En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Gözümün perdesi açıldı



Bir yazı okudum, hem yazarla ilgili nicedir zihnimi işgal eden bir soruya, hem de CHP'nin misyonu sorunsalına cevap verme imkânı buldum. Gözümün önünde bir perde varmış, yazı o perdeyi kaldırıverdi...

Değişik mahfillerde bir ara "Lozan'ın gizli maddeleri" konusundan lâf açmak modaydı. Lozan'ın kendisi madde madde henüz yayınlanmamışken 'gizli maddeler' olduğunu iddia etmek bana ters görünürdü, ama olsun... Sözgelimi "Ayasofya neden cami değil" sorusuna çok bilmiş bir edayla verilen "Lozan'ın gizli maddeleri yüzünden" cevabı açıklayıcı olurdu.

Lozan 1923'te imzalandığı halde camilikten çıkartılması için neden 1935'e kadar beklendiği sorusunu sormak gerekmezdi doğal olarak; bununla ilgili madde 'gizli' olduğuna göre, ne bileyim, belki "En geç 1935'e kadar cami olmaktan çıkartılacak" diye yazıyor olabilirdi o gizli maddede...

Herhalde Lozan'dan mülhem olarak birileri "Anayasa'nın gizli maddeleri" diye bir şeyden de söz ederdi. Siyasetteki son yıllarını askerlerle içli dışlı geçiren Kamran İnan sözgelimi, AP'deyken bakan yapılmamasını "Hakkımda anayasanın gizli maddesi var" diye açıklardı; ANAP'ta devlet bakanı oldu; şakasını bu defa "Hakkımda dışişleri bakanı olamayacağıma dair gizli madde var" diye değiştirdi Kamran Bey...

Anayasanın kimseyle veya herhangi bir olayla ilgili 'gizli' maddesi yok elbette; buna karşılık pek çok şeyi gizlemeye yarayan açık bir maddesi var... 'Devrim yasaları' diye adlandırılan Cumhuriyet'in ilk 15 yılı içerisinde çıkartılmış yasaların değiştirilemeyeceğine dair ek madde, istenen sonucu almaya yarıyor...

En uzun süreyle elinde kalemi gazetecilik yapan meslek büyüklerimizden Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi, dünkü yazısı ile, bunu hatırlatması bile gerekmeden gerçeği anlamama yardımcı oldu. Kendimi bazen onun yerine koyup cevabını aradığım "Hiç bıkmaz mı, biraz da kafamı dinleyeyim demez mi?" sorusunun cevabını da o sayede öğrenmiş oldum.

Eğer hâlâ yazıyor olmasaydı, Türkiye siyasi hayatının yazılı olmayan en önemli kuralını bizim gibi cahiller başka nasıl öğrenebilirdi? Bazıları görevlerini kayd-ı hayat şartıyla üstlenmişlerdir ve sonuna kadar götürürler. İçinden her gün "Artık ayrılmalıyım" hissi geçse bile, Oktay Ekşi, daha uzun yıllar Hürriyet'in başyazı sütununu doldurmaya devam edecektir.

"Hürriyet'in başyazılarını bundan böyle bir başkası yazacak" diyenler çıkmıştı da, duyumun doğru olmadığı hemen anlaşıldı.

Ülkemizde bir süredir devam eden 'Dersim' odaklı tartışmaların neden anlamsız olduğunu anlatmak için kaleme aldığı dünkü yazı tartışmada son noktayı teşkil ediyor. Okuyalım: "Çok muhtemelen Menderes dahil kimse, o nedenle 1938 öncesinin sayfalarını açmazdı. Çünkü o dönemin insanları, 19 Mayıs 1919-10 Kasım 1938 arasındaki devletin, 'Devrim Devleti' olduğunu bilirdi. Devrim sürecinin, 'hukuk'la değil, 'aldığı sonuçla' değerlendirilmesi gerektiğini takdir ederdi. Eleştiriler de o yüzden 10 Kasım 1938 sonrasına yani 'Kanun Devleti' dönemine yöneltilirdi. Onu 1961 Anayasası ile başlayan 'Hukuk Devleti' dönemi izledi. / Neyi hangi terazide tartacağımızı artık öğrenelim."

Kendi hesabıma öğrenmiş oldum.

Basın Yayın Genel Müdürlüğü dar gelirli veya işsiz gazetecileri düşünerek bazı firmalardan alışverişlerde ucuzluk sağlamış; bazı kalemlerde yüzde 50'ye kadar bir indirim söz konusu olabilecek. Oktay Bey cumartesi günkü yazısını bu konuya ayırmış, yapılmak istenenin üstünü 'avantacılık' olarak çizmişti bile.

27 Mayıs (1980) sonrasında Kurucu Meclis üyeliği yaptığı için milletvekili emeklisiymiş gibi maaş alan, uçuşlarda devletin VIP hizmetinden yararlanan bir gazeteci Oktay Bey; kendisine maaş ve VIP 'mehel', ihtiyaç sahiplerine indirim ise 'avanta'...

Dünkü yazısını okumamış ve aslında onun siyaset alanında yürürlükte olan temel yazısız kuralları ezbere bilen bir meslek büyüğümüz olduğunu idrak etmemiş olsaydım, "Bu ne yaman çelişki?" diye sorardım.

Artık sormuyorum. Bazı kişiler ve örgütlerin sorgulanamaz olduğunu şimdi biliyorum çünkü...

"CHP neden şu açılıma, bu girişime, falanca atılıma karşı, neden Aleviler'in sistem içerisindeki konumlarını sağlamlaştırmak, Kürt sorununda anaların gözyaşını dindirmek, Ermeniler ile tarihe dayalı husumete son vermek için kılını kıpırdatmıyor?" sorularını sormak da abes bence...

Oktay Bey'in dünkü yazısından alıntıladığım birkaç cümle bütün bu sorulara cevap teşkil ediyor çünkü...

Dışarıdan bakanlara tuhaf gelen siyasi hayatımızın garipliklerinin sebebi olan temel kuralı geç de olsa öğrendim ya, bundan sonra gam yemem artık...

yenisafak



Bu yazı 415 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,062 µs