En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Sivil faşizm, ‘asker gelsin’ demenin kod adıdır!



Darbe yapsınlar, ses etme...
Başbakanı assınlar, ses etme...

Psikolojik savaş planları hazırlasınlar, ses etme.

Ergenekon’a ses etme...

Kafes’e ses etme...

Faili meçhullere, Susurluk’a, JİTEM’e, yargıdaki ideolojik yapılanmaya, parti kapatma davalarına, hukuk dışı içtihatlara... Bunların hiçbirine ses etme, patronunun “vergi kaçakçısı” olduğu tescillenince, “Medya el değiştiriyor, Türkiye sivil faşizme gidiyor” diye feveran et...

Bu “sivil faşizm” tartışması ne zaman başladı?

Ne zaman olacak?

Mutemet adamları genel yayın yönetmenliğinden ayrılınca...

Mahalle baskısını tutturamadılar, “Malezya oluyoruz”dan da bir şey çıkmadı, partiyi de kapattıramadılar, bari “sivil faşizm” olsun...

Peki, ülke nasıl sivil faşizme gidiyor, kimin üzerinde ne tür bir “vesayet” var, hükümete çakma özgürlüğünü tepe tepe kullanan “Baykal yandaşları”ndan kaçının kalemi elinden alındı, içeride kaç muhalif yazar yatıyor, mahkemeler kimleri tecziye etti, tecziye edilenlerin sayısı kaç, kimin tavuğuna kış denilmiş, ne olmuş?

Bunları bilmiyoruz.

Bildiğimiz şu:

Bir beyefendi var... Bu beyefendi birçok günlük, haftalık ve aylık mevkutenin sahibi... Televizyonları var, basın alanı dışında faaliyet gösteren ticari işletmeleri var, 28 Şubat sürecinde “dağıtım karteline” dönüştürdüğü büyük bir “dağıtım şirketi” var... Benzin istasyonları var...

Hem tekel, hem kartel...

Bir ara, imara kapalı arazisi için “imar izni” kovaladı. Başaramadı.

RTÜK yasasını kafasına göre düzenletmek istedi. Başaramadı.

Rafineri kurmak istedi. Başaramadı.

Bankacılık yaptı. Başaramadı.

Fakat başardıkları da var.

Mesela, bir yabancı yayın organına, “1997 yılında ordunun baskısı sonucu istifaya zorlanan İslamcı koalisyon hükümetine karşı benim medya organlarım savaş verdi...” demişti.

Bunu başardı işte...

Tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde, beyefendinin adamları şu türden başlıklar atıyordu: “Topyekün savaş”, “İşi bu defa silahsız kuvvetler halletsin”, “Paşa Başkan’ı hizaya soktu”, “Vay şerefsiz...” (Sonuncusu, ülkeyi terk etmek zorunda kalan Ahmet Kaya için söylenmiştir.)

Bu başarı, süreç içinde, TEDAŞ olarak döndü, POAŞ olarak döndü, ihale olarak döndü, benzin istasyonu olarak döndü...

Döndü de döndü...

Böyle olunca, beyefendi siyasete hiza ve istikamet vermekle görevli sanmaya başladı kendini.

Bütün hükümetler, koşulsuz, “grubuna” biat etmeliydi; “kâğıt ticareti suistimali”, “vergi borcu” gibi sudan gerekçelerle karşısına dikilmemeliydi.

Bir dediği iki edilmemeliydi.

İstediği ihaleye girebilmeliydi.

İstediği araziye, istediği tesisi kondurabilmeliydi.

İstediği sayıda televizyonu yayına sokabilmeli, istediği kadar gazete ve derginin sahibi olabilmeliydi.

Kartel yasaları kendisine karşı işletilmemeliydi.

Sonra ne mi oldu?

Beyefendi “vergi borcu” yüzünden küçülme kararı alıp, mutemet adamını da kurban verince, “sivil faşizm” tartışması başladı.

Bu tartışmayı alevlendirenlerin tamamı, maaşa bağladığı adamlardan oluşuyor. Bunu bilin...

Şunu da bilin: “Ülke Sivil faşizme gidiyor” demek, “asker gelsin” demenin kod adıdır...

Bilin ve “söylenenleri” fazla ciddiye almayın.

star



Bu yazı 230 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,547 µs