En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Bunun yerine kan mı dökülsün?



Son günlerde yaşananlar bazı çevreleri  çok rahatsız ediyor.
Türkiye’nin felakete doğru yol aldığını, PKK’nın ülkeyi teslim aldığını, zafer gösterileri yaptıklarını ileri süren bir kesim var.
TV’lerdeki görüntüler bu şekilde yorumlanabilir... Ancak bu yorum şekli hem çok haksızlık, hem de kendi kendimize eziyet etmektir.
Sadece bir ar için düşünelim:
TV’lerde izlediğimiz görüntüler yerine, yeni terör olaylarını mı görsek daha iyi olurdu? Fidan gibi gençlerin cenazelerini, içi yanan feryad eden annelerin ağıt yakışlarını mı izleseydik?
Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, PKK bu ülkeyi teslim alamadı ve bundan sonra da hiç teslim alamaz.
Zaten dağdan inenler Ankara’nın “suça karışmadıysanız serbest kalırsınız” güvencesiyle teslim oldular. Yani devlet kucak açmasa gelemeyeceklerdi.
İlk adımların atılması sırasında dahi, açılımın Kürt Sorununu çözmeye yetmeyeceği, Kürt Sorununu çözmenin çok uzun yıllar alacağı zaten görülüyor. Geçen yıldan bu yana, başta Cumhurbaşkanı Gül olmak üzere, Başbakan ve ekibinin hedefi PKK’yı dağdan indirmekti.
İç ve dış koşullar öylesine olgunlaşmış ve bu durum örgütün konumunu öylesine zayıflatmıştı ki, Ankara’daki Asker-Sivil kesim düğmeye bastı.
Bir yanda Washington’un Irak stratejisinin Türkiye  lehine oluşması, öte yanda Erbil  ve Bağdat’ın PKK konusundaki tutumlarını değiştirmeleri, Ankara’nın önünü açtı.
Böyle bir ortamda, Erdoğan kolları sıvadı.

PKK mı Kürt sorunundan, yoksa Kürt sorunu mu PKK'dan çıkıyor...
Bütün bunları hesaplamak ve planlamak kolay da, uygulamak hiçte kolay değil. Zira, her iki  sorun (Kürt sorunu ve PKK) birbirinin içine öylesine girmiş durumda ki net bir ayırım yapabilmek imkansız.
PKK’nın öncelikli isteklerinin başında,  Öcalan ve  üst kadroların serbest kalması, dağ kadrolarının da hapis yerine evlerine dönmesi geliyor. İlk gelenlere uygulanan muamele arkadakilerin de aynı şekilde karşılanacağı umudu doğurdu. Ancak, bir de olaya katılmış,  insan öldürmüş veya yaralamış olanlar var ki, onların affedilmesi henüz çok uzak bir olasılık gibi görünüyor.
İkinci sırada da siyasi istekler var. Bunları zaten biliyoruz. DTP, defalarca  açıkladı. Kürt kimliğini güvenceye almaktan, ana dilde eğitim ve  kürt kökenli vatandaşların yoğun yaşadıkları bölgelerdeki yerel yönetimlere Ankara’nın değil, seçilmişlerin hakim olmalarının sağlanması...
Kürt cephesindeki bu iki öncelik arasında önemli bir bağ var. Ancak henüz tam anlamıyla  anlaşılmayan, bu ikisinin arasında ki görünmez bağın koparılıp koparılmayacağı.
Şimdilik, PKK ile DTP sıkı paslaşıyor ve hedeflerinden ödün vermek istemiyorlar.
Ankara ise, önceliği PKK’ya vermiş durumda. Tüm hazırlıklar, dolaylı mesajlaşma  ve pazarlıklar, PKK’nın Kandil’den indirilmesine  yönelik.

Ankara, önce PKK diyor...
Bu pazarlıkların içeriğini çok az kişi biliyor.
Bağdat-Erbil ve Washington ile yapılan konuşmalar, işte bu açıdan son derece önemli. Zira, PKK’yı ikna etmenin yolu sadece Washington ve Brüksel’den geçmiyor. PKK’yı dağdan indirmeye ikna edecek asıl güç, Barzani ve Talabani’nin birlikte  hareket etmeleri ve ağırlıklarını koymaları gerekiyor. Ancak, bu ikili de Türkiye’nin Kürt sorununda da bazı adımlar atmasını istiyorlar.
İşte ipler bu noktada geriliyor.
Ankara, fazla ileri gitmek istemiyor.
Kürtler ise, Ankara’yı mümkün olduğu kadar ileri bir noktaya çekmeye çalışıyorlar.
Bu bir satranç oyunu.
Kim daha iyi oynarsa, o kazanacak.
Bugünkü konjonktür, Ankara’dan yana.
PKK ise güç kaybediyor. Buna rağmen, yine de Güneydoğu’da son derece yaygın bir kitleye  hükmedebiliyor. Geçtiğimiz günlerde gördüğümüz gibi, istediği anda kalabalıkları  hareketlendirip, insanları sokağa dökebiliyor.
Erdoğan da, çeşitli adımlarla, bölgede PKK’ya kalben katılmamış olanları yanına çekmeye çalışıyor.
Bu karşılıklı oyunun ne zaman biteceğini kimse bilemez.
PKK direnecek, güç gösterilerine girecek, Ankara da karşı ataklara geçip, son darbeyi vurmaya çalışacak.
Ne yazık ki, muhalefet sırf oy kaygısıyla Ankara’ya gereken desteği vermiyor.
Hadi destekten vazgeçtik, hiç değilse köstek olmasalar. Zira, terörden arınmış bir Türkiye  onların torunlarına da kalacak... İster Erdoğan, ister Baykal veya Bahçeli çözmüş olsun... Yeter ki, terör bitsin...
 

Yeter artık, DTP bu sesi duymalı
34 PKK’lı dağdan indiği gün, genel bir memnuniyet vardı. İnsanlar gelişmeleri umutlu bir bekleyişle izliyorlardı.
Ertesi gün, yaşananlar bir PKK show’a dönüştü. Aslında bu olay, PKK’nın teslim olmasıydı. Ancak, son derece ilginç bir senaryo ile adeta bir zafer gösterisine  dönüştürüldü. İlk tepkiler de başladı. Ancak, show bitmedi.
Diyarbakır mitingi geldi ve Ankara’ya yürüyüş çağrıları başladı.
Yaşananları, 1991’deki DEP’lilerin ilk meclise girişleri  sırasında Kürtçe  yemin ederek gösterdikleri  aculluğa benzettim. Nitekim onlar da, o olayın üzerinden zaman geçtikten sonra “Çok gereksiz  bir acelecilik gösterdik. Türk toplumunu kışkırttık” demişlerdi.
Eğer bu gösteriler abartılı şekilde sürdürülürse, korkarım bu defa da sert tepkiler yaşayabiliriz. Ancak şimdi Devlet’ten  değil, kışkırtıcılığa  ve bu süreci durdurmaya hazır o kadar çok kişi var ki, şu veya bu gruptan bir saldırı gelebilir.
İşte bu çerçevede Ahmet Türk’ün, dün gece Kanal D’ye verdiği demeç ilk olumlu sinyal gibi geldi. Bakalım, Türk yaklaşımını partiye kabul ettirebilecek mi?

posta



Bu yazı 661 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,079 µs