En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Şimdi AKP, TSK'ya balans ayarı yapıyor



Sizlere son iki gündür Ak Parti’nin iktidar olmasıyla birlikte, ülkemizdeki Asker-Sivil iktidar dengesinin nasıl değiştiğini anlatmaya çalıştım.
Özetle, Komutan’ın eskiden hayatımızdaki yerini, Atatürkçü-laik kesim için ne anlama geldiğini, O’nu nasıl tabulaştırdığımızı ve ardından da, Ak Parti’nin iktidar olmasından sonra yaşananları kısaca ve ana hatlarıyla çizdim.
Aslında 2003’ten bu yana giderek yoğunlaşan bir hesaplaşma yaşanıyor.
Atatürkçü, laik kesim adına TSK ile büyük bölümü dindar, ve pragmatik muhafazakar, diğer bir bölümü de dinci karışımı olan AKP arasındaki bu hesaplaşma çok eskilere dayanıyor. Türkiye’nin gelecekte kimler tarafından yönetileceğinin bir hesaplaşması bu...
1994’te Refah Partisinin yerel seçimlerdeki büyük çıkışı, 28 Şubat 1997’de TSK tarafından frenlenmiş, dönemin güçlü Komutanı Çevik Bir  “Demokrasiye balans ayarı yaptık” demiş, ancak 2002’de AKP’nin iktidar olması engellenememişti.
Ak Parti, başta TSK’yi fazla rahatsız etmek istemeyen bir tutum takınmıştı. Komutan ile belirli bir sınır çerçevesinde uyum içinde kalmayı denemiş ve bu ortamı bir oranda Org. Özkök ile de bulabilmişti.
Ancak sonrası gelmedi.
2007’deki Çankaya savaşları, Başbakan Erdoğan’ın nasırına basılmasıyla sonuçlandı. Genel seçimlerde oy oranını arttıran AKP, kapanma davasında da kıl payıyla kurtulunca, harekete geçti.
2008’den itibaren Türk Silahlı Kuvvetlerine “balans ayarı” yapılmaya başlandı. Adına da Ergenekon dendi.

AKP devlet mekanizmasını kontrolüne aldı...
Erdoğan, partisine karşı açılan kampanya’ya direnmediği taktirde, hiçbir zaman iktidar olamayacağını gördü ve karşı kampanyasını başından itibaren “Demokrasi açılımına” dayandırdı.
Her adımını Demokrasi adına attı. Bu sayede de,  hem içerideki Demokratları, Liberalleri, hem de dışarıdaki (ABD ve AB) güçleri yanına çekebildi. Çekemediklerini de izole etmesini bildi.
Türbanın Üniversitelerde serbest bırakılmasından tutun, İmam Hatiplilerin önünün açılmasına, Vakıf okullarına yardımcı olmaktan tarikatların rahatlatılmasına kadar, her alanda Demokrasi adına harekete geçti.
Erdoğan’ın bir diğer çok önemli girişimi, nasıl Kemalist kesim TSK’nın etrafında bir koalisyon oluşturduysa, O da Cemaatleri ve özellikle Fethullah Gülen’i yanına aldı.
Hoca Efendi’nin bu kampanyaya katkısı, inanılmaz derecede etkili oldu. Ergenekon bu sayede genişletilebildi, TSK’ya yönelik “balans ayarı”ın boyutları yaygınlaştırıldı ve polisin rolü ve konumu güçlendirilebildi.
Ülkenin yönetimini ve kontrolünü elinde tutan güçler açıkça el değiştirdi.
TSK geri plana çekildi, polis ön aldı.
Kemalistler etkisizleşti, Ak Parti koalisyonu toplumun hemen her alanında etkinleşti.
Başta mali bürokrasi  olmak üzere, yargı sisteminin önemli bir bölümü,  Sivil Toplum Örgütlerinin büyük bölümü, yani Devlet Mekanizması  AKP’nin kontrolüne geçti ve Medyanın hemen hemen yüzde 75’i de ya AKP yanlısı veya AKP’ye “anlayışla” bakar oldu.

Ergenekon, tüm dengeleri bozdu
Bu noktaya gelinmesinde, yani dengelerin değişmesindeki en önemli etken, Ergenekon davası oldu. Toplum, ilk defa asıl gücün kimin eline geçtiğini, Ergenekon sürecinde gördü.
Türk toplumunun geçmişten bu yana görmeye alıştığı, hatta tabulaştırdığı birçok kavram yıkıldı.
İlk defa, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kimilerine fiilen katıldığı, kimilerini desteklediği birçok gizli kalmış, yasadışı örgütlenmeler ortaya çıktı.
İddiaların bir bölümü abartılı, diğer bölümü yalan dahi olsa, geri kalanı toplumun kafasında soru işaretleri yaratmaya yetti. “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” inancı yaygınlaştı.
Asker-Sivil koalisyonu ve çetevari oluşumlara Komutanların adın karışması çok büyük bir kesimi şaşırttı.
Eskiden “dokunulmaz” sayılan, sivil iktidar hatta TBMM’nin soruşturmalarına dahi (Susurluk soruşturmasındaki gibi) yanıt vermeyen komutanların gözaltına alınmaları, evlerinde polisin araştırma, karargahlarda sivil yargıçların inceleme yapması, ülkedeki güç dengesinin nasıl değiştiğinin en simgesel gelişmeleriydi.

Başbuğ, tüm çabasına rağmen gidişi durduramadı
TSK’ya karşı harekat, belki Demokrasi adına yapılıyor gibi gösteriliyordu, ancak bunun içinde eski hesaplaşmalar da yatıyordu.
Ergenekon, süreci, bir  süre sonra Asimetrik Psikolojik bir savaşa dönüştü.  Geçmişin acıları ve intikam çığlıkları atılmaya başlandı. Oysa Ak Parti hükümetini bu görüntüye izin vermeden bir demokrasi ayarı yapabilseydi, taşlar çok daha yerli yerine  otururdu.
TSK’dan inanılmaz belge, döküman ve söylentili sızmalar yaşanır oldu. Ak Parti geçmiş yıllarda yaşananların bir açıdan hesabını soruyordu. Bir bölümü yalan-yanlış, dahi olsa, ortaya atılan gizli saklı komplolar, kamuoyunu etkiledi. TSK büyük bir prestij kaybına uğradı.
2008’de Komutan değişti.
Org. Başbuğ, 1 inci Başkan (Genelkurmay Başkanı) oldu.
Kelimenin tam anlamıyla “kamuoyu ile iletişim” açısından bir ENKAZ devraldı. Org. Başbuğ, TSK’nın herhalde en şanssız ve en hırpalandığı döneminde göreve geliyordu. Nitekim ilk başta da iletişimi güçlendirebilmek için çok önemli adımlar attı.
Ancak istediği veya beklediği sonucu alamadı.
Kimse de TSK’ya yardımcı olmadı. Asker eskiden hırpaladığı liberal kesimi kaybetmenin acısını çekti. Kemalistlerin güçsüzlüğü de buna eklenince, AKP harekatını istediği gibi sürdürebildi.
TSK, kendinden beklenen “iç düzenlemeyi” yapabilse, yine de zararı azaltabilirdi, ancak nedense bunu da yapmadı veya yapamadı. İlerde Org. Başbuğ, yaşadıklarını açıklarsa, bu durumun nedenlerini daha iyi anlayabiliriz.
Dışarıdan bakınca, TSK’nın bu karşı harekatla başa çıkamadığı ve hesaplaşmada zemin kaybettiği sonucuna varılıyor.

Bu mücadele ne zaman ve nasıl biter?
Kısa vadede, 2012 seçimlerinin  sonucu çok önemli. Eğer Ak Parti kazanırsa, bu süreç devam eder ve TSK’nın etkinliği tümüyle yok olmasa dahi, önemli ölçüde  azalır.
Eğer AKP kaybeder ve yerine ya tek başına laik bir parti veya laik bir partinin katılacağı bir koalisyon gelirse, TSK yeniden etkinliğini kurma sürecine girebilir. Ancak bunun tek koşulu vardır. O da, Askerin  gerçekten eski alışkanlıklarını bırakması ve kendi içinde yeni bir EĞİTİM, yeni bir DÜZEN kurmasıdır.
Eski uygulamalara geri dönülmesi beklenmemelidir.
Yeni düzene ayak uydurana kadar da, içerde  ve dışarıda bazı çalkantılara  hazırlıklı olmakta yarar vardır.

posta



Bu yazı 750 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,950 µs