En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

İsmet İnönü ile Demirel'in buluşması...



Geçen hafta DP'nin birleşme kongresi vardı, yarından sonra da MHP'nin kurultayı toplanacak. Partilerin seçimden önceki son kongreleri... DP, ANAP'la birleşti. Daha doğru ifadeyle ANAP, DP'ye iltihak etti. DP'de sevinç, ANAP'ta hüzün... Öteden beri siyaset mühendislerinin hesapları merkez sağın birleşmesi üzerineydi. Şimdi bu gerçekleşti.
Bu operasyonda cumhurbaşkanlığı hesabının olduğu kesin. Mesut Yılmaz'ın bir Çankaya rüyası olduğu herkesin malumu.

İkbal döneminde bir araya gelemeyen iki parti ancak düştükten sonra tek çatı altında buluşabildi.

DP'de Turgut Özal çizgisi mi yoksa Süleyman Demirel'in üslubu mu galebe çalacak? sorusunun cevabı belli. ANAP Özal'ın reformcu vizyonunu terk edeli çok oldu. Yılmaz'la birlikte statükoya teslim oldu. O yüzden adım adım giderek küçüldü.

Göreceksiniz, DP'nin politikalarında Turgut Özal'ın esamesi okunmayacak. Bu parti Özal'a değil, Demirel'e benzeyecek. Bir sentez de çıkmayacak. DP'ye vücut veren ANAP ve DYP 80 ve 90'lı yılların iki büyük partisiyken neden 2000'li yıllara taşınamadı ve barajın altında kaldı? Eğer DP düştüğü yerden kalkacaksa, önce bunun özeleştirisini yapması gerekmez mi?

Ben bugüne kadar ne DP ne de ANAP cenahından sağlıklı bir özeleştiri yapıldığına ilişkin hiç ses duymadım. Bu süreçte iki isim dikkat çekici; Hüsamettin Cindoruk ve Mesut Yılmaz... Her ikisi de partilerinin oy kaybetmesinde başrol oynamış isimler. Cindoruk, 28 Şubat sürecinde bir grup arkadaşıyla DYP'den ayrıldı ve partisini çökertti.

Cindoruk ve arkadaşlarının DYP'den kopuşu siyasetin doğal dinamiklerinin sonucu değildi, siyaset dışı odakların etkisi ve yönlendirmesiyleydi. Ardından DTP diye yeni bir parti kurdu ama siyasette tutunamadı. Cindoruk, cumhurbaşkanlığı seçimini sabote etmeyi amaçlayan 27 Nisan sürecinde de eski siyasetçi olarak ekranlarda sık sık boy gösterdi.

Mesajları Menderes çizgisinde bir siyasetçiden ziyade CHP'nin klasik politikalarına daha uygundu. Menderes'ten çok İnönü'ye yakın durdu. Bu siyasi çizginin DP'yi ayağa kaldırması mümkün mü?

Mesut Yılmaz hakeza. Genel başkanlığını yaptığı ANAP 28 Şubat'ın siyasi projelerini hayata geçirmek için varını yoğunu ortaya koydu. Yılmaz, imam hatipliler için 'yarasa' dedi. Yetmedi, meslek liselerinin sonunu hazırlayan 8 yıllık temel eğitim yasasına siyasi hayatını adadı; 'Siyasi ömrüme de mal olsa bu yasayı çıkaracağım' dedi.

Sadece kendisinin değil bir zamanlar büyük reformlar gerçekleştirmiş ANAP'ın da ipini çekti. Son darbeyi ise iki yıl önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde Erkan Mumcu indirdi. 20 milletvekiliyle CHP'nin peşine takıldı, Genel Kurul'daki oylamalara katılmadı. Partisine değil, başka yerlere kulak verdi.

Bugün Cindoruk ve Yılmaz geçmişlerini hatırlamak istemeyebilir ama geçmişte yaşananlar asla unutulmaz, ömür boyu insanı takip eder. Türk toplumunun hafızası da son derece diri... Siyasetçiyi bugünle değil dünle de kritiğe tutuyor. Cindoruk ve Yılmaz, adını demokrasi kurbanı Adnan Menderes'in koyduğu DP'nin çatısı altında yeni bir siyasi yolculuğa başlarken bu geçmişlerinden nasıl kurtulacaklar?

Bir demokratik tövbe yapamazlar mıydı? DP'nin, bagajları dolu eski siyasetçilerle geleceğe yürümesi mümkün değil.

MHP kongresinde bir süpriz beklenmiyor... Belki Devlet Bahçeli'nin karşısına aday çıkabilir ama koltuğunu riske atacak bir yarış olmaz. Hiç kıpırtı yok da değil. MHP'nin Alparslan Türkeş'in çizgisinden uzaklaştığını söyleyen bir grup parti kurucusu, dün Ankara'da bir araya geldi. Bu rahatsızlığın kongre zeminine taşınacağını sanmıyorum.

MHP'nin bir süredir iç politikada sert mesajları kongreyle ilişkilendiriliyordu. Demokratik açılım gibi MHP'nin keskin siyaset ürettiği konularda bir yumuşama beklemek gerçekçi değil. MHP açılımın konuşulacağı 10 Kasım'a göre pozisyonunu aldı bile. Üslup da içerik de çok sert.

zaman



Bu yazı 292 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,239 µs