olsaydı, şimdiye kadar yürütülen cinsten kampanyaların sonuç vermediğini görünce farklı yöntemler denerlerdi.

Hayır, onların derdi, kendi konumları... Geçmişte mensup oldukları 'ideolojik kamp' hemen her alanda yenildi, sıfırı tüketti; şimdi ellerinde kalmış tek iktidar alanı olan medyaya bu yüzden ölümüne sahip çıkıyor ve aleyhlerindeki gelişmelerin bütününden sorumlu tuttukları Ak Parti hükümetinin ömrünü kısaltmaya çalışıyorlar.

Gözlerinin patronlarını veya siyasi müttefiklerini gördüğü yok. Bütün dertleri, ellerinde kalan tek iktidar alanını kaptırmamak...

Konumlarını kullanarak ortalığa saldıkları sis bombaları sanki hâlâ güçleri olduğunu düşündürüyor bazılarına. Ak Parti'nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın hazırladığı önceki iddianameye haber ve yorumlarıyla katkıda bulunmuşlardı, şimdiki yayınlarının da benzer bir gelişmeye yol açabileceğini düşünmeleri doğal.

Düşünedursunlar da, bekledikleri türden bir sonuç almaları bugünün şartlarında hayli zor. “Tek parti diktatörlüğüne gidiyorlar” iddiasının üzerine oturtulabileceği herhangi bir kanıtı nasıl ve nereden bulacaklar? Dünyanın 'en mazlum hükümeti' sayılmaz belki Ak Parti hükümeti, ancak bürokrasinin nefesini ensesinde hissettirdiği ve her icraatına takoz koyma çabasına girdiği de inkâr edilemez.

Anayasa değişikliği arzusu bu çerçeve içerisinde önemli bir yer işgal ediyor. Ak Parti'yi kapatılma tehlikesinden uzaklaştırmak için değil, tam tersine bir dahaki seçimden iktidar olarak çıkacak parti veya partilerin anayasal güvenceye kavuşturulmuş bir demokrasi içerisinde siyaset yapabilmelerini sağlamak üzere böyle bir köklü değişikliğe ihtiyaç var.

Türkiye bu yoldan geri döndürülemez, merak etmeyin.


yenişafak




Bu yazı 214 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,515 µs