En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Cumhurbaşkanı'nın jesti çok önemli



Meğer epeydir Tunceli’ye bir cumhurbaşkanı gitmiyormuş. Çok da şaşırmadım. Bir önceki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, yurt gezisi yapmaktan mümkün olduğunca kaçınıyordu, belki bir siyasetçi gibi gezmeyi kendine yakıştıramıyordu. Tunceli’ye Süleyman Demirel gitmiş son olarak Cumhurbaşkanı sıfatıyla. Demirel’le o kadar çok yurtiçi-dışı
gezi yaptım ki, Tunceli’ye ben de onunla gitmiş miydim, hatırlayamadım.
Abdullah Gül dün zorlu hava şartlarına rağmen Tunceli’ye gitti, belki bu anlamda, gönül aldı, bunca yıllık eksiği giderdi.
Cumhurbaşkanı Gül’ün bu gezisini kuru bir valilik-belediye-üniversite üçgeni içinde tutmayıp Hacı Bektaşı Veli Cemevi’ni de programına alması, burada semah izlemesi, çok ama çok önemli bir jest, hadi son dönemin moda kelimesiyle söyleyeyim, açılımdır.
Aleviler, bu ülkede, Kürtlerle birlikte, en büyük inkâr edilen kültürel-etnik topluluğu oluşturuyor. Bir yandan, hepimiz biliyoruz ki Aleviler ve Alevilik var. Ama bir yandan da, onları yok sayıyoruz.
En basitini (ve galiba en önemlisini) dün cemevinde Cumhurbaşkanı Gül’ün yüzüne söylediler: Cemevi ibadethanedir, lütfen bu kabul edilsin artık.
Alevileri ve Aleviliği inkâr eden, bu inanç ve kültürün asimile olup yok olması için neredeyse aktif çaba gösteren Sünni devletimiz açısından zurnanın tam da zırt dediği yer burası. Cemevi ibadethane mi değil mi?
Mesela Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bu soru televizyon yayınında soruldu, o ‘Hayır’ dedi, ‘Camidir ibadethane.’ Aynı soru Cumhurbaşkanı olmazdan önce Abdullah Gül’e de sorulmuş muydu, bilmiyorum ama güçlü bir Sünni gelenekten gelen bir kişi olduğu için Gül’ün de cemevinin camiye alternatif bir ibadethane olduğunu kabul etmesi kolay değil.
Ama şu son dönem Türkiye’de herkesin kendi ezberini bozduğu dönem. Belki o güçlü Sünni gelenekten gelen, 2002 seçiminde palamentoya bir tek Alevi kökenli milletvekili bile sokmayan, son seçimde ise değerli Alevi aydın-araştırmacı-yazar Reha Çamuroğlu’nun adında bir sembolü milletvekili yapan Ak Parti de kendi ezberini sahiden bozar, cemevlerine sahip olması gereken statüyü verir, kim bilir!
***
Söylememe gerek bile yok, nerenin ibadethane olup nerenin olmadığına, hangi inancın gerçek bir din hangisinin din olmadığına, geçerli bir inancın olup olmadığına karar verme yeri ‘laik devlet’ değil ve olmamalı. Eğer Aleviler, ‘Bizim ibadethanemiz cemevidir’ diyorsa, bu öyledir denip kabul edilmeli.
Çünkü bir inancı diğerinden daha az inanç görmek kimsenin haddi olmadığı gibi, bir inancı diğer inançlara karşı kayırmak da laik devletin işi değildir, olamaz.
O yüzden, cemevlerinin sahip olması gereken statünün tanınması da yukarıdan bahşedilecek, Ak Parti’ni insafıyla yapılacak bir şey değildir. Doğrusu, zaten isteyen inancın kendi ibadethanesini açıp işletebilmesidir ve inançların devletten eşit muamele görmesidir. Bunun tersi, yani bugünkü uygulamalar zaten anormal olan, laik devletin ruhuna aykırı olan şeylerdir.
***
Ramazan ayının son günlerinde gazete ve televizyon yöneticileriyle bir iftarda buluşan Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘demokratik açılım’a Alevi vatandaşların sorunlarını çözmek için yapılagelmekte olan çalıştayların da dahil olduğunu söylemişti. Bu açılımın koordinatörü de Devlet Bakanı Faruk Çelik. Dün, Çelik de Cumhurbaşkanı ile birlikteydi Tunceli’de.
Umalım ki Cumhurbaşkanı’nın dünkü jesti boşa gitmesin, ‘açılım’ somut adımlarla, Alevi kültürünü yaşatıp destekleyecek eğitim kurumlarıyla ve ibadethane statüsü tartışılmayacak cemevleri ile sürsün.

radikal



Bu yazı 374 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,330 µs