En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Görüntü kirliliği



Son senelerde tanımaya başladığımız çevre sorunlarından biri de henüz genel kabul görmüş bir tarifi de büyüklüğünü değerlendirmemizi sağlayacak bir ölçüsü de olmayan görüntü kirliliğidir.

Bu yeni çevre kirliliği türü basitçe tabiatın ve çevrenin insan eliyle oluşturulan değişikliklerinin göz zevkimiz bozması ve bundan bir takım ruhsal sıkıntılar duymamız şeklinde tanımlanabilir.

Görüntü kirliliği çoğu zaman gelip geçici bir rahatsızlık veya mutsuzluk duygusuna sebep olsa da bunun bazen ciddi ve kalıcı ruhsal rahatsızlıklara yol açabileceğini ileri sürenler de var.

En başta gelen ve düzeltilmesi de zor olan görüntü kirliliği sebebi tabiatın tahribatıdır. Ormanların yakılması, ağaçların kesilerek bu alanların yapılarla doldurulması, dere yataklarının işgali ve yerinin değiştirilmesi,  sahillerin yağmalanması, denizin doldurulması, kirli akarsu ve denizler ve daha pek çok şey.

Plânsız şehirleşme ve çirkin yapılaşmanın sebep olduğu görüntü kirliliği özellikle büyük şehirlerimizde adım başı karşımıza çıkan bir mesele. Kale surlarına benzeyen bitişik apartmanlar; birbirleriyle uyumsuz binalar; camileri, çeşmeleri ve diğer tarihi eserleri kapatan yapılar; güneş görmeyen ve ne bir ağacın ne bir bitkinin olmadığı dar sokaklar; insanlara yürüyecek yer kalmayan arabalarla dolu kaldırımlar; boyasız ve hatta sıvasız binalar; dış cephelere gösterilen özensizlik…

Yoğun ve düzensiz trafik, hava kirliliği, park ve yeşil alan azlığı, bakımsız çimler, bakımsız cadde ve sokaklar, tabela ve levhaların çokluğu, orantısızlığı ve çirkinliği, dolup taşmış çöp tenekeleri ve etrafa saçılmış çöpler ve diğer atıklar…

Görüntü kirliliği sadece dışarısı için değil zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz evlerimiz ve işyerlerimiz gibi kapalı mekânlar için de söz konusudur. Güneş görmeyen odalar, boyası eskimiş badanası dökülmüş duvarlar, iyi açılıp kapanmayan bakımsız kapı, pencere ve döşemeler, eşya çokluğu ve aralarındaki şekil ve renk uyumsuzlukları, kirli ve bakımsız mobilyalar, kötü aydınlanma…

Tabiat, binalar ve fiziki çevremiz dışında insanlarla ilgili pek çok unsur da görüntü kirliliği sebebi olabiliyor. Kirli ve yağlı saçlar, uzamış sakal, ağzın içine giren bıyıklar, kirli veya sararmış dişler, uzamış kirli tırnaklar, uygun olmayan kıyafet ve gözlük, aksesuar ve takılar…

Sokak köpekleri veya kedileri gibi bakımsız hayvanlar da görüntü kirliliği yaratabilir.

GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİNİN SONUÇLARI

Nasıl akciğerlerimizin temiz havaya ihtiyacı varsa gözlerimizin de güzel görüntülere ihtiyacı vardır. Atalarımız ‘Güzel gören güzel düşünür’ demişler. ‘Güzele bakmak sevaptır’ demişler.

Güzel görüntüler tüm insanlara huzur, mutluluk, rahatlık, güven gibi olumlu duygular verir ama hoşa gitmeyen görüntüler hiçbir şeyden etkilenmeyen ‘vurdumduymazlar’ dışında pek çoğumuz için negatif ruhsal etkilenme manasına gelir.

Tabii her insan görüntü kirliliğinden farklı zamanlarda farklı şekilde ve farklı derecelerde etkilenir. Bu kötü görüntüler bazen içimizi karartır, keyfimizi kaçırır. Bazen dikkatimizi dağıtır, bir işe yoğunlaşmamıza engel olur hatta isteksizlik, bıkkınlık ve yorgunluğa sebep olur. Bazı görüntüler ise insanı tahrik eder, huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik ve öfke yaratır; tiksinti, nefret ve bulantı hissine yol açabilir.

Kıymetini çoğu zaman ancak onu hoyratça kullandıktan, bozduktan ve de iş işten geçtikten sonra farkına vardığımız çevremiz sadece bireyin değil toplumun ruh sağlığı için de önemlidir.

Toplum olarak da olumlu duygu ve düşüncelere sahip olmak için tabiatı ve çevremizi korumak onun güzelliğinin bozulmasına fırsat vermemek hepimizin görevidir.



Bu yazı 1,884 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,892 µs