En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

Aynı analiz, aynı nakarat



Yaşanmakta olan ve sıradan insanların dahi bir parçası haline geldiği sorunların temelinde şiddetli bir değişim sancısı var. Ergenekon, asker-sivil ilişkileri, yargı, Kürt sorununda açılım, Alevilerin haklarının verilmesi, Ermenistan’dan Kıbrıs’a kadar dış politikada sarsıcı değişiklikler... Hepsi, birer değişim ünitesidir. Cumhuriyet, on yıllardır, bazılarını ürettiği, bazılarını da dışlayarak ve inkar ederek büyüttüğü sorunların en can acıtıcı olanlarıyla yüzleşiyor.

Bu sorunlar çözülmeden Türkiye’nin mutlu insanlar ülkesi olamayacağı analizini yapan iktidar partisi, sivil toplumun büyük kesimi, akademi dünyası, ekonomi dinamikleri ve bu unsurlarla birlikte medyanın demokrat ağırlığı “çözüm” istiyor.

Yani, Ergenekon ilişkilerinin ortaya çıkarılmasını, askeri vesayetin bitmesini, Kürt meselesinin hallini istiyorlar; yeni ve demokratik bir anayasa arzuluyor, Avrupa Birliği sürecinin hızlanmasını talep ediyor. Kıbrıs sorununun çözülmesini, Ermenistan’la ilişkilerin ayak bağı olmamasını ve aktif dış politika için hükümete baskı ve motivasyon uyguluyor.

Türkiye, son yıllardaki demokratik atılımını ve dünyadaki itibar artışını bu ortak iradenin baskısıyla gerçekleştirmiştir. Toplumun çoğunluğu da sandıkta bu istikamete onay vermiştir.

Buna mukabil, değişime ayak direten, ayak diretmekle kalmayan doğrudan doğruya bütün bu süreçleri provokasyon ve demagojilerle durdurmayı göze alacak kadar kendini adamış bir kesim de var... Birlikte izliyoruz.

Hangi değişim teşebbüsü veyahut da hangi derin ilişkinin ortaya çıkarılması çabası varsa hep o aynı direnenler takımını görmekteyiz. Elbette doğrudan Ergenekon’a taraftar olmaları veya mesela askeri yargıya destek olmaları mümkün olamayacağı için o artık bayatlamış sulandırma ve küçümseme taktiklerine müracaat ediyorlar.

Bu kesimin Türkiye gerçekliğinden bağı tamamen kopmuştur...

Yaşam tarzının tehdit altında olduğu kaygısını yaşayan toplum kesimi de bu grubun kurbanıdır.

CHP’den yargıya, bürokrasiden iş dünyasına kadar her alanda iktidar sahibi olan ve bunun ebedi olduğuna iman eden küçük bir kesim; şimdi bu alanlara ortak olmaya başlayan ve gücünü demokrasiden alan çoğunluğu durdurmak adına bütün ülkeyi gerilime sürüklemektedir. Sahip oldukları medyadaki gürültüye bakanlar da çoğunluğun aynı gerilimle yaşadığını zannetmektedirler.

Oysa, yaşadıkları gerilim eski güzel günleri ve sınırsız sorumsuz imtiyazları kaybetme gerilimidir. Zaten hak etmedikleri bu sahiplikleri korumak için sıradan insanları “yalanlar” ve “provokasyonlar”larla tedirgin etmektedirler.

Bu kesimin iktidar kaygısı ve itibarı garanti altında olsa bugünkü tartışmaların hiçbiri yaşanmayacaktı. 2006 başlarına kadar çok ciddi ve önemli değişim icraatlarına imza atmasına rağmen AK Parti’ye böylesi düşmanca bir takınılmaması da bunu göstermektedir. Erdoğan ve arkadaşlarının dönüştürücü gücü ortaya çıktığında ve artık kalıcı oldukları anlaşıldığında durum değişti... Yeni muhafazakar-demokrat-liberal çoğunluğun Türkiye’nin dönüştürücü gücü olduğu anlaşılınca taktik de strateji de yeniden yapılandırıldı.

22 Temmuz öncesi Ergenekon süreci, ardından irtica, Malezya, mahalle baskısı kampanyaları ve kapatma davası süreci bu gerçeğin anlaşılması üzerine ard arda savrulan ölümcül darbelerdir.

Sonuç alınamamıştır ama çaba bitmemiştir... “Ergenekon yandaşı medya” eliyle şimdi de zincirin son halkası olarak “Korku cumhuriyeti” kampanyası başlatılmıştır. Belli ki aynı kişiler hala, “Böyle kampanyalarla iktidar partisi yıpratalım. Böylelikle Erdoğan’dan ve açılımlarından kurtuluruz” analizini yapmaktadırlar. Muhtemelen çevrelerini, dostlarını, ilişkide bulundukları ve “sorumlu” oldukları insanları vs. böyle ikna etmektedirler. Tıpkı geçen yıl “AK Parti kapatılır rahat olun” diye ikna ettikleri gibi...

Onca başarısız girişimin ardından, onca suçüstü haline rağmen sonuçta yine bu analize gelmiş durumdadırlar.

28 Şubat’tan 22 Temmuz’a kadar, 23 Temmuz’dan bugüne attıkları sahte manşetlerin hesabını vermedikleri için hala böyle davranabilmeleri anlaşılmaz değildir. 

Şu kadarını söyleyelim, bitirelim: Gerçekle bağları kopmuş durumdadır.

star



Bu yazı 348 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,619 µs