En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Açılımın ve DTP'nin akıbeti



Türkiye yine bir tarihî dönemeçte iki önemli sorunun cevabını arıyor. DTP kapatılsın mı, açılım devam etsin mi? İki soru birbiriyle ilişkili hale getiriliyor.
Aslında açılım demokrasi adına yapılıyorsa, DTP ve PKK'ya rağmen sürdürmek gerekiyor. Bir toplumsal barış projesinden bahsediyorsak, şiddetten beslenenlerin engelleme ve sabotajlarını göğüslemek lazım. Zaten bu çapta bir projenin karşılaşabileceği maniler öngörülmüş olmalıydı. Açılımın devam etmesi teröristle halkın ayrıştırıldığının, aynı kefeye konmadığının ispatı olur. Aksi halde PKK'nın uslu durması karşılığında verilmiş tavizlere dönüşür. Bu da terörün elini güçlendirir. Sürecin başında örgütün takındığı "devleti yola getirdik" cakasını boşa çıkarmak için açılım devam etmeli. Demokrasinin ve devlet olmanın gereği olan vaatler uygulamaya konarsa, örgüt ve DTP çözüm istemeyen taraf olarak tescillenir. Kitleler üzerindeki etkisi ve dolayısıyla pazarlık gücü zayıflar. Örgütün eline taş verip sokaklara döktüğü çocuklar zannedilenin aksine tıkanma değil genişlemeye vesile olabilir. 'Türkleri ikna' için iyi bir zemin oluşabilir. Başını MHP ve CHP'nin çektiği muhalifler en fazla örgütün inisiyatif sahibi yapıldığı ve muhatap alındığı eleştirisi yapıyordu. Şimdi PKK'nın en az onlar kadar açılıma karşı olduğu anlaşılıyor.

'Süreci yönetenlerin geldiğimiz noktada hataları nelerdir?' sorusuna şu cevaplar verilebilir: İnisiyatifin İçişleri Bakanı eliyle yürütülmesi doğru değildi. Konum itibarıyla kolluk kuvvetlerinin amiri olan yani bir elinde silah tutan insanın diğer eline demokrasi paketi vermenin psikolojik tutarlılığı tartışılır. Polis Akademisi'nin toplantıların ilk ev sahibi olması da aynı şekilde. Sembolik anlamların bu tür süreçlerde etkili olduğu ihmal edilmemeliydi. Kişi olarak da Beşir Atalay yanlış tercihti. Atalay iyi bir akademisyen olabilir ancak kitlelerle diyalog kurma sorunu yaşıyor. İki tarafta çözümü istemeyen unsurların kitleleri provoke edeceği besbelliydi. Teorik birikimden ziyade pratik esneklik ve anlatım gücü belirleyici olacaktı. Bülent Arınç, siyasî tecrübesi ve Kürtlerin saygı duyduğu kişiliği ile iyi bir alternatifti. Milliyetçi camiaya da sesini duyurabilecek bir isimdi. Bu saatten sonra proje lideri değiştirilemez belki, ancak daha çok insanın katkı yapması ve kitlelere anlatması sağlanabilir.

Gelelim DTP'nin kapatılmasına... DTP bildiğimiz manada bir parti değil. Bırakın Türkiye'nin genelini, temsil ettiği illerle ilgili bile herhangi projesi yok. Şiddet sarmalından ve mağduriyet psikolojisinden yararlanmakla yetiniyor. Partinin adının ve yöneticilerinin de önemi yok. Partinin kapatılmasının tek maliyeti tabela masrafı. Yargı bürokrasisinin ikide bir onları kapatması işlerine geliyor. Siyaset yapmadan ve proje üretmeden geçinip gidiyorlar. Can alıcı soru DTP'nin şahin kanadının hangi karara sevineceğidir. Emine Ayna şimdiden ellerini ovuşturmaya başladı bile. Ayrıca partileri sadece halk kapatmalı. Suçun şahsiliği prensibi de bunu gerektiriyor. AK Parti de bunu savunuyor. Ancak bugüne kadar adım atmamış olması bir eksiklik.

DTP'nin ülkeyi götürmek istediği süreç bir ara seçim. Meclis'ten çekildiklerinde ara seçimi mecburi tutacak sandalye eksikliği ortaya çıkacak. İstifaların Meclis'te kabul edilmemesi çözüm değil, hülle olur. Ülkenin sadece DTP'nin etkili olduğu bölgelerinde yapılacak bir seçim ayrı bir gerginlik sebebi haline gelebilir. Anayasa Mahkemesi kararını bütün artı ve eksileri düşünerek vermeli.

zaman



Bu yazı 478 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,304 µs