En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Tek formül o



Biliyorum, bayram vesilesiyle her biraraya gelişinizde, Danıştay'ın arife günü açıkladığı 'katsayı' sürprizini konuşuyorsunuz. YÖK'ün 2005'te Danıştay'ın verdiği bir kararı gözönünde tutarak yaptığı yeni düzenlemenin yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu. Sınav sistemi allak bullak, ama gerçek değişmiyor: Karar uygulanırsa meslek liseleri mezunları yine üniversiteye giremeyecek...

Danıştay, İmam Hatip Lisesi mezunlarının önünü kesmek için aldığı kararla bütün meslek liseleri mezunlarını mağduriyete uğratmış oldu.

Sohbet konunuzu tahmin etmek zor değil: Ülkenin kıpırdatılamayacak sanılan en ağır taşlarını yerinden söken güçlü bir hükümet var iktidarda: 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' diye özetlenebilecek yılların dış politika tercihlerini köklü biçimde değiştirdi bu hükümet; 'dost-düşman' kavramları yeniden tanımlandı ve ?Doğu da Batı da bizim ilgi alanımızda? zihniyetini devlete egemen kıldı. İç politikada da bugüne kadar kimsenin cesaret edemediği açılımları birbiri ardına başlatabildi hükümet; nereden 'ah' sesi geliyorsa o sorunun üstüne çözme amacıyla gidiliyor...

Hükümetin gücü yedi düvele yetiyor, sorunların üzerine gitmede elini kimse tutamıyor, ama kendisini doğrudan ilgilendiren, tabanını heyecanlandıran temel konularda bir arpa boyu yol alamıyor aynı hükümet...

Olmuyor, olmuyor...

Birilerinin ?İsterse yüzde 95 oy alsın, yine de yapamaz? diye çizdiği sınırlar demek ki gerçek...

Anayasada cumhurbaşkanına, hükümete, ya da çeşitli anayasal kurumlara tanına yetkiler, eğer o yetkilerin uygulanması bir biçimde yargı önüne götürülebiliyorsa, yargı tarafından tırpanlanıyor. Yargı sıralamada öyle olmasa da işlevsel olarak 'birinci güç' halini aldı.

Anayasa değişikliğiyle başörtüsü sorunu çözülebilir görünüyordu; Anayasa'ya göre anayasa değişikliklerini görüşme yetkisi bulunmayan Anayasa Mahkemesi önüne götürüldü değişiklik ve Anayasa Mahkemesi ?Yetkim yoktur? demedi, Meclis'in büyük bir çoğunlukla geçirdiği anayasa değişikliğini iptal ediverdi.

'Katsayı' uygulamasıyla ilgili düzenleme yetkisi, Danıştay'a göre, hükümetin veya bir bakanlığın elinde değildi, değişiklik gerekliyse bunu yapabilecek tek kurum YÖK'tü... 2005 yılında bu kararı veren Danıştay YÖK'ün şu yakınlarda çıkardığı katsayıyla ilgili yeni düzenlemenin yürütmesini durdurmakta tereddüt etmedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ak Parti için kapatma davası açmıştı; Anayasa Mahkemesi'nde ?Hayır? oyu verenlerden tek bir üye daha ?Evet? demiş olsaydı halkın yarıya yakınının oyunu almayı başaracak parti kapatılacaktı. ?Yargıçlar dinleniyor? yaygarası eşliğinde kopartılan son fırtınada ?Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP'yi kapatmak için dava açacak? ihtimalini seslendirenler çıktı.

Böyle bir dava açılabilir, Ak Parti'nin siyasi ömrü kısaltılabilir...

Biraz Kastamonu yöresinin ?Ayı da çıkabülür, taş da düşebülür...? fıkrasına döndü, ama ne yapalım ki Türkiye'nin gerçeği bu: Dava da açılabilir, parti de kapatılabilir... Anayasa değişikliğini görüşme yetkisi bulunmayan Anayasa Mahkemesi 'başörtülüler üniversiteye girebilsin' diye yapılmış anayasa değişikliğini görüşüp iptal edebildi. Danıştay'ın eskiden ?YÖK'ün tasarrufunda? gördüğü katsayı düzenlemesi YÖK tarafından 'meslek liseleri mezunlarının üniversiteye girebilmesini sağlayacak' biçime sokulunca, Danıştay bu defa yürütmeyi durdurabildi.

Türkiye burası; olmaz olmaz deme, olmaz olmaz...

Çare ne? Bayramda kendi aranızda konuşurken sıra bu soruya cevap vermeye gelince hangi formül ön plana çıkıyor? Zamanın önemini önceleyen sabırla ilgili bir formül mü üzerinde birleştiğiniz?

Haklısınız; tek formül o...

Yeni Şafak



Bu yazı 570 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,414 µs