En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Büyük oyun



Bizde siyasi kadrolar uğraş alanlarının oyunlara fevkalâde açık olduğunun farkındadırlar; bazen olan-bitenin her şey olup bittikten sonra farkına varırlar, ama olsun... Kimi 'dama' gibi yaklaşır siyaset alanına, kimi satranç... Dama gibi yaklaşan şansına, satranç gibi yaklaşan da aklına güvenir.

Uğraş alanlarının bir tür oyun olduğunu göremeyenler siyasetten çabucak tasfiye olur.

Türkiye'nin şimdilerde içinden geçtiğine benzer dönemler her türlü oyun için biçilmiş kaftandır. Yalnız içeriden oyuncular avuçlarını ovuşturmaz, dışarıda da böyle dönemlerin oyuncusu olma heveslileri vardır. Oyuna kaç elin karıştığı, kimin hangi oyunu oynadığı sahadaki oyuncular tarafından bütün gerçekliğiyle pek görülmez.

'Kürt açılımı' ile ilgili son gelişmelere bir de 'oyun' teorimiz açısından yaklaşalım bakalım.

Bu oyunda çıkarları birbirinden hayli değişik çok sayıda oyuncu olduğunu söylemeye herhalde gerek yok. Genel hatlarıyla 'açılımın başarıya ulaşmasını isteyenler' ve 'açılımın başarısızlıkla sona ermesini isteyenler' diye tanımlanabilecek iki tarafı var oyunun. Buradaki 'başarı' sözcüğü de her oyuncuya göre değişiyor doğal olarak: Açılımı başlatan siyasi kadroyla sürece kendiliğinden taraf olanlar arasında, ikisi de 'açılımın başarısını isteyenler' safında göründükleri halde, zorlama bir çıkar çatışması ortamı var.

Hangi tarafta durması gerektiğini, kiminle birlikte hareket etmekte çıkarı bulunduğunu anlayamayan bu oyunda kaybedecektir.

Aynı durum “Açılıma hayır” cephesi için de söz konusu... Orada da dışarıdan bakıldığında bütün açıklığıyla görülemeyen bir 'çıkar' çatışması yaşanıyor. Kimi sorunun açılımla çözülemeyeceğine samimi olarak inandığı için bu cepheye yazılmış, kiminin ise 'sorun' ve 'açılım' umurunda değil, onun bütün derdi 'açılım' ile risk alan siyasi kadroların tasfiyesi...

Unutmadan kaydedeyim: Konumu gereği 'açılımı destekleyenler' arasında göründüğü halde gönlü çeşitli sebeplerle açılımın zora girmesinden, hatta başlatan siyasi kadronun başarısızlığa uğramasından yana olanlar da var.

Denklemde “Açılıma hayır” cephesi içerisinde yer alanlardan bazısının çıkarları karşı cephede olmayı gerektiriyor, ama bize özgü sebeplerle sürece en şiddetle onlar karşı çıkıyor...

Kafalar kadar cepheler de karma karışık olduğu için izlemesi çok zevkli bir oyun bu.

Oyunun yurt sınırları dışında bulunan oyuncularının tercihleri de oyunu ayrıca merakla izlenmeye değer kılıyor. ABD, AB ile teker teker AB ülkeleri, Türkiye'nin -Azerbaycan, Ermenistan, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve İsrail dahil- çevresi olan-biteni yalnızca izlemekle yetinmiyor, kimi çoktan oyunun içerisinde, kimi de sırasının gelmesini bekliyor.

Gerçekten 'büyük bir oyun' oynanıyor ülkemiz üzerine... Süreç için 'Kürt açılımı' ile başlayıp 'Milli birlik ve kardeşlik açılımı' haline dönüşene kadar birkaç kez yeniden tanımlanmak ihtiyacı duyulması biraz da bundan: Açılımı başlatan siyasi kadro başta ikili oynanacağını hesapladığı oyuna zaman içerisinde çok elin karıştığını ve yanında yer alacaklarını umduklarını karşı cephede görünce, sürece kendine göre 'ince ayar' çekme ihtiyacı hissetti.

DTP iken mızıkçılık çıkarmaya ve 'süreci başarısızlığa uğratmaya yeminli' cepheye odun taşımaya başlamış olan siyasi kadronun, “Meclis'te kalacağız ve çözümü siyasi zeminde arayacağız” yeni tavrı o kadronun da kendine çektiği bir 'ince ayar' olabilir.

“Bu oyunu kim kazanır?” sorusunun tek bir cevabı var: Oyunun cinsini doğru tahmin ve yerini doğru tayin eden sinirlerine hâkim oyuncu kazanır...

yenişafak




Bu yazı 292 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,768 µs