En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

Yol haritası



Ürküntü verici haberler ışığında daha yüksek sesle ve çok daha çabuk sormamız gereken bir soru var: “Demokratik açılım” ne oldu? Öldü mü? Yaşıyor mu? Komada mı? Uyutuldu mu?

Pazartesi günü, bu soruya cevap vermemizi imkânlı kılacak biri Diyarbakır, diğeri Ankara’da iki gelişme oldu.

***

Birincisi, DTP’liler milletvekilliğinden topluca istifa kararı aldı; Ahmet Türk, “geçmişte ‘bir arkadaşımıza bile dokunulursa istifa ederiz’ demiştik. Sorunların çözüm yerinin hâlâ Parlamento olduğunu düşünüyoruz. Ancak bizi hazmetme becerisini bile gösteremediler” dedi...

Türk, muhtemel bir ara seçime katılmayacaklarını da söyledi.

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise “yola devam” mesajını şu cümlelerle verdi:

“Biz parti kapatmaya karşıyız. Cezanın tüzel kişiliklere değil, kişilere verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

AK Parti olarak her türlü aykırı fikrin, her türlü farklılığın siyaset ve demokrasi içinde tutulması gerektiğine, kendisini özgürce dile getirmesi gerektiğine inanıyoruz.

Tüm siyasi partilere önerimiz, yüzlerini millete çevirmeleri, milletin sesine kulak vermeleri, milletin hassasiyetlerine dikkat etmeleridir.

Statüko devam edemez, gençler göz göre göre ölüme gönderilemez. Daha fazla ocağın sönmesine, daha fazla bedelin ödenmesine tahammülümüz olamaz. İşte onun için inadına demokrasi, açılım, birlik kardeşlik diyoruz ve gür bir sada ile bunu haykırıyoruz.”

***

“Sürece devam” diyen Başbakan ile “bizi hazmedemediler” diyen DTP arasındaki “ayarı” da “AB Bakanlar Kurulu” sayılabilecek olan AB Komisyonu, hem DTP’yi eleştirerek, hem de Anayasa Mahkemesi’nin kararına tepki göstererek veriyordu... Demokratik açılımın akıbetinden endişe duyduğunu açıklayan AB Komisyonu, DTP’nin de terörle arasına mesafe koymadığı tespitini yaptı.

Öte yandan Komisyon, Anayasa Mahkemesi kararının Türkiye nüfusunun önemli bir kısmını temsilden mahrum bırakabileceği hatırlatması yaptı. Demek ki, “yol haritası”, Türkiye nüfusunun önemli bir kısmını temsilden mahrum bırakmayacak ama teröre de mesafe koyacak bir politikaya destek vermekten geçiyor.

***

Aslında...

Tam da “yapılması gereken”, başarılamadı...

DTP topyekûn PKK’nın kucağına itildi.

Hâlbuki çok daha ehil bir politikayla DTP’nin PKK’ya mesafe koymasına imkân verecek bir siyaset uygulanabilir, “demokrat Kürtlerin” eli güçlendirilebilirdi. İktidar bu konuda incelikli bir politika izleyemeyince, 12 Eylül rejimine ciddi bir şekilde bayrak açmayınca, Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmeyince, DTP’nin kapatılmasına soğukkanlı bir seyirci gibi tribünden bakınca, ortam “barış düşmanlarına” kaldı.

Şimdiki temel soru şu:

Doğu’da PKK, Batı’da hırçın muhalefet tarafından çökertilmesi için planlar yapıldığı anlaşılan AK Parti, bu tehlikeye karşı “yapısal” açılımlar yaparak cesur ve etkili bir stratejiyi hemen hayata geçirebilecek ve iki yandaki kırıklığı gidererek daha güçlü bir şekilde devam edebilecek mi?

***

AK Parti iktidarı bir an soğukkanlılıkla olup bitenlere baksa, her AB’den uzaklaştığında çıkmaza girdiğini, toplumda da “askerileşmenin” önünü açan içe kapanmacı bir milliyetçiliğin fitilini yaktığını görecek. Anlaşılmaz bir şekilde AB sürecini ölüme yatırmak her defasında pahalıya patlıyor... Reformlara karşı böylesine aldırmazlık, umudu, heyecanı, toplumsal rüyayı ve dünyaya olan açılmayı engelliyor, Türkiye’yi ilkeli ve tutarlı demokratik reçetelerden mahrum bırakıyor.

11-12 Aralık’taki AB Zirvesi neden bizim kamuoyunda böylesine ilgisiz bir şekilde geldi, geçti?

Bugün Türkiye’de yüzde 45 taraftarı bulunan AB sürecini harharlı bir ateş haline getirmedikçe, AK Parti eski Ankara’nın kurbanı olmaktan kurtulamaz.

Tabii bir de 12 Eylül rejimini tuz buz etmeden kallavi bir “demokratikleşmenin” olamayacağını amentü gibi her an tekrarlamak gerek.

***

Özetlersek...

Kürt siyasetini Meclis’te temsil edilir kılmak, ona meşru zeminlerde yerleşik hale gelmesi için yardım etmek, şiddete karşı tavır koyacak bir güce ulaşmasını sağlamaya çalışmak, bunun yanı sıra da AB ilişkilerine, daha doğrusu yan yatırılmış olan reformlara geri dönmek, 12 Eylül hukukunu da yok etmek için elden geleni arda koymamak...

Bu, sadece “demokratik açılımın” değil, AK Parti’nin yüzde 47 oy aldığı 22 Temmuz seçimlerinden beri yenileşmek için yanıp tutuşan Türkiye’nin beklediği reçete aslında...

star



Bu yazı 297 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,383 µs